SQ SemanticQuran

Hud 11:33

Cüz: 12 | Sayfa: 224
قَالَ اِنَّمَا يَأْت۪يكُمْ بِهِ اللّٰهُ اِنْ شَٓاءَ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ
Kale innema ye'tikum bihillahu in şae ve ma entum bi mu'cizin.
Tarih / Kıssalar (2/5)
#nuh

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Dedi ki: "Allah dilesin yeter ki! Onu sizin başınıza öyle bir sarar ki, artık bir daha asla atlatamazsınız!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu, dedi: ancak Allah getirir, dilerse ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.
Diyanet İşleri
Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."
Mehmet Okuyan
(Nuh ise) şöyle demişti: "Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Allah'ı) asla aciz bırakacak değilsiniz.
Suat Yıldırım
Nuh cevap verip dedi ki: "Onu, dilerse ancak Allah getirir ve O'nun elinden siz asla kaçıp kurtulamazsınız."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nuh: "Onu size ancak dilerse Allah getirir ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.
Muhammed Esed
"Eğer dilerse" dedi, "onu size ancak Allah getirebilir ve siz de yakanızı kurtaramazsınız:
Yaşar Nuri Öztürk
Nuh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız."
Süleymaniye Vakfı
Nuh dedi ki: Gerek görmesi halinde[1] o azabı başınıza getirecek olan sadece Allah'tır. Siz onun önüne geçemezsiniz[2]."
Dipnot 1
Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
Dipnot 2
En'am 6/134.
Süleyman Ateş
Dedi: "Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız!"

Benzer Ayetler

Hud 11:26
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
اَنْ لَا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ اَل۪يمٍ
Şöyle ki: Başkasına değil sadece Allah'a kulluk edesiniz! Çünkü ben, can yakan bir Gün'ün cezasına çarptırılmanızdan korkuyorum."
Yunus 10:74
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِه۪ رُسُلاً اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَد۪ينَ
Sonra onun izinden, her birini kendi toplumlarına olmak üzere (daha başka) elçiler de gönderdik. Ve onlar hakikatin apaçık belgeleriyle geldiler; fakat berikiler bir kez yalanlamış bulundukları hakikate inanmamakta sonuna kadar direndiler: İşte Biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!
Hud 11:25
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
Doğrusu, Nuh'u da mesajımızı kavmine taşımak için elçi olarak görevlendirmiştik. (Demişti ki:) "Bakın, ben size açık ve net bir uyarıyla geldim.
Hud 11:45
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْن۪ي مِنْ اَهْل۪ي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِم۪ينَ
Ve Nuh Rabbine yakardı ve "Rabbim" dedi, "o benim oğlumdu, ailemden biriydi!... Bir kez daha anladım ki, senin sözün (herkesi kapsayan) gerçeğin ta kendisiymiş; ve en hakkaniyetli hüküm veren de Senmişsin!"
Hud 11:49
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
تِلْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهَٓا اِلَيْكَۚ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَٓا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَاۜۛ فَاصْبِرْۜۛ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Bunlar sana bildirdiğimiz gaybi haberlerdendir; bunları ne sen ne de toplumun daha önce biliyor değildiniz. Şu halde sabret! Unutma ki mutlu son, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlarındır.
Hud 11:89
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاق۪ٓي اَنْ يُص۪يبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَع۪يدٍ
"Dahası ey kavmim, benimle yollarınızı ayırmanız sakın sizin günahta ısrarınıza yol açmasın! Yoksa Nuh kavminin, Hud kavminin, ya da Salih kavminin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelebilir. Kaldı ki Lut kavmi sizden pek de uzakta sayılmaz.
Nahl 16:14
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَهُوَ الَّذ۪ي سَخَّرَ الْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا مِنْهُ لَحْماً طَرِياًّ وَتَسْتَخْرِجُوا مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَاۚ وَتَرَى الْفُلْكَ مَوَاخِرَ ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Yemeniz için taze et ve takınıp kuşanmanız için mücevherat çıkarasınız diye denizi ve onun içinde suları yararak akıp gittiğini gördüğün(üz) gemileri, O'nun ihsanından payınıza düşeni arayacağınızı ve (bulunca da) şükredeceğinizi umarak (bir yasaya) tabi kılan da yine O'dur.
İsra 17:3
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۜ اِنَّهُ كَانَ عَبْداً شَكُوراً
Siz, ey Nuh'la birlikte (gemide) taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Unutmayın ki o hep şükreden bir kuldu!"
İsra 17:17
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يراً بَص۪يراً
Nitekim Biz Nuh'tan bu yana nice toplumları helak etmişizdir. Zira, günahkarlıkları yüzünden kullarıyla başa çıkmak için, her bir şeyden haberder olup her bir şeyi gören Rabbin alasıyla yeter de artar bile!
Enbiya 21:77
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: nuh
وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَ
Yine onu, ayetlerimizi yalanlamakta ısrar eden bir topluma karşı desteklemiştik: zira onlar da ahlaken yozlaşmış bir toplumdu; bu yüzden Biz de tümünü boğulmaya terk ettik.