Taha 20:95
Cüz: 16 | Sayfa: 317
قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَا سَامِرِيُّ
Kale fe ma hatbuke ya samiriyy.
Tarih / Kıssalar
(2/5)
#musa
Mealler
Mustafa İslamoğlu
(Musa) "Peki, ya senin derdin neydi ey Samiri!" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya ey samiri, senin derdin ne?
Diyanet İşleri
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Mehmet Okuyan
(Musa) "Ey Samiri! Ya senin durumun (derdin) nedir?"[1] demişti.
Dipnot 1
Hz. Musa'nın bu sözü, hiç kimseyi yargısız infaza tabi tutmamak gerektiğinin delilidir.
Suat Yıldırım
Bu sefer Samiri'ye dönerek: "Samiri! peki senin derdin nedir?" dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Musa: "Ya senin derdin ne ey Samiri?" dedi.
Muhammed Esed
(Musa:) "Peki, ya senin amacın neydi, ey Samiri?" dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Musa dedi: "Senin derdin neydi, ey Samiri?"
Süleymaniye Vakfı
Musa, Samiri'ye: "Ey Samiri! Senin hedefin ne idi?" dedi.
Süleyman Ateş
(Musa, Samiri'ye döndü): "Ey Samiri, ya senin amacın nedir?" dedi.
Benzer Ayetler
Müminun
23:91
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
مَا اتَّخَذَ اللّٰهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ اِذاً لَذَهَبَ كُلُّ اِلٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ
Allah asla herhangi bir çocuk edinmemiştir; O'nunla birlikte başka bir ilah da yoktur. Aksi halde her bir ilah kendi yarattığını kendinden yana çeker, böylece biri diğerine üstünlük kurmaya kalkardı. Allah onların tavsif ve tasavvur ettiklerinin çok ötesinde, aşkın ve uludur.
Fetih
48:23
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً
Allah'ın sünneti geçmişten bu güne hep böyledir: ve sen Allah'ın sünnetinde bir değişme bulamazsın.
Maide
5:42
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اَكَّالُونَ لِلسُّحْتِۜ فَاِنْ جَٓاؤُ۫كَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ اَوْ اَعْرِضْ عَنْهُمْۚ وَاِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْـٔاًۜ وَاِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ
Onlar yalana kulak kesilir, haram adına ne varsa ona yumulurlar. İmdi eğer sana başvururlarsa; ister aralarında hüküm ver, ister onları kendi hallerine bırak. Zira eğer onları kendi hallerine bırakacak olursan, sana hiçbir zarar veremezler. Ama eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet: çünkü Allah adil olanları sever.
Müminun
23:102
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Derken, kimin (iyilikleri) tartıda ağır gelirse işte kurtuluşa erenler onlar olacaktır.
Kaf
50:4
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ
Doğrusu Biz, yerin onları nasıl çürütüp toprak edeceğini daha baştan bilmekteyiz; zira katımızda mahfuz bir yasa mevcuttur.
Ali İmran
3:139
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.
Nur
24:29
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ مَسْكُونَةٍ ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
(Ama) içinde oturulmayan, sizin de yararınıza hizmet veren kamuya açık mekanlara girmenizde bir sakınca yoktur: şu da var ki Allah, açıktan yaptıklarınızı da gizlediklerinizi de bilmektedir.
Kaf
50:9
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ
Yine Biz, gökten bereketli bir su indirdik ve onunla has behçeleri yeşerttik; dahası hasat edilen tahılı
Taha
20:91
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
قَالُوا لَنْ نَبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِف۪ينَ حَتّٰى يَرْجِعَ اِلَيْنَا مُوسٰى
Onlar dediler ki: "Musa bize dönüp gelinceye kadar asla ona perestiş göstermekten geri durmayacağız!"
Nur
24:43
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَاباً ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَاماً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ
(Yine) sen fark etmez misin ki bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine istif edip kümeler haline getiren, derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah'tır. Gökten dolu yüklenmiş (bulut) dağları indiren, peşinden -dilediği kimseye onu isabet ettirip, dilediğinden onu uzak tutan da Allah'tır. (Düşün ki), neredeyse o (bulut)lardan çakan şimşeğin parıltısı gözleri almaktadır: