Şuara 26:102
Cüz: 19 | Sayfa: 370
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mu'minin.
Istenmeyen
(3/5)
#şirk
#dalalet
#iman
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Keşke bizim için bir kez daha dönüş olsaydı da, biz de inananlardan biri olsaydık."
Elmalılı Hamdi Yazır
Bari bizim için geriye bir dönmek olsa idi de mü'minlerden olsa idik
Diyanet İşleri
"Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
Mehmet Okuyan
Keşke bizim için (dünyaya) bir daha dönüş olsaydı da müminlerden olsa(ydı)k!"[1]
Dipnot 1
Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; Mü'minûn 23:99-100.
Suat Yıldırım
(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da, mü'minlerden olsaydık."
Muhammed Esed
N'olurdu, (o hayata) bir kere daha dönebilseydik de inananlardan olsaydık!"
Yaşar Nuri Öztürk
"Keşke bir dönüşünüz daha olsaydı da müminlerden olabilseydik."
Süleymaniye Vakfı
Keşke elimizde bir fırsat daha olsa da biz de mü'minlerden olsak!"
Süleyman Ateş
"Ah keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak!"
Benzer Ayetler
Şuara
26:96
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ
Onlar orada birbirleriyle atışırken şöyle derler:
Şuara
26:100
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ
gel gör ki, şimdi bize arka çıkan ne bir kimse var
Şuara
26:101
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ
ne de yürekten bir dost.
Şuara
26:97
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ
"Hayret vallahi! Her ne kadar, apaçık bir sapıklığın ortasına düşen biz isek de,
Şuara
26:98
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
o zaman sizi alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
Şuara
26:99
Skor: 40
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: şirk,dalalet
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ
ne ki bizi saptıran, yalnızca günahı hayat tarzı haline getiren şu kimselerdi;
Rad
13:33
Skor: 30
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: şirk,dalalet
اَفَمَنْ هُوَ قَٓائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۚ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ قُلْ سَمُّوهُمْۜ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِۜ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
O değilse kimmiş bakayım kazandıkları nedeniyle her canlı varlığın tepesine dikilip duran! Buna rağmen, hala Allah'a ortak koşuyorlar! De ki: "Onları (keyfinize göre) isimlendirin; yani siz, yeryüzünde bilmediği bir şeyi O'na haber veriyorsunuz, öyle mi? Belki de sözü (hakiki anlamda değil), sırf zahir anlamda kullanıyorsunuzdur? Hayır, inkarda ısrar edenlere hileli mantıkları cazip gösterildi ve doğru yoldan saptırıldılar. Zira Allah kimi saptırırsa, ona doğru yolu gösterecek kimse bulunmaz!
Neml
27:81
Skor: 26
Tag: 2 | Güçlü: dalalet
وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِــعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ
Yine, yoldan çıkan körleri doğru yola getirecek olan da sen değilsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; ki zaten onlar gönülden teslim olan kimselerdir.
Rum
30:53
Skor: 26
Tag: 2 | Güçlü: dalalet
وَمَٓا اَنْـتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ۟
Yine sen (kalbi) kör olanları sapıklıktan çevirip de doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak ayetlerimize iman eden kimselere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim oluverirler.
Ahzab
33:36
Skor: 26
Tag: 2 | Güçlü: dalalet
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْراً اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً مُب۪يناً
Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadının kendi işlerinde kişisel tercihlerine göre hareket etmeleri düşünülemez: zira kim Allah ve Rasulü'ne isyan ederse, işte o apaçık bir sapıklığa gömülmüş olur.