SQ SemanticQuran

Mümin 40:18

Cüz: 24 | Sayfa: 468
وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِم۪ينَۜ مَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ حَم۪يمٍ وَلَا شَف۪يعٍ يُطَاعُۜ
Ve enzirhum yevmel azifeti izil kulubu ledel hanaciri kazımin, ma liz zalimine min hamimin ve la şefiin yutau.
Istenmeyen (3/5) Tarih / Kıssalar (2/5) Bilim / Bilgi / Akıl (2/5)
#musa #inkar #korku #zulüm #ilim

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Ve onları yüreklerin sahibini boğarcasına gırtlağa dayanacağı dehşet gününe karşı uyar: o gün zalimler ne samimi bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçi bulacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem haber ver onlara o yaklaşan felaket gününü: O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar; zalimler için ne ısınacak bir hısım vardır, ne dinlenecek bir şefi.
Diyanet İşleri
Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.
Mehmet Okuyan
Yaklaşan gün[1] hakkında onları uyar! Çünkü (o anda) dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelecektir. Zalimlerin hiçbir dostu ve sözü dinlenir hiçbir şefaatçisi yoktur.
Dipnot 1
Yüce Allah bu ayette mahşer gününün [yevmü'l-âzifeh] "yaklaşmakta olan gün" olduğunu bildirmektedir. Ayette geçen [el-âzifeh] kelimesi Kamer 54:1. ayet gereği "Son Saat", Necm 53:57 gereği "yaklaşan şey" yani "kıyamet günü" anlamına gelmektedir. Kur'an'da bir kez de Al-i İmrân 3:134'te [el-kâzımîne] şeklinde geçen [kâzımîne] kelimesi "yutanlar" anlamına gelmekte, burada da kişinin sıkıntılı zamanında yutkunarak yüreklerin ağızlara gelmesi bağlamında kullanılmaktadır.
Suat Yıldırım
Onları, yaklaşan müthiş güne karşı uyar! Yürekler ağıza gelir, yutkunur da yutkunurlar. O zalim kafirlerin ne dostları, ne de sözüne itibar edilir şefaatçileri olmaz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de o yaklaşan felaket gününü onlara haber ver ki, o zaman yürekleri gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar. Zalimler için ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!
Muhammed Esed
Bu sebeple, onları yüreklerin boğulurcasına gırtlağa dayanacağı o yaklaşan Gün'e karşı uyar! (o Gün) zalimler ne bir dost bulacaklar, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.
Yaşar Nuri Öztürk
Onları, yaklaşan felaket günü hakkında uyar! Yürekler gırtlaklara dayanmıştır; habire yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sözü dinlenir bir şefaatçıları.
Süleymaniye Vakfı
Yaklaşmakta olan gün, yüreklerin ağza geleceği, yutkunup duracakları gün konusunda[1] onları uyar. Yanlışa dalanların ne bir can dostu ne de sözü dinlenen bir şefaatçisi olacaktır[2].
Dipnot 1
İbrahim 14/44, Meryem 19/39, Necm 53/57-58.
Dipnot 2
Bakara 2/48, En'am 6/51, 70, Şuara 26/100-101, Hakka 69/35.
Süleyman Ateş
Onları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o gün) yürekler, (korkudan adeta yerinden sökülüp) gırtlaklara dayanmıştır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü tutulur bir aracıları yoktur.

Benzer Ayetler

Hud 11:102
Skor: 60
Kat: 2 | Tag: 4 | Güçlü: musa,korku,zulüm,ilim
وَكَذٰلِكَ اَخْذُ رَبِّكَ اِذَٓا اَخَذَ الْقُرٰى وَهِيَ ظَالِمَةٌۜ اِنَّ اَخْذَهُٓ اَل۪يمٌ شَد۪يدٌ
Ve senin Rabbin, kentleri cezalandırmak istediği zaman işte böyle cezalandırır kı; ki onlar zulmetmiştiler: hiç şüphesiz O'nun cezalandırması çok can yakıcı, pek dehşet vericidir.
Hicr 15:13
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ
onlar da öncekilerin nasıl bir model ortaya koydukları sergilendiği halde, (yine de) bu (vahye) inanmazlar.
Mümtehine 60:9
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
اِنَّمَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَاَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلٰٓى اِخْرَاجِكُمْ اَنْ تَوَلَّوْهُمْۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar: artık kim onlarla dostluk kurarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Hud 11:36
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَۚ
Derken Nuh'a şöyle vahyettik: "Şu kesin ki, daha önce inanmış olanlar dışında bundan böyle toplumundan kimse bana inanmayacak: Artık, onların yapa geldikleri şeylerden dolayı sakın üzüleyim deme!
Nisa 4:160
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ كَث۪يراًۙ
Yahudileşenlerin işledikleri zulümlerden dolayı, önceden helal kılınan bir çok iyi ve temiz şeyden onları mahrum bıraktık. Nedeni ise, Allah yolundan sıkça sapıyor/saptırıyor olmalarıydı:
Şuara 26:11
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
قَوْمَ فِرْعَوْنَۜ اَلَا يَتَّقُونَ
Firavun'un kavmine!.. (Ve sor onlara): Hala Bana karşı sorumlu davranmayacaklar mı?"
Şuara 26:10
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۙ
Hani bir zamanlar Rabbin Musa'ya şöyle nida etmişti: "Şu zalimler güruhuna git;
Hud 11:67
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: korku,zulüm,ilim
وَاَخَذَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دِيَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۙ
Derken, zalimleri (dehşetli) sayha yakalayıverdi de, kendi yurtlarında cansız donakaldılar;
Ankebut 29:49
Skor: 57
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: musa,zulüm,ilim
بَلْ هُوَ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ ف۪ي صُدُورِ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا الظَّالِمُونَ
Aksine o (Kitab), sahibine seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşedilenlerin gönüllerinde yer bulan hakikatin apaçık belgelerinden oluşmuştur: zaten bilinci altüst olmuş kimselerden başkası ayetlerimizi bile bile inkara yeltenmez.
Kalem 68:43
Skor: 54
Kat: 2 | Tag: 4 | Güçlü: musa,korku,ilim
خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
Bakışları gerçeğin dehşetinden yere düşmüş, kendilerini bir zillet kuşatmıştır; zira onlar, becerebilecekleri bir haldeyken secdeye çağrılmışlardı (da reddetmişlerdi).