SQ SemanticQuran

Casiye 45:11

Cüz: 25 | Sayfa: 498
هٰذَا هُدًىۚ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَل۪يمٌ۟
Haza huda, vellezine keferu bi ayati rabbihim lehum azabun min riczin elim.
Ahiret (2/5)
#inkar #azap

Mealler

Mustafa İslamoğlu
(Allah'ın ayetlerini izlemek...) İşte hidayet budur; bir de Rablerinin (kevni ve vahyi) ayetlerini yok sayanlar var: işte onları, (bu) akıl almaz bayağılaşmadan dolayı acınılası bir azap beklemektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu bir irşaddır, rablarının ayetlerine küfredenler ise onlara en fenasından bir elim azab var
Diyanet İşleri
İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
İşte bu (Kur'an) bir rehberdir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden elem verici bir azap vardır.
Suat Yıldırım
Bu Kur'an, hidayet rehberidir. Rab'lerinin ayetlerini reddedenlere ise, en fenasından gayet acı bir azap vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bu (Kur'an) bir irşattır. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise, en kötüsünden acı bir azap vardır.
Muhammed Esed
(Allah'ın işaretlerine ve mesajlarına dikkatlice kulak vermek; işte) rehberliğ(in anlamı) budur. Diğer taraftan, Rablerinin mesajlarını inkara şartlanmış olanları, (yaptıkları) çirkinliklerin bir karşılığı olarak acı bir azap beklemektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
İyiye ve güzele bir kılavuzdur bu! Rablerinin ayetlerini inkar edenler için, korkunç bir pislik azabı öngörülmüştür.
Süleymaniye Vakfı
Bu (Kitap) bir rehberdir[1]. Rablerinin ayetlerini görmezlikte direnenlere, en fenasından acıklı bir azap vardır[2].
Dipnot 1
Rehber diye tercüme edilen sözcük "hüda"dır, "hidayet" ile aynı köktendir. Hidayet, nazikçe yol göstermektir (Müfredat). Allah'ın hidayet etmesi dört çeşit olur:<br /> 1) Umumi hidayet: Tüm mahlukatı kapsayan hidayet olup, Allah'ın her varlığa, onun için faydalı ve zararlı olanı ayırt etme kabiliyeti vermesidir. (Ta Ha 20/50, A'la 87/3).<br /> 2) İmtihandan geçirilen insan ve cinler için hidayet: Davet, yol gösterme ve görevlerini bildirme manasındaki hidayet olup, Allah'ın kitap indirmesi ve uyarıcı göndermesidir (Nisa 4/165, Yunus 10/47, Beled 90/10).<br /> 3) Doğru yol üzere olanlar için hidayet: Bu hidayet Allah'ın, kitabına uyanları desteklemesi, onlara başarı vermesi ve önlerini açmasıdır (Ankebut 29/69, Muhammed 47/17).<br /> 4) Ahiretteki hidayet: Dünyada son nefesine kadar doğru yol üzerinde yaşayanlara Allah'ın, ahirette cennetin yolunu göstermesidir (A'raf 7/43, Yunus 10/9, Muhammed 47/4-6).<br /> Bu ayetteki "rehber" ise Allah'ın ikinci çeşit hidayetinin sonucu olan "Kitap"tır. Her namazda okuduğumuz Fatiha Suresi'ndeki "Allah'ım bizi sırat-ı müstakime hidayet et" duasının manası ise -duayı eden kişi zaten Allah'a yönelmiş bir kimse olduğundan- "Yoluna geldik, kabul et Allah'ım! Yolunda bizi başarıya ulaştır ve önümüzü aç Allah'ım!" şeklindedir.
Dipnot 2
Sebe 34/5.
Süleyman Ateş
İşte yol gösterici, bu (Kur'an)dır. Rablerinin ayetlerini tanımayanlar için çok çetin bir azab vardır!

Benzer Ayetler

Ali İmran 3:3
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ
Önceki (vahiy)lerden bugüne ulaşan hakiketleri doğrulayan bu ilahi kelamı sana sapasağlam indiren O'dur; üstelik, Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmiştir
Enfal 8:59
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُواۜ اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ
Nitekim, küfre saplanan kimseler (Bizi) aşabileceklerini sanmasınlar. Unutmasınlar ki onlar (Allah'ı) atlatamazlar.
Duhan 44:11
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَل۪يمٌ
(O duman) bütün insanları bürüyecek (ve inkarcılar haykıracak): "Acıklı azap işte bu!
Yunus 10:48
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Buna rağmen bir de kalkıp "Bu tehdit ne zaman gerçekleşecekmiş? Eğer doğru söylüyorsanız (cevap verin de görelim)!" diyorlar.
Kasas 28:63
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
قَالَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَغْوَيْنَاۚ اَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْنَاۚ تَبَرَّأْنَٓا اِلَيْكَۘ مَا كَانُٓوا اِيَّانَا يَعْبُدُونَ
Aleyhlerindeki sözün gerçekleştiğini gören kimseler: "Rabbimiz!" diyecekler; "İşte şunlar bizim azdırdıklarımız; kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık: (onlarla) ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz; zaten onlar aslında bize tapıyor değildiler."
Kehf 18:56
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً
Oysa ki Biz elçilerimizi (azap getirsinler) diye değil, yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkarda direnenlerse, aslı faslı olmayan iddialarla hakikati geçersiz kılmanın kavgasını vererek ayetlerimizi ve uyarılarımızı alay konusu ederler.
Bakara 2:104
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُواۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Siz ey iman edenler! "Sen bize uy" demeyin, "Bizi görüp gözet" deyin ve dinleyin; zira inkar edenleri acıklı bir azap beklemektedir.
Tevbe 9:85
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
Ve onların malları da, çocukları da seni hayrete düşürmesin: şu kesin ki Allah, bu şeyleri dünyada onlar için bir azaba dönüştürmek ve canlarını inkara gömülüp gitmişken çekip almak istiyor.
Nisa 4:150
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلاًۙ
Allah ile elçilerinin arasında ayrım yaparak Allah'ı ve elçilerini inkar edenlerle, "bazılarına inanır bazılarını inkar ederiz" diyerek iman ile inkar arasında bir yol tutturmak isteyenler var ya:
Araf 7:84
Skor: 23
Kat: 1 | Tag: 2
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ۟
Sonunda sağanak (gibi bela) yağdırdık üzerlerine: Gör ki günaha gömülüp gidenlerin sonu nice olurmuş!