Alak 96:4
Cüz: 30 | Sayfa: 597
اَلَّذ۪ي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ
Ellezi alleme bil kalem.
Bilim / Bilgi / Akıl
(3/5)
#ilim
#kalem
Mealler
Mustafa İslamoğlu
O insana (bilgiyi) kalemle (kaydetmeyi) öğretti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kalem ile öğreten de
Diyanet İşleri
(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
Mehmet Okuyan
Kalemle (yazmayı) öğreten O'dur.
Suat Yıldırım
Kalemle yazmayı öğretendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kalem ile (yazmayı) öğreten de.
Muhammed Esed
(insana) kalemi kullanmayı öğretendir,
Yaşar Nuri Öztürk
O'dur kalemle öğreten!
Süleymaniye Vakfı
O, kalemle öğretmiş olandır.[1]
Dipnot 1
Bakara 2/31. ayette Allah'ın, Adem'e her varlığın ismini (neye yaradıklarını) öğrettiği bildirilmiştir. Bu ayette de kalemle öğrettiği bildirilmektedir. Demek ki, yazıyı öğreten Allah, onu ilk öğrenen de Adem'dir (Kalem 68/1).
Süleyman Ateş
O ki kalemle (yazmayı) öğretti.
Benzer Ayetler
Alak
96:5
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: ilim
عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْۜ
O insana bilmediklerini öğretti.
Ali İmran
3:44
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: ilim
ذٰلِكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۜ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَۖ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ
(Ey Nebi!) Sana aktardığımız bu bilgi senin gıyabında olup biten olayların haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himaye edecek diye kur'a çektiklerinde sen yanlarında değildin; onlar (bu konuda) birbirleriyle tartışırken de yanlarında değildin.
Bakara
2:146
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Kendilerine vahiy tevdi edilenler, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onların çoğu, bildikleri halde ısrarla gerçeği gizlerler.
Yusuf
12:44
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍۚ وَمَا نَحْنُ بِتَأْو۪يلِ الْاَحْلَامِ بِعَالِم۪ينَ
"Bir tuhaf, karma karışık düşler bunlar" dediler, "üstelik biz rüyaların altında yatan gerçek anlamı bilmekten de aciziz."
İsra
17:67
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُوراً
İmdi, siz denizde bir tehlikeyle karşılaştığınızda, yalvarıp yakardığınız herkes sizi yüzüstü bırakır da O bırakmaz; fakat O sizi kurtarıp karaya çıkardığı zaman (bu kez de) siz yüz çevirirsiniz: zira insanoğlu pek nankördür.
Enfal
8:42
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوٰى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْۜ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْم۪يعَادِۙ وَلٰكِنْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْراً كَانَ مَفْعُولاًۙ لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيٰى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَسَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ
O zaman siz vadinin yakın ucunda, onlar da uzak ucundaydı; kervansa sizden hayli aşağıdaydı. Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz zamanı bu kadar isabetli tutturamazdınız. Fakat Allah olması mukadder bir işi gerçekleştirmek için (böyle) yaptı kı; helak olan hakkın açık bir müdahelesiyle helak olsun, hayatta kalan da (yine) hakkın açık bir müdahalesiyle hayatta kalsın: Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
İsra
17:86
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
وَلَئِنْ شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِالَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِه۪ عَلَيْنَا وَك۪يلاًۙ
Ve eğer dilersek, kesinlikle sana vahyettiklerimizin tamamını gideririz. Ardından da Bize karşı sana kol-kanat gerecek bir koruyucu bulamazsın.
Hucurat
49:16
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
قُلْ اَتُعَلِّمُونَ اللّٰهَ بِد۪ينِكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
De ki: "Allah'a dininizi siz mi öğreteceksiniz? Ama Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir: zira Allah her şeyi ayrıntısıyla bilendir."
Fatır
35:41
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
اِنَّ اللّٰهَ يُمْسِكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ اَنْ تَزُولَاۚ وَلَئِنْ زَالَتَٓا اِنْ اَمْسَكَهُمَا مِنْ اَحَدٍ مِنْ بَعْدِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يماً غَفُوراً
Şu açık ki, yok olurlar diye gökleri yeri (yörüngede) tutan sadece Allah'tır; eğer (yörüngeden) sapmalarına (izin verirse), bunun ardından hiçbir güç onları tutamaz: ne var ki O cezalandırmada hiç acele etmeyendir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.
Ali İmran
3:155
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ilim
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَلَّوْا مِنْكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۙ اِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُواۚ وَلَقَدْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟
İki ordunun karşılaştığı gün, içinizden kaçanlara gelince: birtakım eylemleri sebebiyle şeytan onların ayağını kaydırdı. Fakat (şimdi) Allah onların günahlarını sildi: çünkü Allah tarifsiz bir bağışlayandır, acele cezalandırmayandır.