SQ SemanticQuran

Bakara 2:78

Cüz: 1 | Sayfa: 11
وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
Ve minhum ummiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hum illa yezunnun.

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Onların içerisinde ümmiler de var. Onları kitabı bilmezler, sadece birtakım kuruntulara sahipler; ve onlar (gerçekleri bilmiyor) yalnızca zannediyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunların bir de ümmi kısmı vardır, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını ümniyyeler kurar ve sırf zann ardında dolaşırlar
Diyanet İşleri
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Mehmet Okuyan
İçlerinde birtakım ümmiler[1] vardır ki kuruntular dışında Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onlar zandan başka bir şeyde bulunmuyorlar.
Dipnot 1
[Ümmi] kavramı sanıldığı gibi "okuma-yazma bilmeyen" değil, "[el-Kitab]'ı (Tevrat'ı) bilmeyen", "kitap ehlinden olmayan" veya "Mekkeli" demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta bu ayette "Kitabı (Tevrat'ı) bilmeyenler", Al-i İmrân 3:20, 75'te "kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar", Cum‘a 62:2'de "Mekkeliler" anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158'de "Hz. Muhammed" için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed'in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat'ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Zaten 79. ayette ümmî denen bu kişilerin kitapla ilgili bilgileri kendi elleriyle yazıp Yüce Allah'a iftira ettiklerinden söz edilmektedir.
Suat Yıldırım
Onların bir kısmı da ümmidir. Kitap nedir bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan içindedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunların bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını hayaller kurar ve sadece zan ardında dolaşırlar.
Muhammed Esed
Onlar arasında ilahi kelamın gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; (ki bunlar) sadece bir takım kuruntular(a tabi olurlar) ve zanna dayanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinde ümmi olanlar da vardır ki Kitap'ı bilmezler, sadece hayal ve kuruntu bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.
Süleymaniye Vakfı
Onların bir kısmı ümmidir;[1] kitabı bilmez, kendilerini beklentilere sokan kurguları bilirler.[2] Onlar sadece zanna dayanırlar.
Dipnot 1
Bu ayette geçen "ümmiler" ifadesi, inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyenler anlamındadır. Kur'an'da ümmi kelimesi "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20) ve Mekkeli anlamında da kullanılmıştır (Al-i İmran 3/75, Cum'a 62/2). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (A'raf 7/157-158) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığını iddia ederler (Furkan 25/5). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
Dipnot 2
"Kurgular" diye anlam verdiğimiz emani (أَمَانِى), 'ümniyye'nin çoğuludur. Burada bu kelime, kitabı anlamadan okuma manasındadır. Bu okuyuş kişiyi, hayale dayalı beklentilere sokar (Müfredat). Bakara 2/111.
Süleyman Ateş
Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma şeyler)dir; onlar sadece zannediyorlar.