SQ SemanticQuran

Enfal 8:54

Cüz: 10 | Sayfa: 183
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْـنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِم۪ينَ
Ke de'bi ali fir'avne vellezine min kablihim, kezzebu biayati rabbihim, fe ehleknahum bi zunubihim ve agrakna ale fir'avn, ve kullun kanu zalimin.
Tarih / Kıssalar (2/5) Bilim / Bilgi / Akıl (2/5)
#firavun #zulüm #ilim

Mealler

Mustafa İslamoğlu
(O halde onların akıbeti de) Firavun toplumu ve ondan öncekilerin akıbetine benzeyecek: Onlar Rablerinin mesajlarını yalanlamışlardı, biz de onları günahları yüzünden helak ettik; boğulmaya mahkum ettik Firavun soyunu: zira hepsi de zalim olmakta direniyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Tıbkı ali Fir'avnin ve onlardan evvelkilerin gidişi gibi ki rablarının ayetlerini tekzib ettiler biz de kendilerini günahlariyle helak ettik ve ali Fir'avni gark eyledik, hepsi de zalimdiler
Diyanet İşleri
Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.
Mehmet Okuyan
(Bunların durumu) tıpkı Firavun'un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir.[1] Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahları nedeniyle helak etmiş[2] ve Firavun'un ailesini (destekçilerini denizde) boğmuştuk. Hepsi de zalimdiler.
Dipnot 1
Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:11; Enfâl 8:52.
Dipnot 2
Burada yalanlamak "sebep", helak ise "sonuç"tur.
Suat Yıldırım
Evet, tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tutumu gibi: Rab'lerinin ayetlerini yalan saydılar. Biz de günahları sebebiyle onları imha ettik. Firavun ve beraberindekileri de denizde boğdu. Doğrusu, bunların hepsi de zalim idiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerine yalan dediler, Biz de kendilerini günahları yüzünden helak ettik ve Firavun hanedanını suda boğduk. Onların hepsi zalim kimselerdi.
Muhammed Esed
Firavun yandaşlarının ve onlardan önce yaşayıp gidenlerin başlarına ne geldiyse (bunların da başına benzeri gelecek:) Onlar Rablerinin ayetlerine yalan gözüyle bakmışlardı; ve bu yüzden, Biz de onları (bu) günahlarına karşılık helak ettik; boğuverdik o Firavun yandaşlarını; onların hepsi zalim kimselerdi çünkü.
Yaşar Nuri Öztürk
Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tavırları gibi. Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı. Biz de onları günahları yüzünden mahvettik. Firavun hanedanını da boğmuştuk. Bunların tümü zulme sapanlardı.
Süleymaniye Vakfı
Evet! Bunların hali tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin hali gibidir. Onlar, Rablerinin ayetleri karşısında yalana sarıldılar. Rableri de onları günahları sebebiyle yok etti. Firavun hanedanını da suda boğdu[1]. Hepsi de yanlış yoldaydı.
Dipnot 1
İltifat, bkz Enfal 8/2. ayetin dipnotu.
Süleyman Ateş
(Evet) Fir'avn ailesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi: Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahlarıyle mahvetmiştik ve Fir'avn ailesini boğmuştuk. Hepsi de zulmedicilerdi.

Benzer Ayetler

Şuara 26:10
Skor: 49
Kat: 2 | Tag: 3 | Güçlü: firavun,zulüm,ilim
وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۙ
Hani bir zamanlar Rabbin Musa'ya şöyle nida etmişti: "Şu zalimler güruhuna git;
Şuara 26:11
Skor: 49
Kat: 2 | Tag: 3 | Güçlü: firavun,zulüm,ilim
قَوْمَ فِرْعَوْنَۜ اَلَا يَتَّقُونَ
Firavun'un kavmine!.. (Ve sor onlara): Hala Bana karşı sorumlu davranmayacaklar mı?"
Tahrim 66:11
Skor: 44
Kat: 2 | Tag: 3 | Güçlü: firavun,zulüm,ilim
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَۢ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ
İman edenlere ise Allah, Firavun'un karısını örnek göstermiştir: Hani o demişti ki: "Rabbim! Lütfu kereminden bana cennette sade bir ev ihsan et; beni Firavun'dan, onun (çirkin) amelinden ve zalim kavmin (şerrinden) kurtar!"
Hud 11:96
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: firavun,ilim
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۙ
Doğrusu Biz Musa'yı da, ayetlerimizle ve kesin bir yetkiyle
Bakara 2:51
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: zulüm,ilim
وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ
Bir zaman Musa'ya kırk gece süren bir randevu vermiştik. (Bunu fırsat bilen siz), onun ardından bir inek yavrusu heykelini peydahlayıverdiniz ve böylece zalimlerden oldunuz.
İsra 17:101
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: firavun,ilim
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّ۪ي لَاَظُنُّكَ يَا مُوسٰى مَسْحُوراً
Doğrusu Biz Musa'ya, (Risaletinin) apaçık belgeleri olan dokuz mucizevi kanıt verdik. İstersen sor İsrailoğullarına; (Musa) onlara geldiğinde, Firavun ona "Gerçek şu ki, ben senin sihirlenmiş biri olduğunu düşünüyorum!" demişti.
Enam 6:129
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: zulüm,ilim
وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ۟
Ve işte Biz, işledikleri yüzünden zalimleri birbirine böyle musallat ederiz.
Yunus 10:13
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: zulüm,ilim
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُواۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِم۪ينَ
Doğrusu sizden önceki bir çok nesli de, kötülük odağı olmaya başlayınca yok oluşa mahkum etmiştik. Oysa ki onlara (da) peygamberleri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi; fakat onlar inanmamakta direndiler: günaha gömülüp giden toplumu işte böyle cezalandırırız.
Mümin 40:23
Skor: 38
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: firavun,ilim
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۙ
Doğrusu Biz Musa'yı, mesajlarımızla ve (sahibinin doğruluğuna şahit olan) apaçık bir belgeyle elçi göndermiştik:
Şura 42:40
Skor: 35
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: zulüm,ilim
وَجَزٰٓؤُ۬ا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَاۚ فَمَنْ عَفَا وَاَصْلَحَ فَاَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ
Ama kötülüğün cezası, ancak ona denk bir karşılık olabilir; ne var ki kim affeder ve barış yaparsa, işte onun mükafatı Allah'a aittir: Şüphe yok ki O, zalimleri asla sevmez.