Mümin 40:68
Cüz: 24 | Sayfa: 474
هُوَ الَّذ۪ي يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۚ فَاِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ۟
Huvellezi yuhyi ve yumit, fe iza kada emren fe innema yekulu lehu kun fe yekun.
Ahiret
(2/5)
#ölüm
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Hayatı ve ölümü yaratan O'dur: ve O bir işin olmasına hükmettiğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluşum sürecine giriverir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O odur ki hem diriltir, hem öldürür, hasılı o bir emri istediği vakıt ona sade "ol!" der oluverir
Diyanet İşleri
O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
Mehmet Okuyan
O diriltendir, öldürendir. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "Ol!" der, o da hemen olmaya başlar.[1]
Dipnot 1
[Kün fe yekûnu] yani "yaratılış sistemi"yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.
Suat Yıldırım
Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmedince, sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O'dur hem dirilten, hem öldüren. Özetle, O bir işe karar verdiği zaman ona sadece: "Ol!" der, oluverir.
Muhammed Esed
Hayat veren ve ölüm dağıtan O'dur; bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece "Ol!" der ve o (şey hemen) oluverir.
Yaşar Nuri Öztürk
O, O'dur ki, hem hayat veriyor hem öldürüyor. Bir iş ve oluşa hükmedince, ona sadece "Ol!" der; o hemen oluverir.
Süleymaniye Vakfı
Hayat veren de öldüren de odur[1]. Bir işin olmasına karar verdiğinde onun için sadece "Ol!" der, sonra o şey oluşur[2].
Dipnot 1
Tevbe 9/116, Yunus 10/56, Mü'minun 23/80, Duhan 44/8, Hadid 57/2.
Dipnot 2
Bakara 2/117, Nahl 16/40, Yasin 36/82. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/35, İnsan 76/1-2).
Süleyman Ateş
Yaşatan ve öldüren O'dur. Bir işin olmasını istedi mi, ona sadece "ol!" der, o da olur.
Benzer Ayetler
Kıyame
75:28
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ
Artık ayrılık vaktinin gelip çattığına aklı iyice yatmıştır;
Araf
7:126
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
وَمَا تَنْقِمُ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَٓاءَتْنَاۜ رَبَّـنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّـنَا مُسْلِم۪ينَ۟
Çünkü sen, sadece Rabbimizin ayetlerine bize ulaşır ulaşmaz inandık diye bizden intikam alıyorsun." "Rabbimiz! Sabır yağdır üzerimize ve varlığımızı sana adamış olarak canımızı al!"
Enbiya
21:8
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَداً لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ
Biz onları yemeğe bile ihtiyaç duymayan varlıklar olarak göndermedik; dahası onlar ölümsüz de değildiler.
Kıyame
75:29
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ
ayaklar birbirine dolaşmıştır:
Taha
20:76
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُ۬ا مَنْ تَزَكّٰى۟
mutluluğun üretildiği, zemininden ırmakların çağladığı, girenin bir daha çıkmadığı cennetler... İşte bu da, arınan kimselerin ödülüdür.
İsra
17:75
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
اِذاً لَاَذَقْنَاكَ ضِعْفَ الْحَيٰوةِ وَضِعْفَ الْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَص۪يراً
O zaman da sana, hayatın da ölümün de acısını kat kat tattırırdık; üstelik seni elimizden kurtaracak birini de bulamazdın.
Kıyame
75:30
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ۟
o gün sürüklenip götürülüş Rabbine doğrudur.
Yunus
10:56
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
O'dur hayatı ve ölümü yaratan; nihayet sonunda dönüp dolaşıp varacağınız yer O'nun huzurudur.
Ali İmran
3:107
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Fakat yüzü ağaranlar Allah'ın rahmetine dalacaklar; onlar o rahmette ebediyyen kalacaklar.
Ankebut
29:40
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: ölüm
فَكُلاًّ اَخَذْنَا بِذَنْبِه۪ۚ فَمِنْهُمْ مَنْ اَرْسَلْنَا عَـلَيْهِ حَـاصِباًۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُۚ وَمِنْهُمْ مَنْ خَسَفْنَا بِهِ الْاَرْضَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَغْرَقْنَاۚ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Sonuçta her birini günahlarından dolayı enseledik: Ve onlardan kimileri üzerinde (bela) fırtınası estirdik, kimisini de sarsıcı bir azap çığlığı yakaladı; yine onlardan bizı kimseleri yerin dibine geçirdik, bazılarını da boğulmaya terk ettik: Ne var ki onlara zulmeden asla Allah değildi; ve fakat onlar asıl kendi kendilerine zulmetmişlerdi.