Tahrim 66:12
Cüz: 28 | Sayfa: 560
وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ
Ve meryemebnete ımranelleti ahsanet ferceha fe nefahna fihi min ruhına ve saddekat bi kelimati rabbiha ve kutubihi ve kanet minel kanitin.
Tarih / Kıssalar
(3/5)
#musa
#rab
#kıssa
Mealler
Mustafa İslamoğlu
İmran'ın kızı Meryem'i de (örnek göstermiştir): O (Meryem) ki iffetini korumuş, buna karşılık Biz de onun (rahminde)kine ruhumuzdan üflemiştik; o da Rabbinin kelimelerini ve O'nun kitaplarını gönülden tasdik etmişti: zira o, Allah'ın iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duranlardan biriydi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de Imranın kızı Meryemi ki ırzını pek sağlam korudu, fakat biz ona ruhumuzdan nefh ettik, hem rabbının kelimatını ve kitablarını tasdık etmişti, hem "kanitin"den idi
Diyanet İşleri
Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem'i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
Mehmet Okuyan
Namusunu korumuş[1] İmran'ın kızı Meryem'i de (örnek vermektedir). Biz ona rûhumuzdan üflemiştik ve Rabbinin sözlerini (emirlerini) ve kitaplarını onaylamıştı (benimsemişti).[2] O, boyun eğenlerdendi.[3]
Dipnot 1
Ayette geçen [ahsanet] fiili Haşr 59:2'de geçen ve "kaleler" anlamına gelen [husûn] kelimesiyle aynı kökten gelmekte, Hz. Meryem'in namusunu "kale gibi, titizlikle koruduğu" mesajını içermektedir.
Dipnot 2
Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:91; Mü'minûn 23:50.
Dipnot 3
Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:45; Enbiyâ 21:91.Bu ayetin sonundaki [el-kâniTîne] kelimesi, [müzekker] yani erkekler anlamında çoğuldur ve bir kadın olan Hz. Meryem'i de içermektedir. Buradan anlaşılıyor ki bu tür ifadeler kadın-erkek herkesi kapsamaktadır.
Suat Yıldırım
Bir de İmran'ın kızı Meryem'i misal getirir. Meryem, iffet ve namusunu korudu. Biz ona Ruhumuzdan üfledik. O da Rabbisinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden itaat edenlerden oldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de iffetini pek sağlam korumuş olan Imran kızı Meryem'i (misal verdi). Biz ona ruhumuzdan üfledik; o, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti ve içtenlikle itaat edenlerdendi.
Muhammed Esed
Ve İmran'ın kızı Meryem(in kıssasını Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanların diğer bir örneği yaptık): O iffetini korumuştu, bunun üzerine Biz onun (rahmindeki)ne ruhumuzdan üflemiştik ve Meryem Rabbinin sözlerinin ve (böylece,) vahyettiklerinin doğruluğunu kabul etmiş ve samimiyetle bağlananlardan biri olmuştu.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem'i de örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi de içten bağlananlardan oldu.
Süleymaniye Vakfı
Namusunu korumuş olan İmran kızı Meryem de örnektir. Onun içine ruhumuzdan üflemiştik[1]. Meryem, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti[2]. O, içten boyun eğenlerdendi.
Dipnot 1
Buradaki ruh, Allah'tan gelen bilgidir (İsra 17/85). O bilgi, Allah'ın İsa aleyhisselama, anasının rahminde iken (Enbiya 21/91) öğrettiği kitap bilgisi ve konuşmadır (Al-i İmran 3/48, Meryem 19/30-33) Böylece o ve annesi, insanlar için birer ayet /mucize olmuşlardır (Meryem 19/21, Müminun 23/50).
Dipnot 2
Tevrat'ın Yeşaya 7:14 pasajında, Allah'ın bir ayeti olarak bakire bir kızın erkek çocuk doğuracağı bildirilmiştir. Meryem annemizin kendinden önceki Tevrat'ı tasdik etmesi, bakire olduğu halde bu doğumu yapmasıyla sağlanmıştır. Tevrat'ta haberi verilen bu doğumun gerçekleşeceği de İncil'in Luka 1:31-35 pasajlarında Meryem annemize bildirilmiştir. Meryem annemize hiçbir erkek dokunmadığı halde (Meryem 19/20) İsa aleyhisselamı doğurduğunun söylenmesi, Kur'an'ın da kendinden önceki kitaplarda bulunan bu sözleri tasdik ettiğini gösterir.
Süleyman Ateş
(Yine Allah) İmran'ın kızı Meryem'i de (misal verdi). O ırzını korumuştu, biz de on(un rahmin)e ruhumuzdan üflemiştik. O, Rabbinin kelimelerini ve Kitaplarını doğrulamış ve gönülden ita'at edenlerden olmuştu.
Benzer Ayetler
Sebe
34:19
Skor: 34
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: musa
فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
Buna rağmen onlar "Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!" de(meye getir)diler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine biz de onları geçmişin efsanelerine döndürdük ve param parça edip dağıttık. Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla O'na kutllukta direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.
Taha
20:49
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
قَالَ فَمَنْ رَبُّكُمَا يَا مُوسٰى
(Firavun): "Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa?" dedi.
Ali İmran
3:41
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
(Zekeriyya) yalvardı: "Rabbim! Bana bir işaret göster!" (Allah) buyurdu ki: "Senin işaretin, insanlarla üç gün boyunca işaret dışında konuşamamandır. (Konuşma yerine) Rabbini çok zikret ve sabah-akşam, gündüz-gece O'nu tesbih et!
Kehf
18:21
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 3 | Güçlü: musa
وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُٓوا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۚ اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَاناًۜ رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْۜ قَالَ الَّذ۪ينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِداً
İşte bu yöntemle onların hikayesini (insanlara) aktardık ki, Allah'ın vaadinin bütünüyle gerçek olduğunu ve Son Saat'in gelip çatacağından kuşku duyulmaması gerektiğini bilip fark etsinler. O zamanlar, (işin bu yanını bırakıp) onların eylemini aralarında tartışmaya başladılar. Onlardan bir kısmı "Onların hatırasına anıtsal bir kitabe dikin; onların gerçek konumunu Rableri daha iyi bilir" dediler. Onların yönetimini ellerine geçirmiş olan egemen sınıfa mensup berikiler ise "(Kararımız) kesindir: onların üzerine ille de bir mabed yapılacaktır!" dediler.
Şuara
26:113
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
اِنْ حِسَابُهُمْ اِلَّا عَلٰى رَبّ۪ي لَوْ تَشْعُرُونَۚ
Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer: keşke bu kadarını olsun fark etseydiniz!
Mümin
40:66
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَٓاءَنِيَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّ۪ي وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
De ki: "Elbet ben, hele de Rabbimden bana hakikatin apaçık delilleri ulaşmışken, Allah'tan başka yalvarıp yakardıklarınıza kulluk etmekten nehyolundum; ve ben kendimi Alemlerin Rabbine teslim etmekle emrolundum."
Kasas
28:16
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي فَغَفَرَ لَهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ
(Ardından) "Rabbim!" dedi, "Ben kendime kötülük ettim! Ne olur beni affet!" Bunun üzerine Allah onu affetti: çünkü O, evet O'dur mutlak bağış sahibi, sonsuz merhametin kaynağı da O'dur.
Hud
11:101
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَـمَٓا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّت۪ي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَٓاءَ اَمْرُ رَبِّكَۜ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْب۪يبٍ
Ama onlara zulmeden Biz değildik, lakin onlar kendi kendilerine zulmettiler. Dahası Rablerinin helak emri geldiğinde, Allah dışında yalvarıp yakardıkları ilahları onların başından hiçbir şeyi savamadı; üstelik bunlar, kendi çöküşlerini hızlandırmaktan başka bir işe de yaramadı.
Meryem
19:24
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ
Bunun ardından o (hurma ağacının) alt tarafından ona hitaben bir ses geldi: "Sakın üzülme! İşte, Rabbin senin (rahminde) olanı şerefli kılmıştır;
Araf
7:134
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: musa
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَۚ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ
(Bu) musibet(ler)in başlarına geldiği her zaman şu vaadde bulunurlardı: "Ey Musa, seninle yaptığı peygamberlik ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et! Bu musibeti bizden uzak tutmayı sağlarsan, söz, sana inanacak ve İsrailoğullarının seninle gitmesine izin vereceğiz."