Nisa 4:103
Cüz: 5 | Sayfa: 94
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَأْنَنْتُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً
Fe iza kadaytumus salate fezkurullahe kıyamen ve kuuden ve ala cunubikum, fe izatma'nentum fe ekimus salat, innes salate kanet alal mu'minine kitaben mevkuta.
Istenen
(3/5)
#namaz
#iman
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Namazınızı eda ettiğinizde, ayaktayken, otururken ve uzanmış bir haldeyken Allah'ı anın ve güvenlik içindeyken namazlarınızı (eksiksiz) kılın; çünkü namaz bütün mü'minler için belirli zamanlarda kayıtlı bir vecibedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta ve gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allahı zikredin, derken korkudan ıtmi'nan buldunuz mu o vakıt namazı tam erkaniyle eda edin çünkü namaz mü'minler üzerine muayyen vakıtlarla yazılı bir farz bulunuyor
Diyanet İşleri
Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
Mehmet Okuyan
Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı hatırlayın! Güvene kavuşunca namazı (tam) kılın! Şüphesiz ki namaz, müminler üzerine vakitle yazılmış (bir farz)dır.[1]
Dipnot 1
Bu buyruk, hayatın her alanında Yüce Allah'ı hatırlamanın ve hayatı Allah bilinciyle yaşamanın gerekliliğini hatırlatmaktadır. Allah bilincinden yoksun bir hayatın aslında ölümden farkı yoktur.
Suat Yıldırım
Namazı tamamladıktan sonra, gerek ayakta durarak, gerek oturarak ve gerek yanlarınız üzerinde uzanarak hep Allah'ı zikredin. Derken, korkudan güvene kavuştunuz mu, o vakit namazı tam erkaniyle eda edin.Çünkü namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarken hep Allah'ı anın. Korkudan kurtulduğunuz da namazı tam erkanı ile eda edin. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.
Muhammed Esed
Namazınızı bitirdiğinizde Allahı anın ayakta iken, otururken ve uzanmış halde ve yeniden güvenliğinizi sağladığınızda namazlarınızı (eksiksiz) eda edin. Namaz, bütün müminler için (günün) belli zamanları ile kayıtlı kutsal bir yükümlülüktür.
Yaşar Nuri Öztürk
Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükunet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.
Süleymaniye Vakfı
O (bir rekatlık) namazı kıldığınızda[1] Allah'ı ayakta, oturur halde[2] ve yanlarınız üzerinde anın.[3] Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın.[4] Çünkü namaz, müminlere, vakitle sınırlı olarak[5] farz kılınmıştır.
Dipnot 1
Kaza (قضي ) bir işi tam ve sağlam yapma ve yürürlüğe koyma anlamındadır (Mekayis). Bir konuda karar verme (Nisa 4/65, İsra 17/23) ve bir işi tamamlama (Fussilet 41/12) anlamlarında kullanıldığı gibi işi tam ve sağlam yapma anlamında da kullanılır (Bakara 2/200, Hac 22/29). Bu ayette kaza, Cuma 62/10. ayette olduğu gibi "namazı vaktinde kılmak" anlamındadır.
Dipnot 2
Önceki ayete göre, Nebimizin arkasında namaza duran ilk kesimin, birinci rekatın secdesini yapar yapmaz nöbeti devralması gerekir. Namazda ruku ile secdenin arasının açılmaması gerektiğinden (Bakara 2/125, Al-i İmran 3/43, Hac 22/26, 77, Fetih 48/29) oturma rüknünun bir rekatlı namazlarda iki secde arasında olması gerekir. Onların, oturarak Allah'ı anma emrini yerine getirmeleri ancak iki secde arasında olabilir. Bu da her rekatta iki secde yapmanın ve secdeler arasında oturmanın farz olduğunu gösterir.
Dipnot 3
Kişinin yanları, kol ve bacaklarıdır. Vücut, kol ve bacaklar üzerinde iki şekilde durabilir. Birincisinde eller dizlerin üzerine konarak gövde kol ve bacaklar üzerine getirilir. İkincisinde de secde için başı yere koymadan önce dizler sonra eller yere lidi? konur, karın dizlerden uzak tutularak vücut, kol ve bacaklar üzerine getirildikten sonra baş yere konur ve secde yapılır. Bu durumda ayet, bir rekatta kıyam, rüku ve secdenin şeklini anlatmış olur. Ayrıca Kaf 50/40. ayette secdelerin ardından tesbih edilmesi emredilmiştir. Secdeler sözü çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Her rekatta iki secde olduğu için ikiden sonraki en az secde dört olur ve iki rekattan sonra oturup tesbihte bulunmak farz olur. Bu da tahiyyat ve benzeri duaların bu ayetin gereği olduğunu gösterir. Üç rekatlı namazlarda üçüncü ve dört rekatlı namazlarda da dördüncü rekattan sonra oturulmasının sebebi de aynıdır. "Tam kılın" emri, "Korku geçtikten sonra artık bir rekata düşürmeyin." anlamındadır. Hasta ve yolcular Ramazan'da oruç tutmayı daha sonraya erteleyebilirler (Bakara 2/183, 185) ama namazda böyle bir erteleme yoktur. Adetli kadın ile ilgili olarak kullanılan eza (أدى) kelimesi (Bakara 2/222), Nisa 4/102'de bütün cemaat için kullanılmıştır. Bu da, kadındaki adet sıkıntısının da yolculukta yağmurdan doğan sıkıntının na namazı kılmamaya sebep olamayacağını açıkça gösterir. Yolculukta, düşman saldırısı tehlikesi doğsa bile namazın kısaltılmasına müsaade edilmiş ama kazaya bırakılmasına izin verilmemiştir (Nisa 4/102-103).
Dipnot 4
Yolcular, güvene kavuştuktan sonra akşamı 3, diğerlerini iki rekat kılınca tam kılmış olurlar.
Dipnot 5
Hem ayetin bu bölümünden hem de Nisa 4/102 ayetinde yapılan tariften anlaşıldığına göre, insanın başına gelebilecek en zor durum olan düşman korkusu ve savaş halinde bile namazın terk edilememesi, namazların vakti dışında kılınamayacağının yani kaza namazı diye bir şey olamayacağının delilidir. Bu ayetten yola çıkarak namazların birleştirilemeyeceğine hükmedenler olmuştur ancak farz namazların vakitlerini belirleyen ayetlere bakıldığında namazların birleştirilebileceği açıkça görülür: Farz namazların vakitlerini anlatan Hud 11/114. ayette, "gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde, namazı düzgün ve sürekli kılın" emri yer alır. İsra 17/78. ayette, günün ilk namaz vaktinin Güneşin tepe noktasından batıya kaydığında gireceği anlatıldığı halde, her iki ayette de bu vaktin ne zaman çıkacağından ve ikindi vaktinin ne zaman gireceğinden söz edilmez. Bu durumda ikindinin son vakti, gündüzün bittiği akşam namazı vakti olur. Bu ikisi arasındaki vakit, öğle ile ikindinin ortak vaktidir. Akşam namazının vakti gündüzün bitmesiyle girer. Yatsının son vakti de gündüze ait işaretlerin tamamen bitmesi ile biter. Her iki ayette de akşamın son vakti ve yatsının ilk vakti belirtilmediği için gündüzün bitiminden yatsının sonuna kadar önce akşam, arkasından yatsı namazı kılınabilir. Aralarında vakit ortaklığı bulunmayan ikindi ile akşam veya sabah ile öğle namazları birleştirilemez. Resulullahın Medine'de öğle ile ikindiyi, akşamla yatsıyı korku veya yağmur olmadığı halde birleş­tirdiği konusundaki sahih hadisler de ayetlerin hükmünü teyit eder (Müslim, Salat'ul-müsafirin; 49-50, 54-58 (705).
Süleyman Ateş
Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allah'ı anın; güvene kavuştunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.
Benzer Ayetler
Tevbe
9:71
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Ama inanan erkekler ve inanan kadınlar (da) birbirlerinin dostu, koruyucusudurlar: İyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olanı önlerler; ve namazı içtenlikle kılarlar, zekatı da seve seve verirler; Allah'a ve O'nun Elçisi'ne uyarlar: işte onlardır Allah'ın rahmetini bahşedeceği kimseler; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden yalnızca Allah'tır.
Nisa
4:25
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ مِنْكُمْ طَوْلاً اَنْ يَنْكِـحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟
Aranızdan her kimin durumu, hür bir mü'min kadın almaya elvermezse, o meşru şekilde sahip olduğunuz mü'min kızlardan birini alsın; çünkü Allah, imanınızı(n değerini) çok iyi bilir; (zaten eşler olarak) siz, birbirini bütünleyen parçalarsınız. O halde iffetini koruyan, fuhşa bulaşmayan ve dost da tutmayan kadınlarla sahiplerinin izniyle evlenin ve mehirlerini makul bir şekilde verin! Onlar evlendirildikten sonra iffetsiz bir davranışta bulunurlarsa, onları hür evli kadınlara verilenin yarısıyla cezalandırın! Bu, içinizden zorlanınca günaha girme korkusu duyanlar içindir. Fakat sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır: Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Fetih
48:29
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً
Muhammed Allah'ın Elçisi'dir ve onun safında olanlar, hakkı inkar edenlere karşı kararlı ve ödünsüz, birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler. Onları hep rüku ve secde halinde Allah'ın kerem ve rızasını ararken görürsün; onların nişanları yüzlerindeki secde izleridir. Bu onların Tevrat'taki temsilidir. Bir de onların İncil'teki temsili var: Onlar filiz vermiş tohum gibidir; derken (Allah) o filizi güçlendirir ve kalınlaştırır ki kökü üzerine dimdik dursun da üreticiyi sevindirsin. Böylece O, hakkı inkar edenleri de kinlerine mahkum etmiş olur. (Ne ki) Allah onlardan iman eden ve ıslah edici eylemler ortaya koyanlara sınırsız bir bağış ve büyük bir ödül vaad etmiştir.
Neml
27:2
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
هُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ
inananlar için bir rehber ve bir müjdedir.
Neml
27:3
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.
Tevbe
9:112
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ
(Bu), ne zaman bir günah işleseler hemen tüm varlığıyla O'na yönelenlerin, yalnız O'na kulluk edenlerin, övgülerin tamamını sadece O'na hasredenlerin, seyyah olup O'nun rızasının peşine düşenlerin, yalnızca O'nun önünde eğilip, sadece O'nun huzurunda yere kapananların, iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan alıkoyanların ve Allah'ın koyduğu sınırları kesintisiz koruyanların (mutluluğudur). O halde, (bu evsaftaki) tüm mü'minleri müjdele.
Bakara
2:153
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ
Ey iman edenler! (Allah'tan) sabır ve salat ile yardım isteyin. Zira Allah sabredenlerle beraberdir.
Bakara
2:177
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Gerçek erdem yüzlerinizi doğuya veya batıya döndürmeniz değildir. Fakat gerçek erdem kişinin Allah'a, ahiret gününe, meleklere, İlahi kelama, peygamberlere inanması, malı -ona sevgi duymasına rağmen- yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve özgürlüğü elinden alınanlara vermesi, namazı istikametle kılması, zekatı gönlünden gelerek vermesidir. Onlar söz verdikleri zaman sözlerinde dururlar, şiddetli zorluk ve darlıklara karşı göğüs gererler. İşte bunlardır sözlerine sadık kalanlar... Takvaya ermiş olanlar da bunlardır.
Yunus
10:87
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰى وَاَخ۪يهِ اَنْ تَبَوَّاٰ لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ
Derken Musa ve kardeşine şöyle vahyettik: "Şehirde toplumunuz için bazı evleri karargah edinin; kendi evlerinizi ise ibadethaneye dönüştürerek ibadetinizi eda edin! Ve (sen ey Musa!), mü'minleri (zaferle) müjdele!"
Nisa
4:162
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: namaz
لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُق۪يم۪ينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْت۪يهِمْ اَجْراً عَظ۪يماً۟
Lakin içlerinde ilimde derinleşmiş olanlara, sana ve senden önce indirilene iman edenlere, özellikle de namazı istikamet üzre diriltenlere, zekatı gönülden gelerek verenlere, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara; işte bunlara, zamanı gelince muazzam bir ödül bahşedeceğiz.