SQ SemanticQuran

Gaşiye 88:21

Cüz: 30 | Sayfa: 592
فَذَكِّرْ اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ
Fezekkir innema ente muzekkir.

Mealler

Mustafa İslamoğlu
İmdi sen (ey peygamber) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
Elmalılı Hamdi Yazır
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Diyanet İşleri
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Mehmet Okuyan
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın.[1]
Dipnot 1
Uyarının amacı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9.
Suat Yıldırım
İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
Muhammed Esed
İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
Yaşar Nuri Öztürk
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse sen doğru bilgi ver[1] /Kur'an'ı anlat! Sen sadece doğru bilgi vermekle görevlisin.[2]
Dipnot 1
Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan, bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
Dipnot 2
Kaf 50/45, Zariyat 51/55, Tur 52/29, A'la 87/9.
Süleyman Ateş
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.