Beyyine 98:1
Cüz: 30 | Sayfa: 598
لَمْ يَكُنِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ مُنْفَكّ۪ينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ
Lem yekunillizine keferu min ehlil kitabi vel muşrikine munfekkine hatta te'tiye humul beyyineh.
Mealler
Mustafa İslamoğlu
İnkarda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı edinenlere mensup olsunlar- kendilerine hakikatin açık delili gelinceye kadar dışlanacak değillerdi!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ehli kitab ve müşriklerden o küfredenler, infilak edecek değildi gelinciye kadar kendilerine beyyine
Diyanet İşleri
Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Mehmet Okuyan
Beyyine[1](apaçık bir elçi) kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Dipnot 1
Ayette geçen [el-beyyinetü] kelimesi "açık ve kesin delil" anlamına gelmekte, bir sonraki ayetin işaretiyle bunun "elçi, Hz. Muhammed" olduğu anlaşılmaktadır.
Suat Yıldırım
Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kafirler, kendilerine o açık ve kesin delil gelmedikçe, inkarlarından ayrılacak değillerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlar, -ister geçmiş vahyin mensuplarından isterse Allah'tan başkasına da ilahlık yakıştıranlardan (olsunlar)- kendilerine hakikatin açık kanıtları gelmeden (O'nun tarafından) gözden çıkarılacak değillerdir,
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi.
Süleymaniye Vakfı
Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan ve müşriklerden[1] kafirlik edenler, kendilerine o beyyine/ açık delil gelinceye kadar çözülmüş değillerdi;[2]
Dipnot 1
Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Buna rağmen Allah'a daha çok yaklaşmak amacıyla araya çeşitli aracılar konup onlara itaat edilerek (Zümer 39/3), o aracılar ilah haline getirilir (A'raf 7/30). Putların ilah olamayacağını herkes kolayca anlayacağından, onlara tapan kimse bilerek şirk koşmuş olur. İnsanların çoğu gök cisimleri, melekler, din büyükleri ve daha nice varlığa Allah'a benzer nitelikler yükleyerek, onları Allah ile aralarına koyar ve müşrik olurlar. Ancak Bakara 2/22'de, "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın" ifadesinin kullanılması, bilmeden yapılan yanlışların affedileceğini gösterir (Bakara 2/286). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, büluğa erdiği andan itibaren putların rab olmayacağını anlamıştı. Ama gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar yıldızın, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğunu sanıyordu. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (En'am 6/75-79, Enbiya 21/51-64) ve ulaştığı bu bilgiyi hemen toplumuna anlatarak onları da uyardı (En'am 6/79-83). Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i imran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123, Enbiya 21/52-56). Benzer durum, herkes için de geçerlidir. Hiçbir Müslüman puta tapmaz ama bugün Müslümanlar, Nebimiz Muhammed aleyhisselamı, ilim adamlarını ve din adamlarını rab edindiklerinin farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, açıklamayı bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), yaptığı açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1-2). Ama geleneksel yapı, bir çok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, hatta onun da hüküm koyabileceğini bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur'an'ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/120, 145, 286). Ama birçok ayeti gizleyip birçoğunun da anlamını bozarak Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (A'raf 7/44-45).
Dipnot 2
Bakara 2/213, Al-i İmran 3/19, Casiye 45/17.
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden ve müşriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık kanıt gelinceye dek (halleri üzere) bırakılacak değillerdi (mutlaka kendilerine açıklama gelecekti).