SemanticQuran

Ayetler

Temizle
Toplam sonuç: 6236

Duha 93:2

Cüz: 30 | Sayfa: 595
#emanet
وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ
Vel leyli iza seca.
Mustafa İslamoğlu
karanlığın dibini bulup sakinleşen gece şahit olsun
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve dindiği zaman o geceye kasem olsun ki
Diyanet İşleri
Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki,
Mehmet Okuyan
(Karanlığı) çöken geceye ki
Suat Yıldırım
Sükunete erdiği dem gece hakkı için ki:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve dindiği zaman o geceye ki,
Muhammed Esed
ve durgun, karanlık geceyi.
Yaşar Nuri Öztürk
Gelip oturduğu vakit geceye ki,
Süleymaniye Vakfı
Durgunlaştığında geceye[1] de yemin olsun ki[2]
Süleyman Ateş
Sakinleşen geceye andolsun ki,

Duha 93:3

Cüz: 30 | Sayfa: 595
#rab #peygamber
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
Ma veddeake rabbuke ve ma kala.
Mustafa İslamoğlu
ki; Rabbin seni ne terk etti, ne de darıldı.
Elmalılı Hamdi Yazır
veda' etmedi rabbın sana ve darılmadı
Diyanet İşleri
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
Mehmet Okuyan
Rabbin, seni terk etmedi ve (sana) darılmadı.[1]
Suat Yıldırım
Ey Resulüm! Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rabbin sana veda etmedi ve darılmadı!
Muhammed Esed
Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı:
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
Süleymaniye Vakfı
(Ey Muhammed!) Rabbin seni bırakmadığı gibi sana darılmadı da.[1]
Süleyman Ateş
Rabbin, seni bırakmadı ve sana darılmadı.

Duha 93:4

Cüz: 30 | Sayfa: 596
Ahiret
#ahiret #peygamber #ölüm
وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ
Ve lel ahıretu hayrun leke minel ula.
Mustafa İslamoğlu
Kaldı ki, sonrası senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır;
Elmalılı Hamdi Yazır
ve her halde sonu senin için önünden daha hayırlı
Diyanet İşleri
Muhakkak ki ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki (peygamberliğinin) son (dönemi) ilk (dönem)inden daha iyi olacaktır.[1]
Suat Yıldırım
Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından daha hayırlıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve kesinlikle senin için sonu önünden (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır.
Muhammed Esed
öteki dünya senin için (hayatının) bu ilk bölümünden mutlaka daha iyi olacak!
Yaşar Nuri Öztürk
Sonrası, senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır.
Süleymaniye Vakfı
Senin için sonraki (hayat), şimdikinden kesinlikle daha iyi olacaktır.[1]
Süleyman Ateş
Senin sonun, ilkinden iyi olacaktır.

Duha 93:5

Cüz: 30 | Sayfa: 596
Dua / yöneliş
#rab #bağışlama
وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىۜ
Ve le sevfe yu'tike rabbuke fe terda.
Mustafa İslamoğlu
ve zamanı gelince Rabbin sana bahşedecek, sen de (bundan) hoşnut ve memnun olacaksın.
Elmalılı Hamdi Yazır
ve ileride rabbın sana ata edecek öyle ata edecek ki rızaya ereceksin
Diyanet İşleri
Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
Mehmet Okuyan
Rabbin, yakında sana (nimetler) verecek ve sen memnun olacaksın.
Suat Yıldırım
Elbette Rabbin sana ileride öyle ihsan edecek, ta ki sen de O'ndan ve verdiğinden razı olacaksın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ileride Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın!
Muhammed Esed
Ve zamanı geldiğinde Rabbin sana (kalbinden geçeni) bağışlayacak ve seni hoşnut kılacak.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın!
Süleymaniye Vakfı
Rabbin elbette sana (nimetler) verecek ve sen de hoşnut olacaksın.[1]
Süleyman Ateş
Rabbin, sana verecek ve sen razı olacaksın.

Duha 93:6

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#yetim
اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ
E lem yecidke yetimen fe ava.
Mustafa İslamoğlu
O seni bir yetim olarak bulup sığınak olmadı mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
O seni bir yetim iken barındırmadı mı?
Diyanet İşleri
Seni yetim bulup da barındırmadı mı?
Mehmet Okuyan
Yetimken seni bulup barındırmadı mı?
Suat Yıldırım
Seni yetim bulup barındırmadı mı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, seni bir yetim iken barındırmadı mı?
Muhammed Esed
O seni yetim olarak bulup bir sığınak vermedi mi?
Yaşar Nuri Öztürk
O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı?
Süleymaniye Vakfı
O, seni yetim bulup da barındırmadı mı?
Süleyman Ateş
O, seni yetim bulup barındırmadı mı?

Duha 93:7

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#hidayet
وَوَجَدَكَ ضَٓالاًّ فَهَدٰىۖ
Ve vecedeke dallen fe heda.
Mustafa İslamoğlu
Yine O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yöneltmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
ve seni yol bilmez iken yola koymadı mı?
Diyanet İşleri
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
Mehmet Okuyan
Şaşkınken seni bulup doğru yola ulaştırmıştı.[1]
Suat Yıldırım
Seni dinin hükümlerinden habersiz bulup seçerek dosdoğru yola koymadı mı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Seni, yol bilmez iken (doğru) yola koymadı mı?
Muhammed Esed
Ve yolunu kaybetmiş görüp seni doğru yola ulaştırmadı mı?
Yaşar Nuri Öztürk
Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
Süleymaniye Vakfı
Seni şaşkın halde bulup da yolu göstermedi mi?[1]
Süleyman Ateş
Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?

Duha 93:8

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#yetim
وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ
Ve vecedeke ailen fe agna.
Mustafa İslamoğlu
Seni muhtaç bir halde bulup, muhannete muhtaç olmaktan ve mala tamahtan müstağni kılmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
ve seni bir yoksul iken zengin etmedi mi?
Diyanet İşleri
Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
Mehmet Okuyan
Yalnızken seni bulup zengin etmişti.[1]
Suat Yıldırım
Seni muhtaç bulup ihtiyacını gidermedi mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Seni bir yoksul iken zengin etmedi mi?
Muhammed Esed
İhtiyaç içinde bulup seni tatmin etmedi mi?
Yaşar Nuri Öztürk
Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
Süleymaniye Vakfı
Seni muhtaç halde bulup da ihtiyacını karşılamadı mı?[1]
Süleyman Ateş
Seni fakir bulup zengin etmedi mi?

Duha 93:9

Cüz: 30 | Sayfa: 596
Toplum / adalet
#yetim #zulüm
فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ
Fe emmel yetime fe la takher.
Mustafa İslamoğlu
Dolayısıyla, asla yetime otoriter davranma (surat asma)
Elmalılı Hamdi Yazır
Öyle ise amma yetime kahretme
Diyanet İşleri
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Mehmet Okuyan
Yetimi sakın ezme!
Suat Yıldırım
Öyle ise, sakın yetimi güçsüz bulup hakkını yeme, sakın onu küçümseyip üzme!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)!
Muhammed Esed
Öyleyse yetime haksızlık yapma,
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, yetimi örseleme,
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse sen de sakın yetimi hor görme![1]
Süleyman Ateş
Öyleyse sakın öksüzü ezme,

Duha 93:10

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#yetim
وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ
Ve emmes saile fe la tenher.
Mustafa İslamoğlu
Her durumda yardım isteyeni azarlama!
Elmalılı Hamdi Yazır
ve amma saili azarlama
Diyanet İşleri
Sakın isteyeni azarlama!
Mehmet Okuyan
Sorup (yardım) isteyeni sakın azarlama!
Suat Yıldırım
İsteyene de kaba davranma, onu azarlama!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
El açıp isteyeni de azarlama!
Muhammed Esed
yardım isteyeni asla geri çevirme,
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksulu/dilenciyi azarlama!
Süleymaniye Vakfı
İsteyene ve sorana da ilgisiz davranma![1]
Süleyman Ateş
Dilenciyi azarlama.

Duha 93:11

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#rab
وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
Ve emma bi ni'meti rabbike fe haddis.
Mustafa İslamoğlu
ve her zaman Rabbinin (sonsuz) nimetini dilinden düşürme!
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat rabbının ni'metini anlat da anlat.
Diyanet İşleri
Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
Mehmet Okuyan
Sadece Rabbinin nimetini anlat!
Suat Yıldırım
Rabbinin nimetlerini ise durmayıp söyle!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat!
Muhammed Esed
ve (her zaman) Rabbini(n) nimetlerini an.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir!
Süleymaniye Vakfı
Rabbinin sana olan nimetini /Kur'an'ı daima anlat![1]
Süleyman Ateş
Ve Rabbinin ni'metini anlat.

İnşirah 94:1

Cüz: 30 | Sayfa: 596
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
E lem neşrah leke sadrek.
Mustafa İslamoğlu
Göğsünü açıp seni ferahlatmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
Şerh etmedik mi senin içün bağrını?
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Mehmet Okuyan
Senin için göğsünü ferahlatmadık mı?[1]
Suat Yıldırım
Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Senin için bağrını açmadık mı?
Muhammed Esed
Biz kalbini aç(ıp ferahlat)madık mı,
Yaşar Nuri Öztürk
Açıp genişletmedik mi senin göğsünü!
Süleymaniye Vakfı
Senin gönlünü (İslam'a) açmadık mı?[1]
Süleyman Ateş
Biz senin (bunalan) göğsünü açmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genişletmedik mi)?

İnşirah 94:2

Cüz: 30 | Sayfa: 596
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
Ve vedagna anke vizrek.
Mustafa İslamoğlu
Ve yükünü sırtından kaldırmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve indirmedik mi senden o barını?
Diyanet İşleri
(2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
Mehmet Okuyan
(2, 3) Belini büken yükünü senden atmıştık.
Suat Yıldırım
(2-3) Senin belini çatırdatan o ağır yükünü indirmedik mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İndirmedik mi senden o yükünü?
Muhammed Esed
ve üzerinden yükü kaldırmadık mı,
Yaşar Nuri Öztürk
İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü!
Süleymaniye Vakfı
Yükünü kaldırıp atmadık mı,
Süleyman Ateş
Ve atmadık mı senin üzerinden yükünü?

İnşirah 94:3

Cüz: 30 | Sayfa: 596
اَلَّـذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ
Ellezi enkada zahrek.
Mustafa İslamoğlu
Ki o yük belini iki büklüm etmişti!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki zar etmişti bütün zahrını?
Diyanet İşleri
(2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
Mehmet Okuyan
(2, 3) Belini büken yükünü senden atmıştık.
Suat Yıldırım
(2-3) Senin belini çatırdatan o ağır yükünü indirmedik mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?
Muhammed Esed
o belini büken (yükü)?
Yaşar Nuri Öztürk
Ki o, belini çatırdatmıştı senin.
Süleymaniye Vakfı
belini büken yükünü?[1]
Süleyman Ateş
Ki (o, ağırlığından) sırtını çatırdatmıştı!

İnşirah 94:4

Cüz: 30 | Sayfa: 596
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ
Ve refa'na leke zikrek.
Mustafa İslamoğlu
Ve senin şanını yüceltmedik mi?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yükseltmedik mi senin zikrini
Diyanet İşleri
Senin şanını yükseltmedik mi?
Mehmet Okuyan
Senin için şanını da yüceltmiştik.
Suat Yıldırım
Hem senin şanını yüceltmedik mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Senin şanını yüceltmedik mi?
Muhammed Esed
Şerefini ve itibarını yükseltmedik mi?
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yüceltmedik mi senin şanını!
Süleymaniye Vakfı
İtibarını da yükseltmedik mi?[1]
Süleyman Ateş
Senin şanını yükseltmedik mi?

İnşirah 94:5

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#rab
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ
Fe inne maal usri yusra.
Mustafa İslamoğlu
Sözün özü: elbet her zorlukla beraber tarifsiz bir kolaylık vardır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var
Diyanet İşleri
Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.[1]
Suat Yıldırım
Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
Muhammed Esed
Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır:
Yaşar Nuri Öztürk
Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var!
Süleymaniye Vakfı
Şurası kesin ki her bir zorlukla beraber bir kolaylık vardır![1]
Süleyman Ateş
Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

İnşirah 94:6

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#rab
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۜ
İnne maal usri yusra.
Mustafa İslamoğlu
evet, her zorlukla beraber tarife sığmaz bir kolaylık vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var
Diyanet İşleri
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Mehmet Okuyan
(Evet), şüphesiz ki her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.
Suat Yıldırım
Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
Muhammed Esed
Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık!
Yaşar Nuri Öztürk
Zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak var!
Süleymaniye Vakfı
O zorlukla beraber gerçekten bir kolaylık daha vardır.[1]
Süleyman Ateş
Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

İnşirah 94:7

Cüz: 30 | Sayfa: 596
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ
Fe iza feragte fensab.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde (zorluktan) kurtulduğunda (kolaylıktan) nasibini gözet! (Zorluğu aşınca tebliğe devam et)
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde boşaldın mı yine kalk yorul
Diyanet İşleri
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
Mehmet Okuyan
(Bir işi bitirip) boş kalınca hemen (başka bir işe) kalk.[1]
Suat Yıldırım
O halde bir işi bitirince, hemen başka işe giriş, onunla uğraş.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
Muhammed Esed
Öyleyse (sıkıntıdan) kurtulduğun zaman sağlam dur,
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul!
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse boş kaldığında bir işe koyul[1]
Süleyman Ateş
O halde (işlerinden) boşaldığın zaman (ibadete) dur.

İnşirah 94:8

Cüz: 30 | Sayfa: 596
Dua / yöneliş
#rab #ümit
وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ
Ve ila rabbike fergab.
Mustafa İslamoğlu
Ve (yüzünü) yalnız Rabbine dön; artık hep (O'na) meylet!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ancak rabbına rağbet et, hep ona doğrul
Diyanet İşleri
Ancak Rabbine yönel ve yalvar.
Mehmet Okuyan
Yalnızca Rabbine yönel!
Suat Yıldırım
Hep Rabbine yönel, O'na yaklaş!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!
Muhammed Esed
ve yalnız Rabbine sevgi ile yönel.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yalnız Rabbine yönelip doğrul!
Süleymaniye Vakfı
ve sadece Rabbine yönel!
Süleyman Ateş
Rabb'ine niyaz et, yalvar.

Tin 95:1

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#emanet
وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ
Vet tini vez zeytun.
Mustafa İslamoğlu
İncir ağacı ve zeytin (diyarı) şahittir!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun o Tine ve o Zeytune
Diyanet İşleri
Tin'e ve zeytun'a andolsun.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun: Tîn'e, Zeytûn'a,[1]
Suat Yıldırım
İncir ve zeytin hakkı için!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun o incire, o zeytine,
Muhammed Esed
İnciri ve zeytini düşün,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun incire, zeytine,
Süleymaniye Vakfı
İncir'e ve Zeytin'e[1] yemin olsun,
Süleyman Ateş
Tin'e ve Zeytun'a andolsun.

Tin 95:2

Cüz: 30 | Sayfa: 596
#emanet
وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ
Ve turi sinin.
Mustafa İslamoğlu
Ulu Sina Dağı şahittir!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o Tur-i Sinine
Diyanet İşleri
Sina dağına andolsun,
Mehmet Okuyan
Sînâ Dağı'na,
Suat Yıldırım
Sina dağı, hakkı için!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sinin (Sina) dağına
Muhammed Esed
ve Sina Dağını,
Yaşar Nuri Öztürk
Tur-i Sina'ya,
Süleymaniye Vakfı
Sina'daki Tur dağı'na,[1]
Süleyman Ateş
Sina Dağına andolsun.