SemanticQuran

Ayetler

Temizle
Toplam sonuç: 6236

Zilzal 99:3

Cüz: 30 | Sayfa: 599
وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ
Ve kalel insanu ma leha.
Mustafa İslamoğlu
İnsan der ki: Ne oluyor buna!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve insan "noluyor buna?" Dediği vakıt
Diyanet İşleri
(1-3) Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman,
Mehmet Okuyan
İnsan "Buna (yere) ne oluyor?" dediği(nde),
Suat Yıldırım
İnsan şaşkın şaşkın: "Ne oluyor buna!" dediği zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsan: "Buna ne oluyor?" dediğinde;
Muhammed Esed
ve insan: "Ona ne oluyor?" diye bağırdı(ğında),
Yaşar Nuri Öztürk
Ve insan: "Ne oluyor buna?" dediği zaman,
Süleymaniye Vakfı
insan da "Ne olmuş buraya!" deyince,[1]
Süleyman Ateş
Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman!

Zilzal 99:4

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#emanet
يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ
Yevme izin tuhaddisu ahbareha.
Mustafa İslamoğlu
İşte o dehşet günü, yeryüzü dile gelip (şahit olduklarını) bir bir haber verecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün bütün haberlerini anlatır
Diyanet İşleri
İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.
Mehmet Okuyan
İşte o gün (yer), haberlerini söyler.
Suat Yıldırım
İşte o gün yer, üstünde olan biten her şeyi anlatır:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o gün, (yer) bütün haberlerini anlatır.
Muhammed Esed
o Gün yer, bütün haberlerini ortaya dökecek,
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o gün yerküre, tüm haberlerini söyler/anlatır.
Süleymaniye Vakfı
işte o gün yer, haberlerini anlatır;
Süleyman Ateş
İşte o gün (yer), haberlerini söyler.

Zilzal 99:5

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#rab
بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ
Bi enne rabbeke evhaleha.
Mustafa İslamoğlu
zira senin Rabbin, ona (da emrini) vahyetmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü rabbın ona vahy eylemiştir
Diyanet İşleri
Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.
Mehmet Okuyan
Çünkü Rabbin ona vahyetmiş (bildirmiş olacak)tır.[1]
Suat Yıldırım
Çünkü Rabbin ona bunları vahyeder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.
Muhammed Esed
Rabbinin vahyettiği şekilde.
Yaşar Nuri Öztürk
Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.
Süleymaniye Vakfı
çünkü Rabbin bunları ona bildirmiş olur.
Süleyman Ateş
Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir (onun için başından geçenleri anlatır).

Zilzal 99:6

Cüz: 30 | Sayfa: 599
يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتاً لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ
Yevme izin yasdurun nasu eştaten li yurev a'malehum.
Mustafa İslamoğlu
İşte o dehşet günü bütün insanlar, yaptıkları kendilerine gösterilmek üzere darmadağın ve derbeder bir halde toplanacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün nas, müteferrık surette fırlıyacaklardır, amelleri kendilerine gösterilmek için
Diyanet İşleri
O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.
Mehmet Okuyan
O gün, (yaptığı) işleri kendilerine gösterilsin diye insanlar grup grup çıkarlar.
Suat Yıldırım
İşte o gün bölükler halinde insanlar, kabirlerinden çıkıp yüce divana dururlar, ta ki yaptıklarının karşılığını görüp alırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün insanlar, amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölükler halinde fırlayıp çıkacaklardır.
Muhammed Esed
O Gün bütün insanlar, (geçmiş) fiillerini görmek üzere biri öbüründen ayrılmış olarak ortaya çıkacaklar.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün insanlar, yapıp ettikleri kendilerine gösterilsin diye kümeler halinde ortaya fırlayacaklardır.
Süleymaniye Vakfı
O gün insanlar, yaptıkları işlerin kendilerine gösterilmesi için ayrı ayrı öne çıkarlar.[1]
Süleyman Ateş
O gün insanlar, ayrı ayrı gruplar halinde (Yüce Divana) çıkarlar ki, yaptıkları işler kendilerine gösterilsin.

Zilzal 99:7

Cüz: 30 | Sayfa: 599
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُۜ
Fe men ya'mel miskale zerretin hayren yereh.
Mustafa İslamoğlu
Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu (ilahi kayıtta) görecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki her kim zerre mikdarı bir hayır işlerse onu görecek
Diyanet İşleri
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükafatını görecektir.
Mehmet Okuyan
Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu görür.
Suat Yıldırım
Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her kim zerre kadar bir hayır isterse onu görecek;
Muhammed Esed
Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek,
Yaşar Nuri Öztürk
Artık, kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür.
Süleymaniye Vakfı
Artık kim zerre kadar iyilik yapmış olsa onu görür.[1]
Süleyman Ateş
Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.

Zilzal 99:8

Cüz: 30 | Sayfa: 599
وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَراًّ يَرَهُ
Ve men ya'mel miskale zerretin şerren yereh.
Mustafa İslamoğlu
kim de zerre kadar kötülük yaparsa, onu (ilahi kayıtta) görecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her kimde zerre mikdarı bir şerr işlerse onu görecek
Diyanet İşleri
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.
Mehmet Okuyan
Kim de zerre kadar kötülük yaparsa onu görür.[1]
Suat Yıldırım
Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
her kim de zerre kadar bir kötülük işlerse onu görecektir.
Muhammed Esed
kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve kim bir zerre miktarı şer üretmişse onu görür.
Süleymaniye Vakfı
Kim de zerre kadar kötülük yapmış olsa onu görür.[1]
Süleyman Ateş
Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.

Adiyat 100:1

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
وَالْعَـادِيَاتِ ضَبْـحاًۙ
Vel adiyati dabha.
Mustafa İslamoğlu
Yazıklar olsun (vahye) dinmez bir hınçla saldıranlara,
Elmalılı Hamdi Yazır
O harıl harıl koşular koşan
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun: Soluk soluğa koşan düşmanlara
Suat Yıldırım
Gazilerin nefes nefese koşan,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun o harıl harıl koşular koşanlara,
Muhammed Esed
Ooo! Nefes nefese koşan binek atları,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun soluyuşlarıyla ses çıkararak koşanlara/nefes nefese saldıranlara,
Süleymaniye Vakfı
(Allah yolunda) nefes nefese koşturup duranlara yemin olsun![1]
Süleyman Ateş
Andolsun nefesleriyle (güp güp) ses çıkararak koşan (at)lara,

Adiyat 100:2

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
فَالْمُـورِيَاتِ قَـدْحاًۙ
Fel muriyati kadha.
Mustafa İslamoğlu
ve (içindeki) öfke ateşiyle etrafı tutuşturanlara.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çakarak da ateşler saçan
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Kıvılcım (öfke) saçanlara,
Suat Yıldırım
Koşarken tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(tırnaklarını) çakarak ateşler saçanlara,
Muhammed Esed
ateş saçan kıvılcımlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Çakıp çakıp ateş çıkaranlara,
Süleymaniye Vakfı
Kıvılcımlar çaktıranlara,
Süleyman Ateş
(Tırnaklariyle yerden) Ateş çıkaranlara,

Adiyat 100:3

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحاًۙ
Fel mugirati subha.
Mustafa İslamoğlu
ve sabah(lara)a kadar kıskançlıktan kıvrananlara,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sabahleyin baskın basan
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Sabah vakti baskın yapanlara.
Suat Yıldırım
Sabah erkenden baskın basan,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sabahleyin baskın basanlara,
Muhammed Esed
sabah vakti akına koşan,
Yaşar Nuri Öztürk
Sabahleyin akın edenlere/baskın yapıp toprak fethedenlere,
Süleymaniye Vakfı
sabahleyin harekete geçenlere,
Süleyman Ateş
Sabahleyin akın edenlere,

Adiyat 100:4

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعاًۙ
Fe eserne bihi nak'a.
Mustafa İslamoğlu
sonuçta tozu dumana katarak ortalığı bulandıranlara:
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken savurup da bir toz duman
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Bu sebeple, onlar tozu dumana katmışlardı
Suat Yıldırım
O esnada tozu dumana katan,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
derken savurup da bir toz duman (tozu dumana katanlara),
Muhammed Esed
böylece toz bulutları yükselten,
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, onunla toz duman çıkaranlara,
Süleymaniye Vakfı
bu çabaları ile kalıcı bir eser bırakanlara,
Süleyman Ateş
(Koşarak) Toz koparanlara,

Adiyat 100:5

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعاًۙ
Fe vesatne bihi cem'a.
Mustafa İslamoğlu
nihayet bu düşmanlıkla toplumun ortasına dalanlara…
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir derneği o demde ortalayan kuvvetlere kasem eylerim ki
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Topluluğun ortasına dalmışlardı.[1]
Suat Yıldırım
Derken düşman kuvvetinin ortasına dalan atların hakkı için ki:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o anda bir derneği ortalayanlara (topluluğun ortasına dalanlara) ki,
Muhammed Esed
(körcesine) bir ordunun içine dalan!
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, onunla bir topluluğun ortasına dalanlara ki,
Süleymaniye Vakfı
böylece yaptıklarıyla, bir topluluk olarak merkezde yer alanlara yemin olsun ki
Süleyman Ateş
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara.

Adiyat 100:6

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#cehennem #rab
اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ
İnnel insane li rabbihi le kenud.
Mustafa İslamoğlu
ki gerçekten de (bu) insan tipi Rabbine karşı çok nankördür;
Elmalılı Hamdi Yazır
Pek nankördür o insan rabbine
Diyanet İşleri
(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki böylesi insan, Rabbine karşı çok nankördür.
Suat Yıldırım
Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o insan Rabbine karşı pek nankördür.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, insan Rabbine karşı çok nankördür;
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan, Rabbine karşı gerçekten çok nankördür!
Süleymaniye Vakfı
(çoğu) insan, Rabbine karşı gerçekten iyilikbilmezdir.[1]
Süleyman Ateş
(Bunlara andolsun) Ki insan, Rabbine karşı çok nankördür.

Adiyat 100:7

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#emanet
وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ
Ve innehu ala zalike le şehid.
Mustafa İslamoğlu
üstelik insanın kendisi de buna şahittir;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o kendi şahiddir buna
Diyanet İşleri
Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki buna kendisi de şahittir.
Suat Yıldırım
Kendisi de buna şahittir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve kendisi de şahittir buna.
Muhammed Esed
ve kendisi (de) buna şahittir:
Yaşar Nuri Öztürk
Ve kendisi de buna iyiden iyiye tanıktır.
Süleymaniye Vakfı
Şüphesiz buna kendisi de şahittir.[1]
Süleyman Ateş
Ve o da buna şahiddir.

Adiyat 100:8

Cüz: 30 | Sayfa: 599
وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ
Ve innehu li hubbil hayri le şedid.
Mustafa İslamoğlu
zira o servete pek tutkundur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o sevdiği için serveti katıdır, çetindir ona
Diyanet İşleri
Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki onun mal sevgisi çok şiddetlidir.
Suat Yıldırım
Ondaki mal hırsı pek şiddetlidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve o serveti sevdiği için katıdır, çetindir ona.
Muhammed Esed
çünkü servet hırsına kapılmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
O, mal ve servet arzusu yüzünden alabildiğine katıdır.
Süleymaniye Vakfı
Çünkü ondaki mal ve makam[1] sevgisi çok güçlüdür.
Süleyman Ateş
Doğrusu o, malı çok sever.

Adiyat 100:9

Cüz: 30 | Sayfa: 599
Ahiret
#ahiret #rab
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
E fe la ya'lemu iza bu'sirama fil kubur.
Mustafa İslamoğlu
O bilmez mi ki; kabirlerde bulunan herkes diriltilip ortaya çıkacağı zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat bilmiyecek mi? Deşildiği zaman o kabirdekiler
Diyanet İşleri
(9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
Mehmet Okuyan
Bilmez mi ki mezarlarda olanlar dışarı atıldığında,
Suat Yıldırım
(9-10) Peki o insan, kendisinin ve malının akıbetini hala bilip anlamayacak mı? Kabirlerde olanlar diriltilip dışarı atıldığı zaman, sinelerin içinde bulunan her şey derlenip ortaya konulduğu zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bilmiyor mu ki, kabirdekiler deşildiği zaman,
Muhammed Esed
Ama bilmez mi ki (Ahiret Günü,) herkes mezarından ayağa kalkıp dışarı çıktığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Bilmez mi ki o, kabirler içindekiler dışarı fırlatıldığında,
Süleymaniye Vakfı
O hiç bilmiyor mu ki kabirlerde olanlar dışarı çıkarıldığında[1]
Süleyman Ateş
Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı,

Adiyat 100:10

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#rab
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ
Ve hussıle ma fis sudur.
Mustafa İslamoğlu
ve göğüslerde saklı her şey ortaya serileceği (zaman):
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve derildiği zaman o sadırdakiler
Diyanet İşleri
(9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
Mehmet Okuyan
Göğüslerde (kalplerde) olanlar (gizlenenler) ortaya döküldüğünde,
Suat Yıldırım
(9-10) Peki o insan, kendisinin ve malının akıbetini hala bilip anlamayacak mı? Kabirlerde olanlar diriltilip dışarı atıldığı zaman, sinelerin içinde bulunan her şey derlenip ortaya konulduğu zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o göğüslerdekiler derlendiğinde,
Muhammed Esed
ve insanların kalplerinde (gizli) olan her şey ortaya döküldüğünde,
Yaşar Nuri Öztürk
Göğüslerin içindekiler derlenip toplandığında,
Süleymaniye Vakfı
ve sinelerde olanlar toparlanıp ortaya konulduğunda[1]
Süleyman Ateş
Göğüslerde bulunanlar devşirildiği zaman,

Adiyat 100:11

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#rab
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ
İnne rabbehum bihim yevme izin le habir.
Mustafa İslamoğlu
Elbet Rableri, o gün onları (bekleyen akıbetin) iç yüzünden bütünüyle haberdardır!
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün o rableri onlara elbette habirdir
Diyanet İşleri
(9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Rableri o gün onlardan haberdardır.
Suat Yıldırım
İşte bilhassa o gün, Rab'leri, onların bütün yaptıklarından haberdardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün, Rableri onlardan elbette haberdardır!
Muhammed Esed
işte o Gün Rableri, onların her halinden haberdar (olduğunu gösterecek)tir?
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz, o gün, Rableri onlardan iyice haberdar olacaktır.
Süleymaniye Vakfı
ٍişte o gün Rableri onlara (neler yaptıklarını) kesinlikle bildirecektir![1]
Süleyman Ateş
O gün Rabbleri onların her halini haber almış (gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir.

Karia 101:1

Cüz: 30 | Sayfa: 600
#korku
اَلْقَارِعَةُۙ
El kariah.
Mustafa İslamoğlu
Ah o korkunç patlama!
Elmalılı Hamdi Yazır
O karia
Diyanet İşleri
Yürekleri hoplatan büyük felaket!
Mehmet Okuyan
Büyük çarpma!
Suat Yıldırım
Kari'a,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O apaçık bela (Kıyamet)...
Muhammed Esed
Ah! Apansız (gelen) bir bela!.
Yaşar Nuri Öztürk
O Kaaria, o şiddetli ses çıkararak çarpan.
Süleymaniye Vakfı
Gümbürdeyecek olan![1]
Süleyman Ateş
Çarpan olay!

Karia 101:2

Cüz: 30 | Sayfa: 600
#korku
مَا الْقَارِعَةُۚ
Mel kariah.
Mustafa İslamoğlu
(Bir bilsen ey muhatap) o ne dehşet bir patlama!
Elmalılı Hamdi Yazır
Nedir o karia?
Diyanet İşleri
Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket?
Mehmet Okuyan
Nedir o büyük çarpma!
Suat Yıldırım
Nedir o kari'a?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nedir o çarpacak bela?
Muhammed Esed
Ne korkunçtur apansız (gelen) bela!
Yaşar Nuri Öztürk
Nedir Kaaria?
Süleymaniye Vakfı
Nedir o gümbürdeyecek olan?
Süleyman Ateş
Nedir o çarpan olay?

Karia 101:3

Cüz: 30 | Sayfa: 600
#korku
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُۜ
Ve ma edrake mel kariah.
Mustafa İslamoğlu
Sahi, sen nereden bileceksin korkunç patlamanın ne olduğunu?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bildirdi ki sana; nedir o karia?
Diyanet İşleri
Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?
Mehmet Okuyan
O büyük çarpmanın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Kari'ayı, o kapıları döven ve dehşetiyle kalplere çarpan o kıyamet felaketini sen nereden bileceksin ki!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O çarpacak belanın ne olduğunu ne bildirdi ki sana?
Muhammed Esed
Bilir misin nedir, nasıl olacaktır o apansız bela?
Yaşar Nuri Öztürk
Kaaria'nın ne olduğunu sana bildiren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Gümbürdeyecek olanın ne olduğunu sana kim bildirebilir![1]
Süleyman Ateş
O çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin?