Ayetler
Toplam sonuç: 6236
Karia 101:4
Cüz: 30 | Sayfa: 600
يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ
Yevme yekunun nasu kel feraşil mebsus.
Mustafa İslamoğlu
O gün insanlar, sereserpe yerlere saçılmış (kavruk) pervane sineklerini andıracak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki nas çırpınıp yayılan pervaneler gibi olacak
Diyanet İşleri
O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.
Mehmet Okuyan
O gün insanlar (dört bir yana) yayılmış pervaneler gibi olurlar.
Suat Yıldırım
O gün insanlar uçuşan kelebekler gibi şuraya buraya fırlatılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün insanlar çırpınıp yayılan pervaneler gibi olacak.
Muhammed Esed
(O,) insanların şaşkın vaziyette uçuşan pervanelere benzeyeceği Gün,
Yaşar Nuri Öztürk
O gün insanlar, çırpınarak yayılmış pervaneler gibi olurlar.
Süleymaniye Vakfı
O (gümbürdemenin olduğu) gün insanlar yayılmış kelebekler gibi olur;[1]
Süleyman Ateş
O gün insanlar, yayılmış pervaneler gibi olur(lar).
Karia 101:5
Cüz: 30 | Sayfa: 600
#doğa
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ
Ve tekunul cibalu kel ıhnil menfuş.
Mustafa İslamoğlu
dağlar ise, dört bir yana dağılmış pamukları çağrıştıracak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dağlar da didilmiş elvan yünler gibi atılacaktır
Diyanet İşleri
Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.
Mehmet Okuyan
Dağlar da atılmış yün gibi olur.[1]
Suat Yıldırım
Dağlar atılmış yüne döner,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Dağlar da didilmiş renkli yünler gibi atılacaktır.
Muhammed Esed
ve dağların yumuşak yün topaklarını andıracağı Gün (vuku bulacaktır).
Yaşar Nuri Öztürk
Dağlar, didilmiş renkli yün gibi olur.
Süleymaniye Vakfı
dağlar ise çırpılmış renkli yünler gibi olmuş olur.[1]
Süleyman Ateş
Dağlar atılmış renkli yün gibi olur.
Karia 101:6
Cüz: 30 | Sayfa: 600
#ölçü_tartı
فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُۙ
Fe emma men sekulet mevazinuh.
Mustafa İslamoğlu
İyilikleri ağır gelen kimseye gelince:
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o vakıt miyzanları ağır basan kimse
Diyanet İşleri
İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse,
Mehmet Okuyan
Terazi(de sevap)ları ağır gelen kişi,
Suat Yıldırım
Artık kimin tartıları ağır basarsa,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o zaman tartıları ağır basan kimse,
Muhammed Esed
O zaman, (iyiliklerinin) tartısı ağır basan
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o gün, tartıları ağır basan kişi,
Süleymaniye Vakfı
Artık kimin tartıları (sevapları) ağır gelirse
Süleyman Ateş
Kimin tartıları ağır gelirse,
Karia 101:7
Cüz: 30 | Sayfa: 600
فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ
Fe huve fi işetin radiyeh.
Mustafa İslamoğlu
o kendisini, hoşnut olduğu tarifsiz güzellikte bir hayatın içinde bulacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O artık hoşnud bir hayattadır
Diyanet İşleri
Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır.
Mehmet Okuyan
Memnun olacağı bir hayat içinde (olacak)tır.[1]
Suat Yıldırım
Memnun kalacağı bir hayata girer.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
artık hoşnut olacağı bir hayat içindedir o.
Muhammed Esed
kendisini mutlu bir hayat içinde bulacak;
Yaşar Nuri Öztürk
Evet o kişi, hoşnutluk verici bir yaşayış içindedir.
Süleymaniye Vakfı
o, bütün beklentileri karşılayan bir yaşayış içindedir.[1]
Süleyman Ateş
O, memmun edici bir hayat içindedir.
Karia 101:8
Cüz: 30 | Sayfa: 600
#ölçü_tartı
وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُۙ
Ve emma men haffet mevazinuh.
Mustafa İslamoğlu
iyilikleri hafif gelen kimseye gelince:
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat miyzanları hafif gelen kimse
Diyanet İşleri
Ama kimin de tartıları hafif gelirse,
Mehmet Okuyan
(8, 9) Terazi(de sevap)ları hafif olana gelince,[1] işte onun anası (yeri) Hâviye'dir.[2]
Suat Yıldırım
Kimin tartıları da hafif gelirse,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat tartıları hafif gelen kimse.
Muhammed Esed
tartısı hafif gelen ise
Yaşar Nuri Öztürk
Tartıları hafif çekeninse,
Süleymaniye Vakfı
Kimin de tartıları (sevapları) hafif gelirse
Süleyman Ateş
Kimin tartıları hafif gelirse,
Karia 101:9
Cüz: 30 | Sayfa: 600
فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ
Fe ummuhu haviyeh.
Mustafa İslamoğlu
o da dipsiz bir uçurumun bağrına yuvarlanacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt onun anası haviyedir
Diyanet İşleri
İşte onun anası (varacağı yer) Haviye'dir.
Mehmet Okuyan
(8, 9) Terazi(de sevap)ları hafif olana gelince,[1] işte onun anası (yeri) Hâviye'dir.[2]
Suat Yıldırım
Onun barınağı da Haviye olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O vakit onun anası Haviyedir.
Muhammed Esed
bir uçurumun girdabına sürüklenecektir..
Yaşar Nuri Öztürk
Anası, Haviye'dir.
Süleymaniye Vakfı
onun anası (onu sarıp sarmalayacak olan) Haviye'dir.[1]
Süleyman Ateş
Onun anası (bağrına atılacağı) haviye (uçurum)dur.
Karia 101:10
Cüz: 30 | Sayfa: 600
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْۜ
Ve ma edrake mahiyeh.
Mustafa İslamoğlu
Sahi, sen nereden bileceksin o nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bildin mi haviye nedir
Diyanet İşleri
Sen Haviye'nin ne olduğunu ne bileceksin?
Mehmet Okuyan
Onun ne olduğunu[1] sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Onun ne olduğunu bilir misin?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve bildin mi, Haviye nedir?
Muhammed Esed
Bilir misin nedir o (uçurum)?
Yaşar Nuri Öztürk
Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Haviye'nin ne olduğunu sana kim bildirebilir![1]
Süleyman Ateş
Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Karia 101:11
Cüz: 30 | Sayfa: 600
Ahiret
#cehennem
نَارٌ حَامِيَةٌ
Narun hamiyeh.
Mustafa İslamoğlu
O, tarifsiz yakan özge bir ateştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kızışmış bir ateş
Diyanet İşleri
O, kızgın bir ateştir.
Mehmet Okuyan
(O), kızgın bir ateş(tir)!
Suat Yıldırım
Haviye bir ateştir! Kızgın mı kızgın!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kızışmış bir ateştir!
Muhammed Esed
Dağlayan bir ateş!.
Yaşar Nuri Öztürk
Kızışmış bir ateştir o!
Süleymaniye Vakfı
O, kızgın bir ateştir.[1]
Süleyman Ateş
Kızgın bir ateştir!
Tekasür 102:1
Cüz: 30 | Sayfa: 600
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ
Elhakumut tekasur.
Mustafa İslamoğlu
Çoğaltma tutkusu sizi oyalayıp durdu,
Elmalılı Hamdi Yazır
Oyaladı o çokluk kuruntusu sizleri
Diyanet İşleri
(1-2) Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.
Mehmet Okuyan
Çoğaltma yarışı sizi oyaladı!
Suat Yıldırım
Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O çokluk kuruntusu sizleri oyaladı,
Muhammed Esed
Bir açgözlülük saplantısı içindesiniz,
Yaşar Nuri Öztürk
Aldatıp oyaladı o çokluk yarışı sizleri,
Süleymaniye Vakfı
Çoklukla övünme yarışı sizi (Allah'a karşı görevlerinizden) alıkoydu.[1]
Süleyman Ateş
Çokluk yarışı, sizi oyaladı,
Tekasür 102:2
Cüz: 30 | Sayfa: 600
حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ
Hatta zurtumul mekabir.
Mustafa İslamoğlu
ta ki siz mezarlıklara varıncaya dek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ta.. ziyaret edişinize kadar kabirleri
Diyanet İşleri
(1-2) Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.
Mehmet Okuyan
Sonunda mezarlıkları (bile)[1] ziyaret ettiniz.
Suat Yıldırım
Ta boylayıncaya kadar kabirleri!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ta kabirlere kadar gidip ziyaret edişinize kadar!
Muhammed Esed
mezarlarınıza girinceye dek (süren).
Yaşar Nuri Öztürk
Öyle ki, ziyaret edip saydınız kabirleri.
Süleymaniye Vakfı
Siz kabirlere girinceye kadar (bu yarış) sürdü.
Süleyman Ateş
Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz (kabre girinceye kadar mal artırmağa çalıştınız).
Tekasür 102:3
Cüz: 30 | Sayfa: 600
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ
Kella sevfe ta'lemun.
Mustafa İslamoğlu
Ama hayır! Vakti gelince, gerçeği (burada) öğreneceksiniz;
Elmalılı Hamdi Yazır
Öyle değil, ilerde bileceksiniz
Diyanet İşleri
Hayır; ileride bileceksiniz!
Mehmet Okuyan
Hayır! İleride bileceksiniz!
Suat Yıldırım
Hayır (geçici dünya zevklerine bağlanmak doğru değil, sakının bundan) ileride bileceksiniz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öyle değil, ileride bileceksiniz!
Muhammed Esed
Ama, zamanı geldiğinde anlayacaksınız!
Yaşar Nuri Öztürk
Ama iş öyle değil; yakında bileceksiniz!
Süleymaniye Vakfı
Yok, ileride öğreneceksiniz![1]
Süleyman Ateş
Hayır (olmaz bu), yakında bileceksiniz (hatanızı)!
Tekasür 102:4
Cüz: 30 | Sayfa: 600
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ
Summe kella sevfe ta'lemun.
Mustafa İslamoğlu
o da olmadı, o zaman vakti gelince gerçeği (orada) öğreneceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra öyle değil, ilerde bileceksiniz
Diyanet İşleri
Hayır, Hayır! İleride bileceksiniz!
Mehmet Okuyan
Sonra, ileride elbette bileceksiniz!
Suat Yıldırım
Evet, evet! İleride bileceksiniz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra yine öyle değil, ileride bileceksiniz!
Muhammed Esed
Evet, evet! Zamanı geldiğinde anlayacaksınız!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hayır! İş öyle değil! Yakında bileceksiniz.
Süleymaniye Vakfı
Yok yok, nasıl olsa ileride öğreneceksiniz![1]
Süleyman Ateş
Yine hayır, yakında bileceksiniz (hatanızı)!
Tekasür 102:5
Cüz: 30 | Sayfa: 600
Ahiret
#cehennem
#ölçü_tartı
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ
Kella lev ta'lemune ilmel yakin.
Mustafa İslamoğlu
Yoo, eğer bu (tutkunun neye mal olduğunu) tam kavramış olsaydınız,
Elmalılı Hamdi Yazır
Öyle değil, ilmel yakin bilseniz
Diyanet İşleri
Hayır, kesin olarak bir bilseniz..
Mehmet Okuyan
(5, 6) Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.
Suat Yıldırım
Sakının bundan! Eğer kesin bir tarzda (ilmelyakin) bilseydiniz böyle yapmazdınız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öyle değil, kesin olarak bilseniz,
Muhammed Esed
Hayır, (onu) tartışılmaz bir kesinlikle anlasaydınız,
Yaşar Nuri Öztürk
İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz!
Süleymaniye Vakfı
Hayır hayır! Bunu (bu övünmenin yanlışlığını) keşke kesin bir bilgiyle bilseniz (böyle davranmazsınız).[1]
Süleyman Ateş
Hayır, (gerçeği) kesin bilgi ile bilseydiniz;
Tekasür 102:6
Cüz: 30 | Sayfa: 600
Ahiret
#cehennem
لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ
Le terevunnel cahim.
Mustafa İslamoğlu
elbet (dünyayı) cehenneme (çevirdiğinizi) de görürdünüz;
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun o Cahimi çaresiz göreceksiniz
Diyanet İşleri
Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz.
Mehmet Okuyan
(5, 6) Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.
Suat Yıldırım
Siz cehennemi göreceksiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
andolsun ki, cehennemi mutlaka göreceksiniz!
Muhammed Esed
(cehennemin) yakıcı ateşini mutlaka görürdünüz!
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!
Süleymaniye Vakfı
O yakıcı ateşi kesinlikle göreceksiniz.
Süleyman Ateş
Mutlaka cehennemi görür (onun varlığını gözle görmüş gibi kabul eder)diniz.
Tekasür 102:7
Cüz: 30 | Sayfa: 600
Ahiret
#ahiret
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ
Summe le terevunneha aynel yakin.
Mustafa İslamoğlu
(Tutun ki burada göremediniz), ama daha sonra (ahirette) onu zaten gözlerinizle göreceksiniz;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kasem olsun onu çaresiz aynel yakin göreceksiniz
Diyanet İşleri
Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
Mehmet Okuyan
Sonra onu (ahirette) bizzat göreceksiniz.
Suat Yıldırım
Evet, evet onu mutlaka gözlerinizle göreceksiniz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra yine andolsun ki, onu yakın gözüyle göreceksiniz!
Muhammed Esed
Sonunda onu keskin bir gözle mutlaka göreceksiniz:
Yaşar Nuri Öztürk
Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz!
Süleymaniye Vakfı
Evet, onu kesin olarak bizzat kendi gözünüzle göreceksiniz.[1]
Süleyman Ateş
Sonra onu kesin olarak gözle göreceksiniz.
Tekasür 102:8
Cüz: 30 | Sayfa: 600
Ahiret
#hesap
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ
Summe le tus'elunne yevmeizin anin naim.
Mustafa İslamoğlu
nihayet o gün, ebedi nimetlerden vaz geçip (geçici nimetlere yönelmenizden) dolayı hesaba çekileceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kasem olsun o gün o naimden muhakkak sorulacaksınız
Diyanet İşleri
Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?
Mehmet Okuyan
Sonra o gün, (dünyada size verilen) nimetlerden elbette sorulacaksınız.
Suat Yıldırım
Sonra o gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra andolsun ki, o gün her nimetten sorgulanacaksınız!
Muhammed Esed
ve o Gün hayatın nimetleri(ne karşı yaptıklarınız) için mutlaka sorguya çekileceksiniz!
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra o gün, nimetten kesinlikle sorguya çekileceksiniz!
Süleymaniye Vakfı
Bir de o gün, (size verilen) nimetlerden kesinlikle sorguya çekileceksiniz.[1]
Süleyman Ateş
Sonra o gün, (size verilen) ni'metten sorulacaksınız.
Asr 103:1
Cüz: 30 | Sayfa: 601
#namaz
#emanet
وَالْعَصْرِۙ
Vel asr.
Mustafa İslamoğlu
Asr şahit olsun.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun ki Asr'a
Diyanet İşleri
(1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.
Mehmet Okuyan
Asra yemin olsun ki
Suat Yıldırım
Yemin ederim zamana:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun Asr'a ki,
Muhammed Esed
Düşün zamanın akıp gidişini!
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asr-ı saadet'e ki,
Süleymaniye Vakfı
Akıp giden zamana yemin olsun ki[1]
Süleyman Ateş
Asr'a andolsun ki,
Asr 103:2
Cüz: 30 | Sayfa: 601
اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ
İnnel insane le fi husr.
Mustafa İslamoğlu
Elbet insanoğlu tarifsiz bir kayıptadır;
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsan mutlak bir husranda
Diyanet İşleri
(1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz insan zarardadır.
Suat Yıldırım
İnsanlar hüsranda.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insan mutlaka bir ziyandadır.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, insan ziyandadır;
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!
Süleymaniye Vakfı
insan kesin olarak kayıptadır.[1]
Süleyman Ateş
İnsan ziyandadır.
Asr 103:3
Cüz: 30 | Sayfa: 601
#sabır
#iman
اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
İllellezine amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr.
Mustafa İslamoğlu
ancak, Allah'a inanıp güvenenler, erdemli ve sorumlu davrananlar; yani birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak o kimseler başka ki iyman edip salih ameller işlediler ve hep hakka vasıyyetleştiler ve sabra vasıyyetleştiler
Diyanet İşleri
Ancak, iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
Mehmet Okuyan
İman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine doğruyu tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler hariç.
Suat Yıldırım
Ancak şunlar müstesna: İman edip makbul ve güzel işler yapanlar, bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ancak iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiyeleşenler başka.
Muhammed Esed
meğer ki imana erip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden...
Yaşar Nuri Öztürk
İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.
Süleymaniye Vakfı
Ancak, inanıp güvenen ve iyi işler yapan, birbirlerine hakka /Allah'tan gelen gerçeklere[1] uymayı tembih eden ve sabırlı olmayı/ duruşunu bozmamayı tembih eden kimseler bunun dışındadır.[2]
Süleyman Ateş
Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değillerdir.
Hümeze 104:1
Cüz: 30 | Sayfa: 601
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۨۙ
Veylun li kulli humezetin lumezeh.
Mustafa İslamoğlu
Gizli-açık, arkadan-önden sürekli iftira atıp kara çalan, çekiştirip ayıp kusur arayan herkes kendine yazık etmiştir!
Elmalılı Hamdi Yazır
Veyl bütün "hümeze lümeze" güruhuna
Diyanet İşleri
(1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!
Mehmet Okuyan
(Arkadan) çekiştiren (ve) kusur arayan herkese yazıklar olsun!
Suat Yıldırım
Vay haline her hümeze ve lümeze'nin!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veyl o insanları çekiştirip kaş göz işaretleriyle alay edenlerin bütününe
Muhammed Esed
Vay haline iftira atanın ve ayıp kusur arayanın!
Yaşar Nuri Öztürk
Yazıklar olsun arkadan çekiştirenlerin, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne!
Süleymaniye Vakfı
Kışkırtıcılık yapan[1], ayıplayıp duran herkesin vay haline![2]
Süleyman Ateş
(İnsanları) Diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her fesad kişinin vay haline!