Ayetler
Toplam sonuç: 6236
Müddessir 74:6
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#sabır
#rab
#uyarı
#inkar
وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُۙ
Ve la temnun testeksir.
Mustafa İslamoğlu
İyilik yapmayı kazanç kapısı haline getirme! ((Allah için) yaptığın iyiliği çok görme!)
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem çoksunarak menn etme
Diyanet İşleri
İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.
Mehmet Okuyan
(Yaptığını) çok görerek başa kakma!
Suat Yıldırım
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
çoksunarak (yaptığını çok görerek) başa kakma
Muhammed Esed
İyilik yapmayı kendine kazanç aracı kılma,
Yaşar Nuri Öztürk
Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği!
Süleymaniye Vakfı
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma![1]
Süleyman Ateş
Verdiğini çok bularak başa kakma.
Müddessir 74:7
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#sabır
#rab
#uyarı
#inkar
وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْۜ
Ve li rabbike fasbir.
Mustafa İslamoğlu
Rabbin hatırına sabret!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rabbın için sabr eyle
Diyanet İşleri
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
Mehmet Okuyan
Sadece Rabbin için sabret!
Suat Yıldırım
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve Rabbin (rızası) için sabret!
Muhammed Esed
ama sabırla Rabbine yönel.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği!
Süleymaniye Vakfı
Rabbin için sabırlı ol /duruşunu bozma![1]
Süleyman Ateş
Rabbin için sabret.
Müddessir 74:8
Cüz: 29 | Sayfa: 574
Ahiret
#sabır
#rab
#uyarı
#inkar
#diriliş
فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِۙ
Fe iza nukıre fin naku.
Mustafa İslamoğlu
Ve (şu haberi ilet): (Sur) borusuna üflendiği zaman;
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü o boru öttürüldü mü bir
Diyanet İşleri
(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.
Mehmet Okuyan
(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.
Suat Yıldırım
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü o boru (Sur) bir öttürüldü mü,
Muhammed Esed
Ve (insanları uyar ki), (yeniden diriliş) suru üflendiği zaman,
Yaşar Nuri Öztürk
O boruya üfürüldüğünde,
Süleymaniye Vakfı
Kalk borusu çalındığı zaman,[1]
Süleyman Ateş
Sur'a üflendiği zaman
Müddessir 74:9
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#sabır
#rab
#uyarı
#inkar
فَذٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَس۪يرٌۙ
Fe zalike yevme izin yevmun asi.
Mustafa İslamoğlu
evet işte o gün, pek zor bir gün olacaktır,
Elmalılı Hamdi Yazır
O işte o gün pek zorlu gündür
Diyanet İşleri
(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.
Mehmet Okuyan
(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.
Suat Yıldırım
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
işte o gün çok zorlu bir gündür,
Muhammed Esed
o Gün, bir ızdırap günü olacaktır,
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o gün çok zorlu, çok çetin bir gündür.
Süleymaniye Vakfı
işte o gün zor bir gündür;
Süleyman Ateş
İşte o gün, çetin bir gündür!
Müddessir 74:10
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#sabır
#rab
#uyarı
#inkar
عَلَى الْـكَافِر۪ينَ غَيْرُ يَس۪يرٍ
Alel kafirine gayru yesir.
Mustafa İslamoğlu
kafirlerin tümü için hiç de kolay olmayacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kafirlere hiç kolay değildir
Diyanet İşleri
Kafirler için hiç kolay değildir.
Mehmet Okuyan
Kâfirler için kolay değildir.[1]
Suat Yıldırım
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kafirlere hiç kolay değildir!
Muhammed Esed
rahatlama günü değil, (şimdi) hakikati inkar edenler için!
Yaşar Nuri Öztürk
Küfre batmışlar için hiç de kolay değildir.
Süleymaniye Vakfı
hele kafirler için hiç kolay değildir![1]
Süleyman Ateş
Kafirler için kolay değildir.
Müddessir 74:11
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#yaratılış
ذَرْن۪ي وَمَنْ خَلَقْتُ وَح۪يداًۙ
Zerni ve men halaktu vahida.
Mustafa İslamoğlu
Beni tek başıma yarattığımla başbaşa bırak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek
Diyanet İşleri
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
Mehmet Okuyan
Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,
Muhammed Esed
Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,
Yaşar Nuri Öztürk
Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!
Süleymaniye Vakfı
Beni yarattığım o kişiyle baş başa bırak:[1]
Süleyman Ateş
Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.
Müddessir 74:12
Cüz: 29 | Sayfa: 574
Ahiret
#yaratılış
#hesap
وَجَعَلْتُ لَهُ مَالاً مَمْدُوداًۙ
Ve ce'altu lehu malen memduda.
Mustafa İslamoğlu
Ki, geniş maddi imkanlar vermiştim ona!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem uzun boylu mal verdim
Diyanet İşleri
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Mehmet Okuyan
Ona çok mal verdim.
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kendisine uzun boylu servet verdim,
Muhammed Esed
kendisine geniş imkanlar verdiğim,
Yaşar Nuri Öztürk
Hesapsız bir mal verdim ona.
Süleymaniye Vakfı
Ona bol bol mal mülk verdim,[1]
Süleyman Ateş
Ona uzun boylu mal verdim.
Müddessir 74:13
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#emanet
#yaratılış
وَبَن۪ينَ شُهُوداًۙ
Ve benine şuhuda.
Mustafa İslamoğlu
Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar...
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem göz önünde oğullar
Diyanet İşleri
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Mehmet Okuyan
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
göz önünde oğulları,
Muhammed Esed
ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,
Yaşar Nuri Öztürk
Göz doyurucu oğullar verdim.
Süleymaniye Vakfı
her zaman yanında olan evlatlar da.[1]
Süleyman Ateş
Göz önünde oğullar (verdim).
Müddessir 74:14
Cüz: 29 | Sayfa: 574
#yaratılış
وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْه۪يداًۙ
Ve mehhedtu lehu temhida.
Mustafa İslamoğlu
Ve onu bir (bebek gibi) eleyip belemiştim;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem kendisine bir döşeyip döşedim
Diyanet İşleri
Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.
Mehmet Okuyan
Her şeyi önüne serdim.
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hem kendisine bir döşeyiş döşedim (şeref ve itibar verdim)!
Muhammed Esed
ve hayatına geniş bir ufuk açtığım:
Yaşar Nuri Öztürk
Alabildiğine imkanlar döşedim onun için.
Süleymaniye Vakfı
Her türlü imkanı önüne serdim[1].
Süleyman Ateş
Kendisine bir döşeyiş döşedim.
Müddessir 74:15
Cüz: 29 | Sayfa: 574
ثُمَّ يَطْمَعُ اَنْ اَز۪يدَۗ
Summe yatmau en ezid.
Mustafa İslamoğlu
şimdi de kalkmış hırsla daha fazlasını istiyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da tama' eder ki daha artırayım
Diyanet İşleri
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
Mehmet Okuyan
(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.
Suat Yıldırım
Hala da açgözlülükle imkanlarını daha da artırmama hevesleniyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra o daha da arttırmamın hırsı içindedir!
Muhammed Esed
buna rağmen o, hala ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!
Yaşar Nuri Öztürk
Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.
Süleymaniye Vakfı
Yine de açgözlülükle daha çok vermemi bekliyor![1]
Süleyman Ateş
Hala daha da artırmama göz dikiyor.
Müddessir 74:16
Cüz: 29 | Sayfa: 574
Tarih
#adem
#inkar
كَلَّاۜ اِنَّهُ كَانَ لِاٰيَاتِنَا عَن۪يداًۜ
Kella, innehu kane li ayatina anida.
Mustafa İslamoğlu
Öyle yağma yok! Madem ki o ayetlerimiz inatla (inkara) saplanmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize bir anud kesildi
Diyanet İşleri
Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.
Suat Yıldırım
Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim ayetlerimize karşı inatçı kesildi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır! O Bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı kesildi.
Muhammed Esed
Evet, o, kendini ayetlerimize karşı bilerek, inatla şartlandırmıştır;
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Süleymaniye Vakfı
Asla (bu beklentisi gerçekleşmeyecek)! Çünkü o, ayetlerimize karşı inatçılık etmektedir[1].
Süleyman Ateş
Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Müddessir 74:17
Cüz: 29 | Sayfa: 574
سَاُرْهِقُهُ صَعُوداًۜ
Se urhikuhu sauda.
Mustafa İslamoğlu
Ben de onu sarp yokuşa süreceğim.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ben onu dimdik sarpa sardıracağım
Diyanet İşleri
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Mehmet Okuyan
Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!
Suat Yıldırım
Ben de onu sarp mı sarp bir yokuşa sardıracağım.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ben onu dimdik sarpa sardıracağım...
Muhammed Esed
(bu nedenle) onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim!
Yaşar Nuri Öztürk
Ben onu dik bir yola süreceğim.
Süleymaniye Vakfı
Onu dik bir yokuşa süreceğim[1].
Süleyman Ateş
Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Müddessir 74:18
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#hesap
#vahiy
#inkar
#ölçü_tartı
اِنَّهُ فَـكَّرَ وَقَدَّرَۙ
İnnehu fekkere ve kadder.
Mustafa İslamoğlu
Çünkü o (vahiy hakkında) sığ ve yanlış düşündü, ölçüp biçti;
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti
Diyanet İşleri
Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.
Suat Yıldırım
O düşündü, ölçtü, biçti...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti.
Muhammed Esed
Bakınız, (mesajlarımız hakikati inkara şartlanmış olan birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini) düşünür ve (onu) hesaplar,
Yaşar Nuri Öztürk
Derin derin düşündü o; ölçtü biçti.
Süleymaniye Vakfı
Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Süleyman Ateş
Zira o düşündü, ölçtü, biçti.
Müddessir 74:19
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#hesap
#ölçü_tartı
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
Fe kutile keyfe kadder.
Mustafa İslamoğlu
Canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kahrolası nasıl biçti
Diyanet İşleri
Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
Mehmet Okuyan
Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!
Suat Yıldırım
Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kahrolası, nasıl ölçüp biçti!
Muhammed Esed
kendini de mahveder böyle hesaplar yaparak:
Yaşar Nuri Öztürk
Kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı!
Süleymaniye Vakfı
Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Süleyman Ateş
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
Müddessir 74:20
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#hesap
#ölçü_tartı
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
Summe kutile keyfe kadder.
Mustafa İslamoğlu
Bir daha canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kahr olası nasıl biçti
Diyanet İşleri
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
Mehmet Okuyan
Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!
Suat Yıldırım
Hay kahrolası! Nasıl, nasıl da ölçtü biçti!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra (yine) kahrolası nasıl ölçüp biçti!
Muhammed Esed
evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!
Yaşar Nuri Öztürk
Bir kez daha kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı?!
Süleymaniye Vakfı
Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Süleyman Ateş
Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti.
Müddessir 74:21
Cüz: 29 | Sayfa: 575
ثُمَّ نَظَرَۙ
Summe nazar.
Mustafa İslamoğlu
Sonra (etrafı) süzdü;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra baktı
Diyanet İşleri
Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.
Mehmet Okuyan
Sonra baktı.
Suat Yıldırım
Sonra baktı...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra baktı,
Muhammed Esed
Ve sonra (yeni dayanaklar bulmak için çevresine) bakar,
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra baktı.
Süleymaniye Vakfı
Sonra durup baktı.
Süleyman Ateş
Sonra baktı,
Müddessir 74:22
Cüz: 29 | Sayfa: 575
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَۙ
Summe abese ve beser.
Mustafa İslamoğlu
ardından surat astı ve rengi attı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı
Diyanet İşleri
Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
Mehmet Okuyan
Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.
Suat Yıldırım
Derken suratını astı, kaşlarını çattı...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı.
Muhammed Esed
sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.
Süleymaniye Vakfı
Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.
Süleyman Ateş
Sonra surat astı, kaşlarını çattı,
Müddessir 74:23
Cüz: 29 | Sayfa: 575
ثُمَّ اَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَۙ
Summe edbere vestekber.
Mustafa İslamoğlu
En sonunda (hakikate) sırtını döndü ve kibir abidesi kesildi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı da
Diyanet İşleri
(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."
Mehmet Okuyan
Sonra arkasını döndü, kibirlendi.
Suat Yıldırım
Sonra da sırtını döndü, kibirinden kabardı, arkasına bakmadan çekip gitti!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra ardına dönüp büyüklük tasladı:
Muhammed Esed
sonunda (mesajlarımıza) sırtını döner ve küstahça böbürlenir,
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.
Süleymaniye Vakfı
Sonra sırtını döndü ve kibirlendi[1].
Süleyman Ateş
Sonra arkasını döndü, böbürlendi:
Müddessir 74:24
Cüz: 29 | Sayfa: 575
#miras
فَقَالَ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُۙ
Fe kale in haza illa sihrun yu'ser.
Mustafa İslamoğlu
Nihayet şöyle dedi: "Bu sadece geçmişten miras kalan bir büyüdür,
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu, dedi "başka değil, bir sihri müser
Diyanet İşleri
(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."
Mehmet Okuyan
"Bu (Kur'an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir." dedi.
Suat Yıldırım
"Bu, büyücülerden nakledilen büyüden ibarettir." dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bu, dedi, başka değil sadece ötedenberi nakledilegelen bir sihirdir,
Muhammed Esed
ve: "Bu, (eski zamanlardan) intikal eden büyüleyici bir sözdür!
Yaşar Nuri Öztürk
Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."
Süleymaniye Vakfı
Arkasından şöyle dedi: "Bu (Kur'an) olsa olsa (öncekilerden) nakledilegelen bir sihirdir![1]
Süleyman Ateş
"Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir."
Müddessir 74:25
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ölüm
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ
İn haza illa kavlul beşer.
Mustafa İslamoğlu
bu sadece ölümlü bir insan sözüdür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Başka değil kavl-i beşer"
Diyanet İşleri
"Bu, ancak insan sözüdür."
Mehmet Okuyan
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!" (dedi).
Suat Yıldırım
Bu, beşer sözünden başka bir şey değildir."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insan sözünden başka birşey değildir!"
Muhammed Esed
Bu, ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!" der.
Yaşar Nuri Öztürk
"İnsan sözünden başka bir şey değil bu."
Süleymaniye Vakfı
Bu, olsa olsa bir insan sözüdür!"[1]
Süleyman Ateş
"Bu, sadece, bir insan sözüdür."
Müddessir 74:26
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
سَاُصْل۪يهِ سَقَرَ
Se uslihi sekar.
Mustafa İslamoğlu
Onu Sekar'a yaslayacağım.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yaslıyacağım onu Sekare
Diyanet İşleri
Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.
Mehmet Okuyan
Onu Sekar'a atacağım.
Suat Yıldırım
("Beşer" desin bakalım) "Ben de onu sekar'a atacağım.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu Sekar'a yaslayacağım.
Muhammed Esed
(Bu nedenle,) onu (öteki dünyada) cehennem ateşine sokacağım!
Yaşar Nuri Öztürk
Onu Sekar'a fırlatacağım.
Süleymaniye Vakfı
Onu Sakar'a (cehenneme) sokacağım.[1]
Süleyman Ateş
Onu Sekar'a sokacağım.
Müddessir 74:27
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سَقَرُۜ
Ve ma edrake ma sekar.
Mustafa İslamoğlu
Sekar'ın ne olduğunu nasıl bilebilirsin ki sen?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bilir misin hem ne sekar
Diyanet İşleri
Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?
Mehmet Okuyan
Sekar'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Sekar nedir bilir misin? Nereden bileceksin!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sekar'ın ne olduğunu bilir misin?
Muhammed Esed
Cehennem ateşinin ne olduğunu hiç düşündün mü?
Yaşar Nuri Öztürk
Bilir misin nedir Sekar?
Süleymaniye Vakfı
Sakar'ın ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Süleyman Ateş
Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Müddessir 74:28
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#inkar
#ölüm
لَا تُبْق۪ي وَلَا تَذَرُۚ
La tubki ve la tezer.
Mustafa İslamoğlu
O ne (diri) bırakır, ne de (ölüme) terk eder;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bakıyye kor ne bırakır
Diyanet İşleri
Geride bir şey koymaz, bırakmaz.
Mehmet Okuyan
Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de terk eder.[1]
Suat Yıldırım
O, içine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline çevirip bu işi tekrar eder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne bir parça kor, ne bırakır.
Muhammed Esed
O ne yaşatır, ne de (ölüme) terk eder,
Yaşar Nuri Öztürk
Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.
Süleymaniye Vakfı
O, bırakmaz (ki yaşasın), terk etmez (ki ölsün)[1].
Süleyman Ateş
(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).
Müddessir 74:29
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ölüm
لَـوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِۚ
Levvahatun lil beşer.
Mustafa İslamoğlu
o insana kendi özünü gösterir;
Elmalılı Hamdi Yazır
Beşere susamış bir susuz
Diyanet İşleri
Derileri kavurur.
Mehmet Okuyan
İnsanın (derisini) kavurur.
Suat Yıldırım
Sürekli olarak derileri kavurur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsana susamış bir susuzdur,
Muhammed Esed
ölümlü insana (nihai hakikati) gösterir.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o.
Süleymaniye Vakfı
İnsanı kavurup durur![1]
Süleyman Ateş
Durmadan deriler kavurur.
Müddessir 74:30
Cüz: 29 | Sayfa: 575
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَۜ
Aleyha tis'ate aşer.
Mustafa İslamoğlu
onun üzerinde on dokuz (melek/e) vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Üzerinde on dokuz
Diyanet İşleri
Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.
Mehmet Okuyan
Üzerinde on dokuz vardır.[1]
Suat Yıldırım
Üzerinde on dokuz görevli vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Üzerinde ondokuz (bekçi melek) vardır.
Muhammed Esed
Onun üzerinde ondokuz (güç) vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerinde ondokuz vardır onun.
Süleymaniye Vakfı
Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır[1].
Süleyman Ateş
Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.
Müddessir 74:31
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Allah
Istenmeyen
Tarih
Ahiret
İnsan psikolojisi
#cehennem
#isa
#hidayet
#dalalet
#rab
#nasihat
#kitap
#uyarı
#iman
#vahiy
#peygamber
#inkar
#nifak
#ölüm
#irade
#melek
#imtihan
وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَـفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْـكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَـهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟
Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu'minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela, kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa, ve ma ya'lemu cunude rabbike illa hu, ve ma hiye illa zikra lil beşer.
Mustafa İslamoğlu
Zira yalnızca melaikeyi ateşin muhafızları kıldık; ve onların sayısını inkarda ısrar edenler için bir sınav yaptık; ki böylece önceki vahyin mensupları gönülden ikna olsun ve (ona) iman edenlerin imanları artsın; hem önceki vahyin mensupları hem de (bu vahye) iman edenler bütün kuşkulardan arınsın; ve kalplerinde hastalık olanlar ve inkara gömülenler ise, "Allah bu temsil ile ne yapmayı diledi?" diye sorsun! İşte böylece Allah (sapmayı) dileyeni saptırır, (hidayeti) dileyeni ise doğru yola yöneltir. Ve Rabbinin ordularını(n sayısını) Zatından başka kimse bilemez. Nihayet bunlar, ölümlü insan için bir uyarı ve öğütten ibarettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melaike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakin edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kafirler de desin: Allah bununla mesela ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşer
Diyanet İşleri
Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.
Mehmet Okuyan
Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın;[1] hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de "Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?" desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır.[2] Rabbinin ordularını O'ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.
Suat Yıldırım
Biz cehennem görevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kafirler için imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakin sahibi olup, daha kesin inansınlar. mü'minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve müminler tereddüde düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile kafirler de neticede: "Allah, bu misal ile ne anlatmak istemiş olabilir?" desinler. Böylece Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden ayetler) beşere bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: "Allah bununla mesela ne demek istiyor?" desin, işte böyle Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.
Muhammed Esed
Çünkü yalnızca meleki güçleri (cehennem) ateşinin gözcüleri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın doğruluğuna) kani olsunlar ve (ona) iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Böylece Allah, (yoldan çıkmak) isteyeni saptırır, (doğruya ulaşmak) isteyeni ise doğru yola ulaştırır. Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz, cehennem yaranını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.
Süleymaniye Vakfı
O ateşin (Cehennemin) görevlilerini sadece meleklerden oluşturduk[1]. Sayılarını[2] da kafirler için sırf bir imtihan[3] sebebi yaptık ki kendilerine kitap verilenler (Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda) kesin kanaate varsınlar, iman edenlerin güvenleri artsın, kendilerine kitap verilenler ile müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlarla[4] kafirler de şöyle desinler: "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki![5]" Böylece Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir[6]. Bunlar, insanlar için sadece doğru bilgidir[7].
Süleyman Ateş
Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.
Müddessir 74:32
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#emanet
#nasihat
#uyarı
#inkar
كَلَّا وَالْقَمَرِۙ
Kella vel kamer.
Mustafa İslamoğlu
Evet, ay şahit olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır o Kamere
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
Hayır! Yemin olsun: Aya,
Suat Yıldırım
Hayır! İş kafirlerin dediği gibi değil. Ay'a,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır! O ay'a,
Muhammed Esed
Evet, hilali düşün!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin olsun Ay'a,
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır; Ay'a yemin olsun[1],
Süleyman Ateş
Hayır, andolsun Aya,
Müddessir 74:33
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#emanet
#nasihat
#uyarı
وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَۙ
Vel leyli iz edber.
Mustafa İslamoğlu
Geçip giden gece şahit olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve döndüğü dem o geceye
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
Dönüp gitmekte olan geceye,
Suat Yıldırım
Ve dönüp giden geceye,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
döndüğü an o geceye
Muhammed Esed
Geçip gitmekte olan geceyi düşün,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun geceye, sırtını döndüğünde;
Süleymaniye Vakfı
dönüp gittiğinde geceye yemin olsun[1]
Süleyman Ateş
Dönüp gitmekte olan geceye,
Müddessir 74:34
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#emanet
#nasihat
#uyarı
وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ
Ves subhı iza esfer.
Mustafa İslamoğlu
Ve ağaracak olan sabah şahit olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve açtığı sıra o sabaha kasem olsun ki
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
Ağarmakta olan sabaha ki[1]
Suat Yıldırım
Ağardığı dem sabaha kasem edip şahit tutarım ki.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
açtığı sıra o sabaha andolsun ki,
Muhammed Esed
ve ağaran sabahı!
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun sabaha, ağarıp ışıdığında,
Süleymaniye Vakfı
ve aydınlandığında sabaha yemin olsun ki[1]
Süleyman Ateş
Ağaran sabaha,
Müddessir 74:35
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
İnsan psikolojisi
#cehennem
#nasihat
#uyarı
#imtihan
اِنَّهَا لَاِحْدَى الْـكُبَرِۙ
İnneha le ıhdel kuber.
Mustafa İslamoğlu
Şüphesiz o (cehennem ateşi, musibetlerin) en eşsizidir;
Elmalılı Hamdi Yazır
her halde büyüklerin biridir o Sekar
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
O (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.
Suat Yıldırım
O sekar belaların en müthişidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sekar muhakkak büyüklerin (belaların) biridir,
Muhammed Esed
Şüphe yok ki bu (cehennem ateşi) gerçekten büyük (bir uyarı)dır
Yaşar Nuri Öztürk
Ki o gerçekten en büyüklerden biridir.
Süleymaniye Vakfı
O ateş, kesinlikle büyük azaplardan biridir[1];
Süleyman Ateş
Ki o (Sekar), büyük (bela)lardan biridir.
Müddessir 74:36
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#nasihat
#uyarı
#ölüm
نَذ۪يراً لِلْبَشَرِۙ
Neziren lil beşer.
Mustafa İslamoğlu
insan soyu için bir uyarıdır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Kocundurmak için beşeri
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.
Suat Yıldırım
Beşer için en büyük uyarıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsanları ikaz etmek için;
Muhammed Esed
ölümlü insan için bir uyarı
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan için bir uyarıcıdır.
Süleymaniye Vakfı
insanlar için bir uyarıdır[1].
Süleyman Ateş
İnsanlar için uyarıcıdır;
Müddessir 74:37
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
İnsan psikolojisi
#cehennem
#nasihat
#uyarı
#iman
#irade
لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَۜ
Li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar.
Mustafa İslamoğlu
içinizden öne geçmeyi veya arkada kalmayı dileyen herkes için...
Elmalılı Hamdi Yazır
İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak istiyen kimseleri
Diyanet İşleri
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Mehmet Okuyan
(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.
Suat Yıldırım
İleri veya geri gitmek durumunda olanlar için en büyük uyarıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
içinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri!
Muhammed Esed
öne çıkmayı veya geride kalmayı seçen her biriniz için!
Yaşar Nuri Öztürk
Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için.
Süleymaniye Vakfı
İçinizden önde gitmeyi veya geri kalmayı tercih edenler[1] için (bir uyarı)[2].
Süleyman Ateş
Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır).
Müddessir 74:38
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ahiret
#cennet
#hesap
#irade
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَه۪ينَةٌۙ
Kullu nefsin bima kesebet rehineh.
Mustafa İslamoğlu
Her insanın (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Her nefis kazancına bağlıdır
Diyanet İşleri
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
Mehmet Okuyan
Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir.[1]
Suat Yıldırım
(38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esiri olacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her nefis kazancına bağlıdır,
Muhammed Esed
(Hesap Günü) her insan, yapmış olduğu bütün (kötü) fiiller için rehin olarak tutulacaktır;
Yaşar Nuri Öztürk
Her benlik öz kazancının bir karşılığıdır.
Süleymaniye Vakfı
(Hesap günü) Herkes kazandıklarına karşılık rehin tutulur[1].
Süleyman Ateş
Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır.
Müddessir 74:39
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ahiret
#cennet
#hesap
#kitap
اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَم۪ينِۜۛ
İlla ashabel yemin.
Mustafa İslamoğlu
ancak iyiler müstesna.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak ashab-ı yemin
Diyanet İşleri
Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.
Mehmet Okuyan
Sağın halkı[1] hariç.
Suat Yıldırım
(38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esiri olacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ancak sağın adamları,
Muhammed Esed
yalnız dürüstlüğü ve erdemli olmayı başaranlar hariç;
Yaşar Nuri Öztürk
Uğur ve bereket yaranı müstesna.
Süleymaniye Vakfı
Defteri sağdan verilenler hariç[1].
Süleyman Ateş
Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç.
Müddessir 74:40
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#cennet
ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ
Fi cennat, yetesaelun.
Mustafa İslamoğlu
(Onlar) cennetlerde, hep bir ağızdan soracaklar
Elmalılı Hamdi Yazır
Cennetlerdedir, soruşdururlar
Diyanet İşleri
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
Mehmet Okuyan
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
Suat Yıldırım
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Cennetlerdedir; soruşur dururlar
Muhammed Esed
onlar (cennet) bahçelerinde (oturarak) soracaklar
Yaşar Nuri Öztürk
Bahçelerdedirler. Birbirlerine soruyorlar,
Süleymaniye Vakfı
Onlar cennetlerde / bahçelerde olur[1], birbirlerine sorarlar;
Süleyman Ateş
Onlar cennetler içinde soruyorlar;
Müddessir 74:41
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#cennet
عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ
Anil mucrimin.
Mustafa İslamoğlu
günahı hayat tarzı edinenlere:
Elmalılı Hamdi Yazır
Mücrimlerden
Diyanet İşleri
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
Mehmet Okuyan
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
Suat Yıldırım
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
suçlulardan;
Muhammed Esed
günahkarlara:
Yaşar Nuri Öztürk
Suçlular hakkında:
Süleymaniye Vakfı
suça dalanların halini...[1]
Süleyman Ateş
Suçluların durumunu:
Müddessir 74:42
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#cehennem
#cennet
مَا سَلَـكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ
Ma selekekum fi sekar.
Mustafa İslamoğlu
"Sizi, içinizi yansıtan bu ateşe ne soktu?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Nedir, diye: sizi sekare sokan?
Diyanet İşleri
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
Mehmet Okuyan
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
Suat Yıldırım
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sizi Sekar'a sokan nedir? diye;
Muhammed Esed
"Sizi bu cehennem ateşine sürükleyen nedir?"
Yaşar Nuri Öztürk
"Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
Süleymaniye Vakfı
(Sonra onları Sakar'da görür ve şöyle sorarlar:) "Sizi Sakar'a[1] sürükleyen ne oldu?"
Süleyman Ateş
"Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?"
Müddessir 74:43
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Istenen
#dua
#namaz
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
Kalu lem neku minel musallin.
Mustafa İslamoğlu
Cevap verecekler: "Biz hem Allah'la bağımızı koparmıştık,
Elmalılı Hamdi Yazır
Derler: biz namaz kılanlardan değildik
Diyanet İşleri
Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."
Mehmet Okuyan
(Onlar da) şöyle diyecekler: "Biz salât (ibadet) edenlerden değildik.[1]
Suat Yıldırım
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Onlar) derler: "Biz namaz kılanlardan değildik,
Muhammed Esed
Berikiler "Biz" diyecekler, "ne namaz kılanlardan idik,
Yaşar Nuri Öztürk
Cevap verdiler: "Namaz kılıp dua edenlerden değildik."
Süleymaniye Vakfı
Onlar şöyle derler: "Biz, kulluk görevlerini yapanlardan[1] değildik.
Süleyman Ateş
(Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık."
Müddessir 74:44
Cüz: 29 | Sayfa: 575
#yetim
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ
Ve lem neku nut'ımul miskin.
Mustafa İslamoğlu
hem de yoksulları doyurmazdık;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve fukaraya yemek yedirmezdik
Diyanet İşleri
"Yoksula yedirmezdik."
Mehmet Okuyan
Yoksulu doyurmazdık.
Suat Yıldırım
Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
fakirlere yemek yedirmezdik,
Muhammed Esed
ne de yoksulları doyururduk;
Yaşar Nuri Öztürk
"Yoksulu yedirip doyurmuyorduk."
Süleymaniye Vakfı
Çaresiz kalmış birini doyurmazdık[1].
Süleyman Ateş
"Yoksula da yedirmezdik."
Müddessir 74:45
Cüz: 29 | Sayfa: 575
#rab
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ
Ve kunna nehudu maal haidin.
Mustafa İslamoğlu
üstelik (günaha) dalanlarla birlikte biz de dalardık;
Elmalılı Hamdi Yazır
Batakçılarla dalar giderdik
Diyanet İşleri
"Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."
Mehmet Okuyan
Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık.[1]
Suat Yıldırım
Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
batakçılarla dalar giderdik
Muhammed Esed
ve kendilerini günaha kaptıran (diğer) günahkarlar ile birlikte günaha dalmıştık;
Yaşar Nuri Öztürk
"Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."
Süleymaniye Vakfı
Boş işlere dalanlarla birlikte biz de dalar giderdik[1].
Süleyman Ateş
Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."
Müddessir 74:46
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ahiret
#hesap
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
Ve kunna nukezzibu bi yevmid din.
Mustafa İslamoğlu
hepsinden öte biz Hesap Günü'nü yalanlardık;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ceza gününe yalan derdik
Diyanet İşleri
"Ceza gününü de yalanlıyorduk."
Mehmet Okuyan
Hesap gününü yalanlardık.
Suat Yıldırım
Bu hesap gününü yalan sayardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve hesap gününe yalan derdik,
Muhammed Esed
ve Hesap Günü'nü yalanlamıştık,
Yaşar Nuri Öztürk
"Din gününü yalanlıyorduk."
Süleymaniye Vakfı
Her şeyin karşılığını bulacağı[1] gün hakkında da hep yalan söylerdik[2].
Süleyman Ateş
"Ceza gününü yalanlardık."
Müddessir 74:47
Cüz: 29 | Sayfa: 575
Ahiret
#ölüm
#ölçü_tartı
حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ
Hatta etanel yakin.
Mustafa İslamoğlu
ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ta gelinciye kadar bize o yakin
Diyanet İşleri
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
Mehmet Okuyan
Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."
Suat Yıldırım
Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
bize o ölüm gelinceye kadar!"
Muhammed Esed
(ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
Yaşar Nuri Öztürk
"Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
Süleymaniye Vakfı
Sonunda o kesin gerçek /ölüm bize geldi çattı[1]."
Süleyman Ateş
"İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."
Müddessir 74:48
Cüz: 29 | Sayfa: 576
فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِع۪ينَۜ
Fe ma tenfeuhum şefaatuş şafiin.
Mustafa İslamoğlu
İşte bunlara hiçbir şefaatçinin şefaati fayda vermeyecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat faide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin
Diyanet İşleri
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Mehmet Okuyan
(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.[1]
Suat Yıldırım
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda etmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat o zaman şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Muhammed Esed
Ve böylece, onlar için şefaat edecek olanların hiçbirinin (zerre kadar) faydası olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.
Süleymaniye Vakfı
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir fayda vermeyecek[1].
Süleyman Ateş
Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez.
Müddessir 74:49
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#nasihat
#uyarı
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِض۪ينَۙ
Fe ma lehum anit tezkireti mu'rıdin.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde o öğüt ve uyarıdan yüz çevirmekle ellerine ne geçecek?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya şimdi ne ma'ziretleri var o öğüdden yüz çevirirlerken
Diyanet İşleri
Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?
Mehmet Okuyan
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?[1]
Suat Yıldırım
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O öğütten yüz çevirirlerken şimdi ne mazeretleri var?
Muhammed Esed
O halde, onlara ne oluyor ki bütün öğütlerden yüz çeviriyorlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar?
Süleymaniye Vakfı
Şimdi bunlara ne oluyor da verilen bu doğru bilgiden (Kur'an'dan[1]) yüz çeviriyorlar[2]?
Süleyman Ateş
Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar?
Müddessir 74:50
Cüz: 29 | Sayfa: 576
İnsan psikolojisi
#nasihat
#uyarı
#korku
كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌۙ
Ke ennehum humurun mustenfireth.
Mustafa İslamoğlu
Onlar ürkek yaban eşeklerine benziyorlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sanki ürkmüş yaban eşekleri
Diyanet İşleri
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
Mehmet Okuyan
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?[1]
Suat Yıldırım
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sanki ürkmüş yaban eşekleri,
Muhammed Esed
adeta korkuya kapılmış merkepler gibiler,
Yaşar Nuri Öztürk
Sağa sola kaçışan yaban eşekleri gibidirler,
Süleymaniye Vakfı
Onlar, ürküp kaçışan eşekler gibidir,
Süleyman Ateş
Yaban eşekleri gibi;
Müddessir 74:51
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#nasihat
#uyarı
فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍۜ
Ferret min kasvereh.
Mustafa İslamoğlu
amansız avcıdan (kaçak eşeklere).
Elmalılı Hamdi Yazır
Arslandan kaçmaktalar
Diyanet İşleri
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
Mehmet Okuyan
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?[1]
Suat Yıldırım
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
arslandan kaçmaktalar!
Muhammed Esed
aslanlardan ürküp kaçan.
Yaşar Nuri Öztürk
Arslandan ürkmüşlerdir.
Süleymaniye Vakfı
aslandan kaçan (eşekler gibi[1]).
Süleyman Ateş
Aslandan ürkmüş.
Müddessir 74:52
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#nasihat
#kitap
#uyarı
#vahiy
بَلْ يُر۪يدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفاً مُنَشَّرَةًۙ
Bel yuridu kullumriin minhum en yu'ta suhufen muneşşereh .
Mustafa İslamoğlu
Evet, onların her biri kendilerine açık seçik sayfalar verilmesini ister.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yok onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler dağıtılmasını istiyor
Diyanet İşleri
Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Mehmet Okuyan
Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.
Suat Yıldırım
Bu beyler, bu öğütle yetinmeyip üstelik her biri kendisine mahsus özel kitap, özel ferman isterler!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yok! Onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler (ihtarnameler) dağıtılmasını istiyor.
Muhammed Esed
Evet, hepsi kendilerine açılmış, açıklanmış vahiyler verilmesi gerektiğini iddia ederler!
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.
Süleymaniye Vakfı
Aslında onlardan her biri, kendilerine dağıtılacak sayfalar /belgeler getirilmesini ister[1].
Süleyman Ateş
Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.
Müddessir 74:53
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Ahiret
#ahiret
#korku
كَلَّاۜ بَلْ لَا يَخَافُونَ الْاٰخِرَةَۜ
Kella, bel la yuhafunel ahıreh.
Mustafa İslamoğlu
Yoo! Aksine onlar ahiret endişesi taşımıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, doğrusu Ahıretten korkmıyorlar
Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Mehmet Okuyan
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Suat Yıldırım
Hayır! onlar aslında ahiret endişesi taşımazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır! Doğrusu ahiretten korkmuyorlar.
Muhammed Esed
Asla, onlar öteki dünya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, ahiretten korkmuyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Hayır (bu istedikleri olmayacak)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar[1].
Süleyman Ateş
Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Müddessir 74:54
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#nasihat
#uyarı
كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ
Kella innehu tezkireh.
Mustafa İslamoğlu
Evet, şüphesiz bu bir öğüttür;
Elmalılı Hamdi Yazır
hayır hayır o muhakkak bir tezkire
Diyanet İşleri
Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki bu (Kur'an), bir hatırlatmadır.
Suat Yıldırım
Hayır! Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır! O muhakkak bir uyarıdır.
Muhammed Esed
Aslında bu bir öğüttür;
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.
Süleymaniye Vakfı
Hayır (bir belgeye ihtiyaç yok)! Çünkü Kur'an, kesinlikle size verilen doğru bilgidir[1].
Süleyman Ateş
Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır.
Müddessir 74:55
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#nasihat
#uyarı
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۜ
Fe men şae zekereh.
Mustafa İslamoğlu
Artık dileyen ondan öğüt alır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Dileyen onu tezekkür ede
Diyanet İşleri
Artık kim dilerse ondan öğüt alır.
Mehmet Okuyan
Dileyen onu(nla gerçeği) hatırlar.[1]
Suat Yıldırım
Dileyen onu okur, düşünür ve ders alır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Dileyen onu düşünür,
Muhammed Esed
ve dileyen herkes ondan ders alabilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Dileyen düşünür onu, öğüt alır.
Süleymaniye Vakfı
Yapması gerekeni yapan o bilgiden yararlanır[1].
Süleyman Ateş
Dileyen onu düşünür, öğüt alır.
Müddessir 74:56
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Allah
Dua / yöneliş
İnsan psikolojisi
#rab
#nasihat
#uyarı
#irade
#bağışlama
وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
Ve ma yezkurune illa en yeşaallah, huve ehlut takva ve ehlul magfireh.
Mustafa İslamoğlu
zaten onlar ancak Allah'ın dilemesi durumunda öğüt alabilirler. O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de
Diyanet İşleri
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
Mehmet Okuyan
(Bunu yapanlar), Allah'ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar.[1] Takvâya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O'dur.
Suat Yıldırım
Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya layık olan da, günahkarların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O'dur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bununla beraber Allah dilemeyince, düşünmezler; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da!
Muhammed Esed
Ama o (öteki dünyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikçe ondan ders almazlar çünkü O, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin kaynağıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, ancak Allah'ın gerekeni yapması ile[1] bu bilgiden yararlanırlar[2]. Allah, her türlü yanlıştan sakınan ve hep bağışlayandır[3].
Süleyman Ateş
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).
Kıyame 75:1
Cüz: 29 | Sayfa: 576
لَٓا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ
La uksimu bi yevmil kıyameh.
Mustafa İslamoğlu
Ötesi yok, Kıyamet Günü'ne Ben yemin ediyorum!
Elmalılı Hamdi Yazır
Yo... Kasem ederim o kalkım gününe (yevm-i kıyame'ye)
Diyanet İşleri
Kıyamet gününe yemin ederim.
Mehmet Okuyan
Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.
Suat Yıldırım
Hayır, gerçek öyle değil! Kıyamet günü hakkı için,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoo! Yemin ederim o kalkım gününe (kıyamet gününe)!
Muhammed Esed
Kıyamet Günü'nü tanıklığa çağırırım!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, öyle değil!
Süleymaniye Vakfı
Hayır (sandığınız gibi değil), kıyamet /mezardan kalkış gününe yemin ederim!
Süleyman Ateş
Yoo, kıyamet gününe and içerim,
Kıyame 75:2
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Ahiret
#tevbe
#hesap
#diriliş
وَلَٓا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ
Ve la uksimu bin nefsil levvameh.
Mustafa İslamoğlu
Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum!
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine yo... Kasem ederim o pişman cana (nefs-i levvame'ye)
Diyanet İşleri
(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).
Mehmet Okuyan
Hayır! Kendini kınayan nefse (insana) da yemin ederim.
Suat Yıldırım
Kendisini eleştirip kusurlarından pişmanlık duyan kimse hakkı için (ki siz mutlaka diriltileceksiniz).
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine Yoo! Yemin ederim o pişman cana (kınayan nefse)!
Muhammed Esed
İnsan vicdanının kınayan sesini tanıklığa çağırırım!
Yaşar Nuri Öztürk
Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.
Süleymaniye Vakfı
Hayır (sandığınız gibi değil) Sıkça öz eleştiri yapan kişiye de yemin ederim!
Süleyman Ateş
Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.
Kıyame 75:3
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Ahiret
#ölüm
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُۜ
E yahsebul insanu ellen necmea ıza meh.
Mustafa İslamoğlu
İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsan sanır mı ki derleyemeyiz kemiklerini?
Diyanet İşleri
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?
Mehmet Okuyan
İnsan kemiklerini asla bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor!
Suat Yıldırım
İnsan zanneder mi ki ölümünden sonra Biz kemiklerini toplayıp onu diriltmeyeceğiz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insan sanıyor mu ki kemiklerini derleyemeyiz?
Muhammed Esed
İnsan, (onu tekrar diriltip) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?
Süleymaniye Vakfı
İnsan, (un ufak olduktan sonra) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor[1]?
Süleyman Ateş
İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?
Kıyame 75:4
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#kudret
#ölçü_tartı
بَلٰى قَادِر۪ينَ عَلٰٓى اَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ
Bela kadirine ala en nusevviye bena neh.
Mustafa İslamoğlu
Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet derleriz kadir olarak tesviyeye bile parmaklarını
Diyanet İşleri
Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
Mehmet Okuyan
Evet! Biz onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücü yetenleriz.
Suat Yıldırım
Evet, toplarız, hem de parmak uçlarına varıncaya kadar eski halinde düzenleriz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet derleriz, parmak (uç)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!
Muhammed Esed
Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kadiriz!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz.
Süleymaniye Vakfı
Elbette (bir araya getireceğiz, hatta) biz parmak uçlarını bile (ilk hali gibi) düzenlemenin ölçüsünü koymuş olanız[1].
Süleyman Ateş
Evet, toplarız, onun parmak uçlarını düzenlemeğe gücümüz yeter.
Kıyame 75:5
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Ahiret
#ahiret
#inkar
بَلْ يُر۪يدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُۚ
Bel yuridul insanu li yefcure emameh.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki genellikle (inkarcı) insan, önündeki (hakikati) yalanlamaya bayılır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat insan ister önünde fücur etmesini
Diyanet İşleri
Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.
Mehmet Okuyan
(5, 6) Aslında (inkârcı) insan, "Kıyamet günü de ne zamanmış!" diye sorarak, önündekini (ahireti) yalanlamak ister.
Suat Yıldırım
Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkar etmek ister de,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat insan önünde (ileride) günah işlemek ister,
Muhammed Esed
Ama yine de insan, önüne serilmiş olan şeyi inkara kalkışır,
Yaşar Nuri Öztürk
Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister.
Süleymaniye Vakfı
Aslında insan, önündeki günlerde de günaha devam etmek ister[1].
Süleyman Ateş
Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbad etmek ister.
Kıyame 75:6
Cüz: 29 | Sayfa: 576
Ahiret
#ahiret
يَسْـَٔلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِۜ
Yes'elu eyyane yevmul kıyameh.
Mustafa İslamoğlu
O şöyle sorar: "Şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Sorar: ne zaman diye o Kıyamet günü
Diyanet İşleri
"O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
Mehmet Okuyan
(5, 6) Aslında (inkârcı) insan, "Kıyamet günü de ne zamanmış!" diye sorarak, önündekini (ahireti) yalanlamak ister.
Suat Yıldırım
"Ne zamanmış o kıyamet günü?" diye alay eder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sorar: "O kıyamet günü ne zaman?" diye.
Muhammed Esed
ve (istihza ile) sorar: "Şu Kıyamet Günü ne zaman gelecekmiş?"
Yaşar Nuri Öztürk
"Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar.
Süleymaniye Vakfı
"Ne zamanmış şu Kıyamet günü!" diye sorar[1].
Süleyman Ateş
"Kıyamet günü nerede?" diye sorup durur.
Kıyame 75:7
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#korku
فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُۙ
Fe iza berikal basar.
Mustafa İslamoğlu
Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne vakıt ki o göz şimşek çakar
Diyanet İşleri
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Mehmet Okuyan
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
Suat Yıldırım
Gözler kamaşıp karardığı,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
Muhammed Esed
Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Göz şimşek çaktığında,
Süleymaniye Vakfı
Gözlerin fal taşı gibi açıldığı zaman[1],
Süleyman Ateş
Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,
Kıyame 75:8
Cüz: 29 | Sayfa: 576
وَخَسَفَ الْقَمَرُۙ
Ve hasefel kamer.
Mustafa İslamoğlu
ve ay sönüp gidecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Ay tutulur
Diyanet İşleri
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Mehmet Okuyan
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
Suat Yıldırım
Ayın ışığının büsbütün gittiği,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ay tutulur,
Muhammed Esed
ve ay karanlığa gömüldüğünde,
Yaşar Nuri Öztürk
Ay tutulduğunda,
Süleymaniye Vakfı
Ay tutulduğu
Süleyman Ateş
Ay tutulduğu,
Kıyame 75:9
Cüz: 29 | Sayfa: 576
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
Ve cumiaş şemsu vel kamer.
Mustafa İslamoğlu
çünkü güneş ve ay birleştirilecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Güneş ve Ay toplanır
Diyanet İşleri
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Mehmet Okuyan
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
Suat Yıldırım
Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
güneş ve ay toplanır,
Muhammed Esed
ve güneş ile ay bir araya getirildiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Güneş'le Ay biraraya getirildiğinde,
Süleymaniye Vakfı
ve Güneş ile Ay biraraya getirildiği zaman[1].
Süleyman Ateş
Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!
Kıyame 75:10
Cüz: 29 | Sayfa: 576
يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّۚ
Yekulul insanu yevme izin eynel meferr.
Mustafa İslamoğlu
insanoğlu o gün şöyle diyecek: "Nereye kaçmalı?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Der o insan o gün: nereye kaçmalı? (eynel'mefer)
Diyanet İşleri
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Mehmet Okuyan
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
Suat Yıldırım
İşte o gün insan der: "Var mı kaçacak mekan?"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün insan: "Nereye kaçmalı?" der.
Muhammed Esed
o Gün insan haykıracak: "(Eyvah!) Nereye kaçayım?"
Yaşar Nuri Öztürk
Der ki insan o gün: "Kaçılacak yer nerede?"
Süleymaniye Vakfı
İşte o gün insan: "Kaçış yeri nerede?" der.
Süleyman Ateş
(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.
Kıyame 75:11
Cüz: 29 | Sayfa: 576
كَلَّا لَا وَزَرَۚ
Kella la vezer.
Mustafa İslamoğlu
Yoo! Hiçbir sığınak yok!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır, yok bir siper
Diyanet İşleri
Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.
Mehmet Okuyan
Hayır! Sığınacak (bir) yer yoktur!
Suat Yıldırım
Hayır, sığınacak hiçbir yer yoktur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır hayır! Yok bir siper.
Muhammed Esed
Hayır! Bir sığınak yok (senin için, ey insan)!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, yok sığınacak yer!
Süleymaniye Vakfı
Hayır, asla! Sığınılacak bir yer yoktur[1].
Süleyman Ateş
Hayır, sığınacak yer yoktur.
Kıyame 75:12
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#rab
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمُسْتَقَرُّۜ
İla rabbike yevme izinil mustekar.
Mustafa İslamoğlu
O gün, yolların sonu Rabbinin katına çıkacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbınadır ancak o gün karar
Diyanet İşleri
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
Mehmet Okuyan
O gün varılacak yer sadece Rabbinin huzurudur.
Suat Yıldırım
O gün varılacak yer ancak Rabbinin huzurudur!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün ancak siper (varılacak yer) Rabbinedir,
Muhammed Esed
O Gün bütün yolların varış yeri, Rabbinin katı olacak!
Yaşar Nuri Öztürk
Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün.
Süleymaniye Vakfı
O gün, varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur[1].
Süleyman Ateş
O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan).
Kıyame 75:13
Cüz: 29 | Sayfa: 576
يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَۜ
Yunebbeul insanu yevme izin bima kaddeme ve ahhar.
Mustafa İslamoğlu
o gün insanoğluna önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayıtılır insan o gün, yaptıklarile mukaddem, müahhar
Diyanet İşleri
O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.
Mehmet Okuyan
O gün, (dünyada yapıp) öne sürdüğü ve (yapmayıp) geride bıraktığı ne varsa insana bildirilecektir.
Suat Yıldırım
O gün insana yaptığı her türlü iyilik ve fenalık ile; yapmadığı her türlü iyilik ve fenalık tek tek bildirilir. Ona göre karşılığını alır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o gün insan, önce ve sonra yaptıkları ile ayıtılır.
Muhammed Esed
O Gün insana, yaptığı ve yapmadığı her şey bildirilecek:
Yaşar Nuri Öztürk
Haber verilir insana o gün önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da.
Süleymaniye Vakfı
O gün insana, neyi önceleyip yaptığı, neyi de ertelediği tek tek bildirilir[1].
Süleyman Ateş
(O zaman) İnsanın yapıp öne sürdüğü, (yapmayıp) geri bıraktığı herşey kendisine haber verilir.
Kıyame 75:14
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#emanet
بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِه۪ بَص۪يرَةٌۙ
Belil insanu ala nefsihi basireth.
Mustafa İslamoğlu
bilakis insan kendi benliğine şahit olacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir
Diyanet İşleri
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
Mehmet Okuyan
(14, 15) (Birtakım) mazeretler ileri sürmeye kalkışacak olsaydı bile artık insan kendi kendinin şahididir.
Suat Yıldırım
(14-15) Türlü türlü mazeretler öne sürse de, Artık insan, kendisi hakkında şahit olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir (kendisinin ne yaptığını gayet iyi bilir).
Muhammed Esed
hayır, aslında insan, kendi aleyhine şahitlik yapacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Süleymaniye Vakfı
Aslında insan, kendi aleyhine açık delildir[1],
Süleyman Ateş
Doğrusu insan kendi nefsini görür,
Kıyame 75:15
Cüz: 29 | Sayfa: 576
#emanet
وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذ۪يرَهُۜ
Ve lev elka meazireh.
Mustafa İslamoğlu
türlü mazaretler ortaya koymuş olsa bile...
Elmalılı Hamdi Yazır
Dökse de ortaya ma'ziretlerini
Diyanet İşleri
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
Mehmet Okuyan
(14, 15) (Birtakım) mazeretler ileri sürmeye kalkışacak olsaydı bile artık insan kendi kendinin şahididir.
Suat Yıldırım
(14-15) Türlü türlü mazeretler öne sürse de, Artık insan, kendisi hakkında şahit olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Mazeretlerini ortaya (sayıp) dökse de!
Muhammed Esed
mazeretler bulup kendi (yaptıkları)nı gizlemeye çalışsa bile.
Yaşar Nuri Öztürk
Dökse de ortaya tüm mazeretlerini.
Süleymaniye Vakfı
isterse mazeretlerini sayıp döksün[1].
Süleyman Ateş
Birtakım özürler ortaya atsa da.
Kıyame 75:16
Cüz: 29 | Sayfa: 576
لَا تُحَرِّكْ بِه۪ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِه۪ۜ
La tuharrik bihi lisaneke li ta'cele bihi.
Mustafa İslamoğlu
O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:
Elmalılı Hamdi Yazır
Depretme ona dilini ivedinden onu
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Mehmet Okuyan
(Ey suçlu kişi)! Artık onu (hakkındaki hükmü) çabucak almak için dilini kımıldatma![1]
Suat Yıldırım
Sana vahyedileni unutmamak için tekrarlarken, hemen anında bellemek için dilini kımıldatma.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Depretme ona dilini telaşından onu (tekrarlamak için)!
Muhammed Esed
(Vahyin sözlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma;
Yaşar Nuri Öztürk
Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
Süleymaniye Vakfı
(Ey Muhammed!) Acele edip onunla (indirilmesi tamamlanmamış ayet kümesi ile) dilini harekete geçirme /hüküm vermeye kalkma[1].
Süleyman Ateş
(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.
Kıyame 75:17
Cüz: 29 | Sayfa: 576
اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
İnne aleyna cem'ahu ve kur'anehu.
Mustafa İslamoğlu
Şüphesiz onun toplanması da okunuşu da bize düşer;
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü bize aiddir onun cem'i ve Kur'anı
Diyanet İşleri
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki onun toplanması ve okunması sadece bize aittir.
Suat Yıldırım
Çünkü vahyi senin kalbinde toplamak ve onu okutmak Bize ait bir iştir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü onun derlenip toplanması Bize aittir!
Muhammed Esed
çünkü onu (senin kalbine) yerleştirmek ve (gerektiğinde) okutturmak Bizim işimizdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu toplamak ve okumak bize düşer.
Süleymaniye Vakfı
Onu bir araya getirmek ve bir kur'an /anlam kümesi yapmak kesinlikle bizim işimizdir[1].
Süleyman Ateş
Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.
Kıyame 75:18
Cüz: 29 | Sayfa: 576
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
Fe iza kara'nahu fettebi'kur'anehu.
Mustafa İslamoğlu
artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle;
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz okuduk mu o vakıt ta'kıyb et o Kur'anı
Diyanet İşleri
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Mehmet Okuyan
Biz onu okuduğumuz zaman okunuşunu takip et!
Suat Yıldırım
O halde Biz Kur'an'ı okuduğumuzda, sen de onun okunuşunu izle!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz onu (Kur'an'ı) okuduğumuz zaman okuduğunu takip et!
Muhammed Esed
Böylece, onu telaffuz ettiğimiz zaman, kelimelerini (bütün zihnini vererek) takip et,
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
Süleymaniye Vakfı
Onu kur'an /anlam kümesi haline getirdiğimizde onun anlam kümesine uy (ondan çıkan hükme tabi ol)!
Süleyman Ateş
O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.
Kıyame 75:19
Cüz: 29 | Sayfa: 576
ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۜ
Summe inne aleyna beyanehu.
Mustafa İslamoğlu
sonra elbet onu beyan etmek de yine Bize düşer.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra bize aiddir yine onun beyanı
Diyanet İşleri
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Mehmet Okuyan
Sonra onu açıklamak da sadece bize aittir.[1]
Suat Yıldırım
Ayrıca onu açıklamak da bize ait bir iştir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onun açıklaması da yine Bize aittir.
Muhammed Esed
sonra onun anlamını açıklamak da Bize düşer.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.
Süleymaniye Vakfı
Zaten onun (Kur'an'ın) açıklanması da bizim işimizdir[1].
Süleyman Ateş
Sonra onu açıklamak da bize düşer.
Kıyame 75:20
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#ahiret
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ
Kella bel tuhıbbunel acileh.
Mustafa İslamoğlu
Yoo! Bilakis siz hemen şimdi ve burada olanı seviyor
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır siz pişini seviyorsunuz
Diyanet İşleri
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Hayır! Doğrusu siz çabucak geçeni (dünyayı) seviyorsunuz.
Suat Yıldırım
Gerçek şu ki: Siz bu peşin dünya hayatına çok düşkünsünüz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır! Siz peşini (geçici dünyayı) seviyorsunuz.
Muhammed Esed
(Çoğunuz) bu geçici hayatı seviyorsunuz,
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hayır! Siz hemencecik geleni seversiniz.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Aslında siz bir an önce elinize geçecek olanı /dünyayı seviyorsunuz[1].
Süleyman Ateş
Hayır, siz çabuk (geçen şu dünyay)ı seviyorsunuz da,
Kıyame 75:21
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#ahiret
#hesap
وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ
Ve tezerunel ahıreh.
Mustafa İslamoğlu
ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Ahıreti bırakıyorsunuz
Diyanet İşleri
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Ahireti bırakıyorsunuz.[1]
Suat Yıldırım
Onun için ahireti terk edip durursunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ahireti bırakıyorsunuz!
Muhammed Esed
ama öteki dünyayı (ve Hesap Günü'nü) hiç düşünmüyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk
Ve sonradan geleceği terk edersiniz.
Süleymaniye Vakfı
Ahireti ise bırakıyorsunuz[1].
Süleyman Ateş
Ahireti bırakıyorsunuz.
Kıyame 75:22
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#ahiret
#rab
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ
Vucuhun yevme izin nadıreh.
Mustafa İslamoğlu
O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl olacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Nice yüzler o gün ışılar parlar
Diyanet İşleri
O gün birtakım yüzler aydındır.
Mehmet Okuyan
(22, 23) O gün bazı yüzler, Rablerini(n kararını) beklerken ışıl ışıl olacaktır.
Suat Yıldırım
Yüzler vardır o gün pırıl pırıl...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nice yüzler o gün ışılar, parlar,
Muhammed Esed
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parlayacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Yüzler vardır o gün parıltılı,
Süleymaniye Vakfı
O gün /Ahiret günü bazı yüzler ışıl ışıl parlar[1].
Süleyman Ateş
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar,
Kıyame 75:23
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#rab
اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ
İla rabbiha nazıreh.
Mustafa İslamoğlu
Rablerine tarifsiz bir biçimde nazar edecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbına nazır
Diyanet İşleri
Rablerine bakarlar.
Mehmet Okuyan
(22, 23) O gün bazı yüzler, Rablerini(n kararını) beklerken ışıl ışıl olacaktır.
Suat Yıldırım
(O güzel ve Yüce) Rab'lerine bakakalır...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rablerine bakarlar!
Muhammed Esed
Rablerine bakarken;
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbine doğru bakan.
Süleymaniye Vakfı
Rablerine bakarlar /Rablerinin vereceği nimetleri beklerler[1].
Süleyman Ateş
Rabbine bakar.
Kıyame 75:24
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#ümit
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ
Ve vucuhun yevme izin basireth.
Mustafa İslamoğlu
O gün bazı yüzler umutsuzca donup kalacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Nice yüzler de o gün ekşir pusarır
Diyanet İşleri
O gün birtakım yüzler de asıktır.
Mehmet Okuyan
(24, 25) O gün bazı asık yüzler de vardır ki bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını anlayacaktır.
Suat Yıldırım
Ve nice suratlar vardır o gün asılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nice yüzler de o gün ekşir, pusarır;
Muhammed Esed
ve o Gün bazı yüzler ümitsizlikle kararacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yüzler vardır o gün, asık/buruk,
Süleymaniye Vakfı
O gün bazı yüzler de asıktır[1].
Süleyman Ateş
Yüzler de var ki o gün asıktır.
Kıyame 75:25
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#hesap
تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ
Tezunnu en yuf'ale biha fakıreh.
Mustafa İslamoğlu
başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice akılları kesecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Anlar ki kendilerine bel kıran yapılır
Diyanet İşleri
Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.
Mehmet Okuyan
(24, 25) O gün bazı asık yüzler de vardır ki bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını anlayacaktır.
Suat Yıldırım
Belini kıran darbeyi yediğini hisseder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kendilerine bel kıran belalı bir iş yapılacağını anlar.
Muhammed Esed
çatırdatan bir felaketin başlarına gelmek üzere olduğunu bilerek.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendisine, bel kıracak bir hesap yöneleceğini sezinler.
Süleymaniye Vakfı
Kendilerine, bellerini kıracak bir şey yapılacağını anlarlar[1].
Süleyman Ateş
Kendisine bel kemiklerini kıran (bela)nın yapılacağını anlar.
Kıyame 75:26
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#rab
كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ
Kella iza belegatit terakıy.
Mustafa İslamoğlu
Evet, can boğaza gelip dayandığı zaman
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır ne zaman ki o can köprücüklere dayanır
Diyanet İşleri
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Mehmet Okuyan
(26, 27, 28, 29, 30) Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp "Tedavi edebilecek kimdir?" dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.
Suat Yıldırım
Hayır, hayır! Ne zaman ki can boğaza gelir, işte o zaman can çekişenin yanındakiler:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır! Ne zaman ki, can köprücüklere dayanır
Muhammed Esed
Ne zaman ki, (son nefes, ölen birinin) boğazına gelip düğümlenir,
Yaşar Nuri Öztürk
İş, onların sandığı gibi değil! Can, köprücüklere dayandığında,
Süleymaniye Vakfı
Hayır hayır! Can (boğaza gelip) köprücük kemiklerine dayanınca:[1]
Süleyman Ateş
Hayır, ne zaman ki can, köprücük kemiklerine dayanır,
Kıyame 75:27
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#rab
#ölüm
#melek
وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ
Ve kile men rak.
Mustafa İslamoğlu
bir çığlık koparılacak: "Kim... Şifacı?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve denilir: kim var bir okuyacak?
Diyanet İşleri
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Mehmet Okuyan
(26, 27, 28, 29, 30) Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp "Tedavi edebilecek kimdir?" dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.
Suat Yıldırım
"Bunu iyileştiren, kurtaran yok mu?" der.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve: "Okuyacak kim var?" denilir
Muhammed Esed
ve insanlar: "(onu kurtaracak) bir hekim yok mu?" diye sorarlar;
Yaşar Nuri Öztürk
"Kim var okuyup üfleyecek?" denilir!
Süleymaniye Vakfı
(Ölüm melekleri tarafından) "Seni kim kurtaracak!" denir[1].
Süleyman Ateş
Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,
Kıyame 75:28
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#rab
وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ
Ve zanne ennehul firak.
Mustafa İslamoğlu
Artık ayrılık vaktinin gelip çattığına aklı iyice yatmıştır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sezer o dem temamelfirak
Diyanet İşleri
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Mehmet Okuyan
(26, 27, 28, 29, 30) Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp "Tedavi edebilecek kimdir?" dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.
Suat Yıldırım
Artık ayrılık vakti geldiğini kendisi de anlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve o zaman (o da bunun) tam bir ayrılış olduğunu sezmiş,
Muhammed Esed
kendisi de bilir ki bu ayrılma vaktidir,
Yaşar Nuri Öztürk
Sezinlemiştir ki odur ayrılık.
Süleymaniye Vakfı
O da ayrılık vaktinin geldiğini anlar[1],
Süleyman Ateş
Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar,
Kıyame 75:29
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#rab
#ölüm
وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ
Velteffetis saku bis sak.
Mustafa İslamoğlu
ayaklar birbirine dolaşmıştır:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve dolaşır el ayak, bacağa bacak
Diyanet İşleri
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Mehmet Okuyan
(26, 27, 28, 29, 30) Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp "Tedavi edebilecek kimdir?" dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.
Suat Yıldırım
Bacağı bacağına dolaşır, ölüm acısıyla kıvranır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
el, ayak, bacak bacağa dolaşmıştır.
Muhammed Esed
ve ölüm sancıları ile örülmektedir:
Yaşar Nuri Öztürk
Dolaşmıştır el ayak/kol bacak.
Süleymaniye Vakfı
ayakları birbirine dolaşır.
Süleyman Ateş
Ve bacak bacağa dolaşır.
Kıyame 75:30
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#rab
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ۟
İla rabbike yevme izinil mesak.
Mustafa İslamoğlu
o gün sürüklenip götürülüş Rabbine doğrudur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbınadır o gün yalnız mesak
Diyanet İşleri
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Mehmet Okuyan
(26, 27, 28, 29, 30) Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp "Tedavi edebilecek kimdir?" dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.
Suat Yıldırım
O gün sevkiyat, doğru Rabbinin divanına olur!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün kişi yalnız Rabbinin huzuruna sevkedilir.
Muhammed Esed
işte o zaman gidişinin Rabbine doğru olduğunu hisseder!
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbine doğrudur o gün sevkiyat.
Süleymaniye Vakfı
Bugün sevk edileceği yer Rabbinin huzurudur[1].
Süleyman Ateş
İşte o gün, sevk Rabbinedir (can, Allah'ın huzuruna sevk edilir).
Kıyame 75:31
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Istenen
#namaz
#tevbe
#infak
#peygamber
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ
Fe la saddeka ve la salla.
Mustafa İslamoğlu
Fakat o (insan) hakikati tasdik etmedi ve yönünü Allah'a dönmedi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı
Diyanet İşleri
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Mehmet Okuyan
(İnkârcı kişi, gerçeği) onaylamamış, (Allah'ın dinine) destek olmamıştı.
Suat Yıldırım
Ne dini tasdik eder, ne namaz kılardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama o ne sadaka verdi ne de namaz kıldı.
Muhammed Esed
(Artık son pişmanlık fayda etmez) çünkü (yaşadığı sürece) hakikati kabul etmedi ve (aydınlığa kavuşmak için) namaz kılmadı;
Yaşar Nuri Öztürk
Ne tasdik etti ne yakardı/ne sadaka verdi ne namaz kıldı.
Süleymaniye Vakfı
(O, canını böyle verir) çünkü doğruları kabul etmedi ve kulluk görevlerini yapmadı,[1]
Süleyman Ateş
Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.
Kıyame 75:32
Cüz: 29 | Sayfa: 577
وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ
Ve lakin kezzebe ve tevella.
Mustafa İslamoğlu
fakat yalanladı ve sırt döndü;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve lakin yalan dedi ve döndü
Diyanet İşleri
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Mehmet Okuyan
Aksine yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Suat Yıldırım
Hep hakkı yalan sayıp ona sırtını dönerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat yalan dedi ve döndü.
Muhammed Esed
tam tersine, hakikati yalanladı ve (ondan) uzaklaştı,
Yaşar Nuri Öztürk
Tam aksine, yalanladı, gerisin geri döndü.
Süleymaniye Vakfı
ama yalana sarıldı ve sırtını çevirdi[1].
Süleyman Ateş
Fakat yalanladı, döndü.
Kıyame 75:33
Cüz: 29 | Sayfa: 577
ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ يَتَمَطّٰىۜ
Summe zehebe ila ehlihi yetemetta.
Mustafa İslamoğlu
sonra çalım satarak aşiretine sığındı:
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da gerneşe gerneşe ehline gitti
Diyanet İşleri
Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.
Mehmet Okuyan
Sonra da kibirlenerek kendi ailesine gitmişti.[1]
Suat Yıldırım
Bir de yaptığından memnun olarak, çalımlı çalımlı kendi taraftarlarının yanına varırdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra da gerneşe gerneşe yakınlarına gitti.
Muhammed Esed
ve sonra böbürlenerek geldiği yere döndü.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
Süleymaniye Vakfı
Sonra da çalım satarak ailesine ve yakınlarına gitti.
Süleyman Ateş
Sonra çalım satarak ailesine gitti.
Kıyame 75:34
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#cehennem
اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۙ
Evla leke fe evla.
Mustafa İslamoğlu
İşte yaklaşmakta olan, hem de çok yakınında!
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerektir sana o bela gerek
Diyanet İşleri
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Mehmet Okuyan
Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun!
Suat Yıldırım
Yazık sana yazık!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O bela sana layıktır!
Muhammed Esed
(Ama ey insan, akibetin geliyor her dakika) yakınına, daha da yakınına,
Yaşar Nuri Öztürk
Çok uygundur sana bu bela, çok uygun!
Süleymaniye Vakfı
Sana layık olan budur, bu!
Süleyman Ateş
Yazık sana yazık!
Kıyame 75:35
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#cehennem
ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۜ
Summe evla leke fe evla.
Mustafa İslamoğlu
Tekrar (duy ey insan), yaklaşmakta olan hemen yanıbaşında!
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, gerektir sana o bela gerek
Diyanet İşleri
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Mehmet Okuyan
Sonra (tekrar) yazıklar olsun sana, yazıklar olsun![1]
Suat Yıldırım
Yazık ki sana ne yazık!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet gerektir o bela sana gerek!
Muhammed Esed
yakınına, daha da yakınına!
Yaşar Nuri Öztürk
Evet, çok uygundur sana bu bela, çok uygun!
Süleymaniye Vakfı
Evet, sana layık olan budur, işte bu!
Süleyman Ateş
Yine yazık sana yazık!
Kıyame 75:36
Cüz: 29 | Sayfa: 577
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ
E yahsebul'insanu en yutreke suda.
Mustafa İslamoğlu
Ne yani, insanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanıyor?
Elmalılı Hamdi Yazır
Sanır mı insan muhmel bırakıla
Diyanet İşleri
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
Mehmet Okuyan
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor!
Suat Yıldırım
İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsan sanır mı başıboş bırakılacağını?
Muhammed Esed
İnsan, başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır?
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?
Süleymaniye Vakfı
İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor[1]?
Süleyman Ateş
İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır?
Kıyame 75:37
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#ölçü_tartı
#insan_yaratılışı
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ
E lem yeku nutfeten min meni yin yumna.
Mustafa İslamoğlu
O, bir zamanlar akıtılan bir damlacık sıvı değil miydi?
Elmalılı Hamdi Yazır
Değil miydi bir nutfe dökülen meniden?
Diyanet İşleri
O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?
Mehmet Okuyan
(İnsan) akıtılan meninin (spermin) bir kısmından (oluşan) bir nutfe (zigot) değil miydi!
Suat Yıldırım
Onun aslı, atılan bir meni damlası değil miydi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O (Rahme) dökülen bir damla meniden değil miydi?
Muhammed Esed
O, bir zamanlar (sadece) akıtılan bir meni damlası değil miydi,
Yaşar Nuri Öztürk
O, dökülen meniden bir sperm değil miydi?
Süleymaniye Vakfı
O, ölçülendirilmiş meniden döllenen yumurta değil miydi?[1]
Süleyman Ateş
Kendisi dökülen meniden bir nutfe (sperm) değil miydi?
Kıyame 75:38
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Allah
Yaratılış / deliller
#rahmet
#yaratılış
#rab
#insan_yaratılışı
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ
Summe kane alakaten fe halaka fe sevva.
Mustafa İslamoğlu
Sonra bir parçacık pıhtı olmuş; bu safhada (Allah) onu yarattığı (gibi) şekil de vermişti;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra bir aleka, oldu derken biçimine koydu, derken tesviye etti de
Diyanet İşleri
Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.
Mehmet Okuyan
Sonra bu (zigot) ‘alakaya (embriyoya) dönüşmüş, (Allah) onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmiştir.
Suat Yıldırım
Sonra (rahim cidarına) yapışan bir hücre oldu da, Rabbi onu yaratıp düzenledi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra bir pıhtı oldu, derken (Allah onu) biçime koydu, derken tesviye etti;
Muhammed Esed
ve sonra döllenmiş hücre; bu safhada Allah (onu) yaratmış ve olması gerektiği gibi şekil vermişti,
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra o, bir çiğnem et oldu da Allah onu yarattı, ardından düzgün bir şekle ulaştırdı.
Süleymaniye Vakfı
Arkasından rahim duvarına asılı embriyo haline geldi, sonra (Allah) yapısını belirledi ve son şeklini verdi[1].
Süleyman Ateş
Sonra alaka (rahme asılan embriyo) oldu da (Rabbi onu) yarattı, düzenledi.
Kıyame 75:39
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#yaratılış
#ölçü_tartı
فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ
Fe ceale minhuz zevceyniz zekere vel unsa.
Mustafa İslamoğlu
nihayet ondan erkek ve dişi cinsler var etmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yapdı ondan da iki eşi: erkek ve dişi
Diyanet İşleri
Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.
Mehmet Okuyan
(Allah) o (meni)den de iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmiştir.[1]
Suat Yıldırım
Ondan erkek ve dişi olarak her iki cinsi yarattı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
derken ondan da iki eşi yaptı: Erkek ve dişi!
Muhammed Esed
ve ondan iki cinsi, erkeği ve dişiyi var etmişti?
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet ondan iki çifti, erkeği ve dişiyi vücuda getirdi.
Süleymaniye Vakfı
Böylece ondan (ölçülendirilmiş meniden) iki eşi; erkeği ve dişiyi (cinsiyetleri) oluşturdu[1].
Süleyman Ateş
O (meni)den iki çifti: Erkeği ve dişiyi var etti.
Kıyame 75:40
Cüz: 29 | Sayfa: 577
#kudret
#ölçü_tartı
اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى
E leyse zalike bi kadirin ala en yuhyiyel mevta.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde aynı (Allah) ölüye hayat vermeye kadir değil midir?
Elmalılı Hamdi Yazır
O, ölüleri diriltmeye kadir değil mi?
Diyanet İşleri
Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Mehmet Okuyan
(O'nun), ölüleri diriltmeye hiç gücü yetmez mi!
Suat Yıldırım
Bütün bunları yapan, ölüleri diriltmeye kadir olmaz olur mu?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Artık) o ölüleri diriltmeye kadir değil mi?
Muhammed Esed
Öyleyse, Allah, ölüyü hayata yeniden döndüremez mi?
Yaşar Nuri Öztürk
Peki bunu yapan, ölüyü diriltmeye güç yetiremez mi?
Süleymaniye Vakfı
Bunları yapan, ölüleri diriltmenin ölçüsünü koyamaz mı[1]?
Süleyman Ateş
Şimdi bun(ları yapan Allah)ın ölüleri diriltmeğe gücü yetmez mi?
İnsan 76:1
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#ölüm
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـٔاً مَذْكُوراً
Hel eta alel insani hinun mined dehri lem yekun şey'en mezkura.
Mustafa İslamoğlu
İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi?
Elmalılı Hamdi Yazır
Fil'hakika geldi insan üzerine dehirden bir müddet o anılır bir şey olmadı
Diyanet İşleri
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
Mehmet Okuyan
Henüz anılan bir şey değilken, şüphesiz ki insanın üzerinden çok uzun bir süre geçti!
Suat Yıldırım
Dehrin akışı içinde öyle zaman geçti ki, o dönemde, insanın adı bile anılmazdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerçekten insan üzerinden öyle uzun bir süre gelip geçti ki o anılmaya değer bir şey bile değildi?!
Muhammed Esed
İnsan(ın tarih sahnesinde görünmesin)den önceki dönem, sonsuz bir zaman kesitinden ibaret (değil) midir; insanın henüz dikkate değer bir varlık olmadığı (bir zaman kesiti)?
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan üzerinden, henüz anılan bir şey olmadığı bir süre geçmedi mi zamandan?
Süleymaniye Vakfı
İnsan, hakkında bilgi olan bir şey değilken[1], o zamanın (göklerin ve yerin ömrünün[2]) bir bölümü geçmişti.
Süleyman Ateş
İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?
İnsan 76:2
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Yaratılış / deliller
#yaratılış
#uyarı
#insan_yaratılışı
#imtihan
اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعاً بَص۪يراً
İnna halaknel insane min nutfetin emşacin nebtelihi fe cealnahu semian basira.
Mustafa İslamoğlu
İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü biz yarattık o insanı bir takım katgılarla mezcedilmiş (emşac) bir nutfeden, evire çevire mübtela kılmak üzerede onu bir semi' basir yaptık
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.
Mehmet Okuyan
Gerçek şu ki biz insanı katışık (döllenmiş) bir nutfeden (zigottan) yarattık. Onu imtihan edeceğiz; (bu yüzden) onu duyar ve görür kıldık.
Suat Yıldırım
Biz insanı katışık bir meniden yarattık. Onu denemek istiyoruz; bu sebeple de kendisini işiten ve gören bir varlık yaptık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü Biz insanı bir takım katkılarla karıştırılmış bir nutfeden yarattık; onu evire çevire deneyelim diye de onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
Muhammed Esed
Şüphesiz, (sonraki hayatında) denemek için insanı katışık bir sperm damlasından yaratan Biziz. Biz, onu işitme ve görme (duyuları) ile donatılmış bir varlık kıldık.
Yaşar Nuri Öztürk
Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık. Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici, görücü yaptık.
Süleymaniye Vakfı
Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş bir yumurtadan[1] yarattık. Onu yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bu yüzden onu dinleyen ve gören bir varlık haline getirdik[2].
Süleyman Ateş
Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
İnsan 76:3
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Istenen
#şükür
#hidayet
#iman
#inkar
#irade
اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِراً وَاِمَّا كَفُوراً
İnna hedeynahus sebile imma şakiren ve imma kefura.
Mustafa İslamoğlu
Elbet onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik: ya iman eden veya inkar eden biri olmayı (kendi tercihine bıraktık)
Elmalılı Hamdi Yazır
Her halde biz ona yolu gösterdik, ister şakir olsun ister nankör kafir
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki biz insana yol gösterdik. Ya şükredici (olur) ya da nankör.[1]
Suat Yıldırım
Ona yolu da gösterdik: Artık ister şükreder, ister nankör ve kafir olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Muhakkak Biz ona (doğru) yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör kafir!
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz ona yolu/yöntemi gösterdik; şükredici, ya da nankör (olması artık kendisine kalmıştır).
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.
Süleymaniye Vakfı
Biz ona yolu[1] gösterdik; artık o, ister şükreden / görevlerini yerine getiren, isterse kafirlik edip duran /nankörlük eden biri olur[2].
Süleyman Ateş
Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur.
İnsan 76:4
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#ahiret
#cehennem
#inkar
#irade
اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْـكَافِر۪ينَ سَلَاسِلَا۬ وَاَغْلَالاً وَسَع۪يراً
İnna a'tedna lil kafirine selasile ve ağlalen ve seira.
Mustafa İslamoğlu
En sonunda (inkarı tercih eden) kafirler için tarifi imkansız zincirler, tasmalar ve kışkırtılmış çılgın bir ateşi Biz hazırladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü biz, kafirler için, zincirler, tomruklar, bir de Seıyr hazırladık
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki biz, kâfirler için (ahirette) zincirler, halkalar ve alevli bir ateş hazırlamış (olacağız).[1]
Suat Yıldırım
Biz kafirlere zincirler, kelepçeler, alevli ateşler hazırladık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü Biz, kafirler için zincirler, tomruklar, bir de çılgın ateş hazırladık!
Muhammed Esed
(Şimdi) bakın, Biz hakikati inkar edenler için zincirler, halkalar ve yakıcı bir ateş hazırladık;
Yaşar Nuri Öztürk
Biz, nankörler için zincirler, bukağılar ve kızgın bir ateş hazırladık.
Süleymaniye Vakfı
Biz, kafirler için zincirler, halkalar ve alevli bir ateş hazırladık[1].
Süleyman Ateş
Biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.
İnsan 76:5
Cüz: 29 | Sayfa: 577
Ahiret
#cennet
اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُوراًۚ
İnnel ebrara yeşrebune min ke'sin kane mizacuha kafura.
Mustafa İslamoğlu
Elbet iyiler de hoş kokulu çiçek özü katkılı tarifsiz bir kadehden içecekler:
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ebrar (hayır sahibi iyi insanlar) öyle dolgun bir kadehten içeceklerdir ki mizacı olmuştur kafur
Diyanet İşleri
İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iyiler ise (cennette) kâfûr[1]katılmış bir kadehten içeceklerdir.
Suat Yıldırım
İyi insanlar ise, kafur suyu ile hazırlanmış içecek kaselerini yudumlarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haberiniz olsun iyiler, kalkışı kafur öten dolu bir kadehten içeceklerdir.
Muhammed Esed
(halbuki) gerçek erdem sahipleri, hoş kokulu çiçekler ile tatlandırılmış bir fincandan içerler.
Yaşar Nuri Öztürk
İyilere gelince, onlar, karışımı kafur olan bir kadehten içerler.
Süleymaniye Vakfı
Erdemli kişiler de kafur katkılı bir kadehten içecekler[1].
Süleyman Ateş
İyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler.
İnsan 76:6
Cüz: 29 | Sayfa: 578
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْج۪يراً
Aynen yeşrebu biha ibadullahi yufecciruneha tefcira.
Mustafa İslamoğlu
(bunların doldurulduğu) öyle bir göze var ki, Allah'ın has kulları gürül gürül çıkartacakları bu kaynaktan içecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çeşme, ondan Allahın kulları içer, güzel, yollar açarak akıtırlar onu akıtırlar
Diyanet İşleri
Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
Mehmet Okuyan
(Kâfûr), Allah'ın iyi kullarının içecekleri ve akıttıkça akıtacakları bir kaynaktır.
Suat Yıldırım
Bu, Allah'ın has kullarının içip, istedikleri yere akıttıkları bir kaynaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın kullarının içtiği bir çeşme ki güzel yollar açarak onu akıtırlar da akıtırlar.
Muhammed Esed
bir (kutlu) kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, suyu bol bol akan (o kaynaktan).
Yaşar Nuri Öztürk
Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar.
Süleymaniye Vakfı
Allah'ın o kulları, fışkırtacakları bir kaynaktan onu içecekler[1].
Süleyman Ateş
Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar.
İnsan 76:7
Cüz: 29 | Sayfa: 578
#uyarı
#korku
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْماً كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يراً
Yufune bin nezri ve yehafune yevmen kane şerruhu mustetira.
Mustafa İslamoğlu
(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar
Diyanet İşleri
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
Mehmet Okuyan
(Allah'ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.
Suat Yıldırım
Bu kullar, dünya hayatında iken sözlerinde durur, adadıkları şeyi yerine getirir ve felaketi bütün ufukları tutan kıyamet gününden endişe ederlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan günden korkarlar.
Muhammed Esed
(Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, adaklarını yerine getirir, kötülüğü her yere yayılacak bir günden korkar;[1]
Süleyman Ateş
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.
İnsan 76:8
Cüz: 29 | Sayfa: 578
#yetim
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً
Ve yut'imunet taame ala hubbihi miskinen ve yetimen ve esira
Mustafa İslamoğlu
ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Miskine, yetime, esire seve seve yemek yedirirler
Diyanet İşleri
Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
Mehmet Okuyan
Onlar, kendileri muhtaç olmalarına rağmen yoksulu, yetimi ve esiri yedirir (doyurur)lar.
Suat Yıldırım
Kendileri de ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah'ın rızasına ermek için fakire, yetime ve esire ikram ederler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir.
Muhammed Esed
Ve kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler,
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.
Süleymaniye Vakfı
sevmelerine rağmen yiyeceklerini; çaresize, yetime ve esire yedirirler[1].
Süleyman Ateş
Yoksula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler:
İnsan 76:9
Cüz: 29 | Sayfa: 578
Ahiret
Dua / yöneliş
#dua
#rab
#hesap
#korku
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُوراً
İnnema nut'imukum li vechillahi la nuridu minkum cezaen ve la şukura.
Mustafa İslamoğlu
(kendi kendilerine derler ki): "Biz size sadece Allah için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Size ancak "livechillah" it'am ediyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür
Diyanet İşleri
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
Mehmet Okuyan
(9, 10) (Şöyle derler:) "Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz.[1] (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O'nun azabından) korkuyoruz."
Suat Yıldırım
Ve derler ki: "Biz size sırf Allah rızası için ikram ediyoruz, yoksa sizden karşılık istemediğimiz gibi bir teşekkür bile beklemiyoruz."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür!
Muhammed Esed
(ve kendi kendilerine konuşurlar:) "Biz sizi yalnız Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk
"Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz;
Süleymaniye Vakfı
(Şöyle derler:) "Biz size, sadece Allah rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık istiyoruz ne de bir teşekkür[1].
Süleyman Ateş
"Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz."