Ayetler
Toplam sonuç: 6236
Tekvir 81:1
Cüz: 30 | Sayfa: 585
اِذَا الشَّمْسُ كُـوِّرَتْۙۖ
İzeş şemsu kuvviret.
Mustafa İslamoğlu
Güneş(in defteri) dürüldüğünde,
Elmalılı Hamdi Yazır
O Güneş dürüldüğü vakıt
Diyanet İşleri
Güneş, dürüldüğü zaman,
Mehmet Okuyan
Güneş dürüldüğünde,
Suat Yıldırım
Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman;
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O güneş dürüldüğünde,
Muhammed Esed
Güneş, karanlığa gömüldüğünde,
Yaşar Nuri Öztürk
Güneş büzülüp dürüldüğünde,
Süleymaniye Vakfı
Güneş çepeçevre sarıldığında[1],
Süleyman Ateş
Güneş büzüldüğü zaman,
Tekvir 81:2
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ
Ve izen nucumun kederet.
Mustafa İslamoğlu
yıldızlar sönüp döküldüğünde
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yıldızlar bulandığı vakıt
Diyanet İşleri
Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,
Mehmet Okuyan
Yıldızlar (sönüp) döküldüğünde,
Suat Yıldırım
Yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yıldızlar bulandığında,
Muhammed Esed
ve yıldızlar ışıklarını yitirdiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Yıldızlar ışıklarını yitirdiğinde,
Süleymaniye Vakfı
yıldızlar karardığında[1],
Süleyman Ateş
Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman,
Tekvir 81:3
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#doğa
وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ
Ve izelcibalu suyyiret.
Mustafa İslamoğlu
dağlar yürütüldüğünde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve dağlar yürütüldüğü vakıt
Diyanet İşleri
Dağlar, yürütüldüğü zaman,
Mehmet Okuyan
Dağlar yürütüldüğünde,
Suat Yıldırım
Dağlar yürütüldüğü zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
dağlar yürütüldüğünde,
Muhammed Esed
dağlar kaybolup gittiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Dağlar yürütüldüğünde,
Süleymaniye Vakfı
dağlar yürütüldüğünde[1],
Süleyman Ateş
Dağlar yürütüldüğü zaman,
Tekvir 81:4
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ
Ve izel ışaru uttılet.
Mustafa İslamoğlu
doğumu yakın develer terk edildiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve kıyılmaz mallar bırakıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Gebe develer salıverildiği zaman.
Mehmet Okuyan
On aylık (değerli) gebe develer bırakıldığında,
Suat Yıldırım
Doğurmak üzere olan develer, kıyılmaz mallar terk edildiği zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kıyılmaz mallar bırakıldığında,
Muhammed Esed
ve doğurmak üzere olan dişi develer başıboş bırakıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
O bakmaya kıyılmayan develer kendi hallerine bırakıldığında,
Süleymaniye Vakfı
toplumsal ilişkiler kesildiğinde[1],
Süleyman Ateş
On aylık gebe develer başı boş bırakıldığı zaman,
Tekvir 81:5
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ
Ve izel vuhuşu huşiret.
Mustafa İslamoğlu
bütün yabani hayvanlar birbirine sokulduğunda,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve vuhuş toplandığı vakıt
Diyanet İşleri
Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,
Mehmet Okuyan
Yabani hayvanlar bir araya toplandığında,
Suat Yıldırım
Vahşi hayvanlar diriltilip toplandığı zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
Muhammed Esed
bütün hayvanlar bir araya toplandığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
Süleymaniye Vakfı
yabani hayvanlar (tekrar diriltilip) bir araya getirildiğinde[1],
Süleyman Ateş
Vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman,
Tekvir 81:6
Cüz: 30 | Sayfa: 585
Ahiret
#cehennem
#doğa
وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ
Ve izel biharu succiret.
Mustafa İslamoğlu
denizler fokur fokur kaynatıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve denizler ateşlendiği vakıt
Diyanet İşleri
Denizler kaynatıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Denizler kaynatıldığında (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).
Suat Yıldırım
Denizler ateşlenip kaynatıldığı zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
denizler ateşlendiğinde,
Muhammed Esed
ve denizler kaynadığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Denizler kaynatıldığında,
Süleymaniye Vakfı
denizler doldurulduğunda,[1]
Süleyman Ateş
Denizler kaynatıldığı zaman,
Tekvir 81:7
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ
Ve izen nufusu zuvvicet.
Mustafa İslamoğlu
bütün insanlar tasnif edildiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır
nüfus çiftlendiği vakıt
Diyanet İşleri
Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.
Mehmet Okuyan
Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiğinde,
Suat Yıldırım
Nefisler eşleştirildiği, ruhlar bedenlere girdiği zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ruhlar eşleştirildiğinde.
Muhammed Esed
bütün insanlar (yaptıklarıyla) eşleştirildiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Benlikler çiftleştirildiğinde,
Süleymaniye Vakfı
nefisler /ruhlarla bedenler eşleştirildiğinde,[1]
Süleyman Ateş
Nefisler çiftleştirildiği zaman.
Tekvir 81:8
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ
Ve izel mev'udetu suilet.
Mustafa İslamoğlu
diri diri gömülen kız çocukları sorduğunda
Elmalılı Hamdi Yazır
(8-9) Ve o diri gömülen hangi günahla öldürüldü? Sorulduğu vakıt
Diyanet İşleri
(8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
Mehmet Okuyan
(8, 9) Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günah(ı) yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda,[1]
Suat Yıldırım
Diri diri gömülen kız çocuğuna,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Diri diri gömülen kıza sorulduğunda;
Muhammed Esed
ve diri diri gömülen kız çocuklarına sorulduğunda
Yaşar Nuri Öztürk
O diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğunda,
Süleymaniye Vakfı
diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğunda
Süleyman Ateş
Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kıza:
Tekvir 81:9
Cüz: 30 | Sayfa: 585
بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ
Bi eyyi zenbin kutilet.
Mustafa İslamoğlu
hangi suçtan dolayı öldürüldüklerinin hesabını,
Elmalılı Hamdi Yazır
(8-9) Ve o diri gömülen hangi günahla öldürüldü? Sorulduğu vakıt
Diyanet İşleri
(8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
Mehmet Okuyan
(8, 9) Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günah(ı) yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda,[1]
Suat Yıldırım
Hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hangi suçtan öldürüldü diye,
Muhammed Esed
hangi suçtan dolayı öldürüldükleri,
Yaşar Nuri Öztürk
Hangi günah yüzünden öldürüldü diye!
Süleymaniye Vakfı
hangi günahından (!) dolayı öldürüldü diye;[1]
Süleyman Ateş
"Hangi günah(ı) yüzünden öldürüldü?" diye.
Tekvir 81:10
Cüz: 30 | Sayfa: 585
Ahiret
#hesap
وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ
Ve izes suhufu nuşiret.
Mustafa İslamoğlu
(İnsanların) amel defterleri açıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve defterler açıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Amel defterleri açıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
(Amel) defterler(i) açıldığında,
Suat Yıldırım
Hesap defterleri açıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
defterler açıldığında,
Muhammed Esed
(insanların yapıp ettiklerinin) dosyaları açıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfalar açılıp göz önüne konduğunda,
Süleymaniye Vakfı
ve (amellerin yazıldığı) sayfalar dağıtıldığında,[1]
Süleyman Ateş
(Amel) defterler(i) açılıp yayıldığı zaman,
Tekvir 81:11
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ
Ve izes semau kuşitat.
Mustafa İslamoğlu
gök, (bir gövdenin derisi gibi) soyulduğunda,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sema' sıyrıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Gök sıyrıldığında,
Suat Yıldırım
Gök cisimleri yerlerinden kaydırıldığı zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
gökyüzü sıyrılıp açıldığında,
Muhammed Esed
ve gökyüzü açılıp ortaya serildiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Göğün örtüsü soyulup indirildiğinde,
Süleymaniye Vakfı
gök (dürülmek için)[1] sıyrıldığında,[2]
Süleyman Ateş
Gök sıyrılıp açıldığı zaman,
Tekvir 81:12
Cüz: 30 | Sayfa: 585
Ahiret
#cehennem
وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ
Ve izel cahimu su'ıret.
Mustafa İslamoğlu
Cehennem kışkırtıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Cehennem kızıştırıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Cehennem alevlendirildiği zaman,
Mehmet Okuyan
Cehennem alevlendirildiğinde,
Suat Yıldırım
Cehennem alev alev kızıştırıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
cehennem kızıştırıldığında,
Muhammed Esed
(cehennemin) yakıcı ateşi parladığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Cehennem kızıştırıldığında,
Süleymaniye Vakfı
o yakıcı ateş /cehennem tutuşturulduğunda,[1]
Süleyman Ateş
Cehennem alevlendirildiği zaman,
Tekvir 81:13
Cüz: 30 | Sayfa: 585
Ahiret
#cennet
وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ
Ve izel cennetu uzlifet.
Mustafa İslamoğlu
ve Cennet(in görüntüsü) yakın plan sunulduğunda;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Cennet yaklaştırıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Cennet yaklaştırıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Cennet yaklaştırıldığında[1]
Suat Yıldırım
Cennet yaklaştırıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
cennet yaklaştırıldığında,
Muhammed Esed
ve cennet gözler önüne getirildiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Cennet yaklaştırıldığında,
Süleymaniye Vakfı
cennet yaklaştırıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Cennet yaklaştırıldığı zaman,
Tekvir 81:14
Cüz: 30 | Sayfa: 585
Ahiret
#ahiret
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ
Alimet nefsün ma ahdaret.
Mustafa İslamoğlu
(işte o zaman) her can ne hazırladığını (yakinen) bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Anlar bir nefis ne hazırlamıştır
Diyanet İşleri
Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
Mehmet Okuyan
Her can (ahiret için dünyada) neler hazırladığını bilmiş (olacak)tır.
Suat Yıldırım
İşte o zaman... Her insan hazırladığını, ortaya ne koyduğunu anlayacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
bir nefis (herkes) ne hazırladığını anlar.
Muhammed Esed
(o Gün) her insan, (kendisi için) ne hazırlamış olduğunu görecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Her benlik, önceden ne hazırlamışsa bilmiş olacaktır.
Süleymaniye Vakfı
her nefis (o gün için) ne hazırladığını öğrenecektir.[1]
Süleyman Ateş
Her can, ne yapıp getirdiğini bilir.
Tekvir 81:15
Cüz: 30 | Sayfa: 585
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ
Fe la uksimu bil hunnes.
Mustafa İslamoğlu
Bundan ötesi yok! İşte ben yemin ederim gizlenenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi kasem ederim o sinenlere
Diyanet İşleri
(15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
Mehmet Okuyan
Hayır! Yemin ederim: Kaybolan (yıldız)lara,
Suat Yıldırım
Bakın: Gündüzün sinip gizlenen yıldızlara...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi yemin ederim o sinenlere,
Muhammed Esed
Hayır! Hayır! Dönüp duran yıldızları tanıklığa çağırırım,
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, iş onların sandığı gibi değil! Yemin olsun o sinip gizlenenlere,
Süleymaniye Vakfı
Hayır (iddia ettiğiniz gibi değil)! Gözden kaybolanlara yemin ederim,
Süleyman Ateş
Yoo, yemin ederim o geri kalıp gizlenenlere;
Tekvir 81:16
Cüz: 30 | Sayfa: 585
اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ
El cevaril kunnes.
Mustafa İslamoğlu
yuvalarına giren yıldız ve gezegenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır
O akıp akıp yuvasına girenlere
Diyanet İşleri
(15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
Mehmet Okuyan
(Yörüngelerinde) akıp gizlenen (gezegen)lere,[1]
Suat Yıldırım
Dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o akıp akıp yuvasına girenlere,
Muhammed Esed
yörüngelerinde akan ve kaybolan gezegenleri,
Yaşar Nuri Öztürk
Akıp akıp giderek yuvasına girenlere,
Süleymaniye Vakfı
(yörüngesinde) akıp (zaman zaman) görülmeyenlere;[1]
Süleyman Ateş
Akıp gidenlere, dönüp saklananlara,
Tekvir 81:17
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ
Vel leyli iza as'as.
Mustafa İslamoğlu
ve (yokluğun) zifiri karanlığına (zaman ve mekan) geri döndüğünde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yöneldiği dem o geceye
Diyanet İşleri
Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
Mehmet Okuyan
Kararmaya başlayan geceye,
Suat Yıldırım
Geçmeye başladığı dem geceye...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yöneldiği zaman o geceye,
Muhammed Esed
ve kararan geceyi,
Yaşar Nuri Öztürk
Beriye geldiği ve geriye döndüğü zaman geceye,
Süleymaniye Vakfı
başladığı ve bittiği vakitlerde geceye,[1]
Süleyman Ateş
Sırtını dönen geceye,
Tekvir 81:18
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#uyarı
وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ
Ves subhı iza teneffes.
Mustafa İslamoğlu
ve henüz soluk almaya başlayan sabaha (yemin ederim)!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve nefeslendiği dem o sabaha ki
Diyanet İşleri
Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
Mehmet Okuyan
Nefes almaya (aydınlanmaya) başlayan sabaha ki[1]
Suat Yıldırım
Nefes almaya başladığı dem sabaha kasem ederim ki:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
nefeslendiği zaman o sabaha ki,
Muhammed Esed
ve soluk almaya başlayan sabahı:
Yaşar Nuri Öztürk
Ve soluyarak açıldığı zaman sabaha,
Süleymaniye Vakfı
ve (seher yeli esip) nefeslenince sabah vaktine yemin olsun ki[1]
Süleyman Ateş
Soluk almağa başlayan sabaha,
Tekvir 81:19
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#peygamber
#melek
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ
İnnehu le kavlu resulin kerim.
Mustafa İslamoğlu
Ki elbet bu (Kur'an), türünün en seçkini olan bir elçi (meleğin) ilettiği sözdür;
Elmalılı Hamdi Yazır
muhakkak o (Kur'an), kerim bir Resulün getirdiği kelamdır
Diyanet İşleri
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz o (Kur'an), değerli bir elçinin (Cebrail'in ulaştırdığı) sözüdür.[1]
Suat Yıldırım
Kur'an, değerli bir Elçinin, Cebrail'in getirip okuduğu sözdür!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
muhakkak o (Kur'an), şerefli bir elçinin getirdiği bir sözdür.
Muhammed Esed
bakın, bu (ilahi kelam), gerçekten soylu bir elçinin (vahyedilmiş) sözüdür,
Yaşar Nuri Öztürk
Ki o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
Süleymaniye Vakfı
Kur'an, kesinlikle değerli bir elçinin /Cebrail'in getirdiği sözdür[1].
Süleyman Ateş
(Andolsun bunlara) Ki o, değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözüdür.
Tekvir 81:20
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#peygamber
#kudret
#melek
ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ
Zi kuvvetin ınde zil arşi mekin.
Mustafa İslamoğlu
Arş'ın sahibi katından ona hem güç hem de makam bahşedilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir Resul ki pek kuvvetli, metin, Zül'arş'ın nezdinde mekin
Diyanet İşleri
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Mehmet Okuyan
(O elçi), arşın sahibi (olan Allah) katında çok itibarlıdır.
Suat Yıldırım
O Elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah'ın nezdinde pek itibarlıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O elçi, pek güçlü, Arş'ın sahibinin katında itibarlıdır.
Muhammed Esed
güç bahşedilmiş, kudret ve egemenlik tahtının Sahibi nezdinde emin kılınmış,
Yaşar Nuri Öztürk
Çok güçlüdür o elçi, Arş sahibinin katında saygındır.
Süleymaniye Vakfı
Güçlü ve arşın/ yönetim merkezinin sahibi yanında itibarlı olan,[1]
Süleyman Ateş
(O elçi,) Güçlüdür, Arşın sahibi (Allah) katında yücedir.
Tekvir 81:21
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#emanet
#vahiy
#peygamber
#melek
مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ
Mutaın semme emin.
Mustafa İslamoğlu
orada kendisine itaat edilir; üstelik güvene layıktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
muta' orada, emin
Diyanet İşleri
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Mehmet Okuyan
Orada (kendisine) itaat edilen, güvenilendir.
Suat Yıldırım
Göklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Orada kendisine itaat edilendir, güvenilendir.
Muhammed Esed
itaat edilen ve güvene layık birinin (sözü)!
Yaşar Nuri Öztürk
İtaat edilir orada kendisine, emindir.
Süleymaniye Vakfı
orada kendisine itaat edilen ve güvenilir olan elçinin…[1]
Süleyman Ateş
Orada (kendisine) ita'at edilen, güvenilendir.
Tekvir 81:22
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Tarih
#musa
#cin
وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ
Ve ma sahıbukum bi mecnun.
Mustafa İslamoğlu
Arkadaşınız da cin musallat olmuş biri değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoksa sahibiniz mecnun değil
Diyanet İşleri
(Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.
Mehmet Okuyan
Arkadaşınız asla cinlenmiş değildir.
Suat Yıldırım
Şunu da bilin ki, içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoksa sizin arkadaşınız (Muhammed), delirmiş değildir.
Muhammed Esed
Çünkü, bu arkadaşınız bir deli değil:
Yaşar Nuri Öztürk
Ve arkadaşınız bir cin çarpmış değildir.
Süleymaniye Vakfı
Arkadaşınız (Muhammed) cinlerin etkisinde değildir[1].
Süleyman Ateş
Arkadaşınız cinli değildir.
Tekvir 81:23
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#peygamber
وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ
Ve lekad reahu bil ufukıl mubin.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu o, meleği berrak bir ufukta görmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vallahi gördü onu açık ufukta
Diyanet İşleri
Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştü.[1]
Suat Yıldırım
O, vahyi getiren elçi Cebrail'i, apaçık ufukta görmüştü.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Vallahi onu (Cebrail) açık ufukta gördü.
Muhammed Esed
o gerçekten (meleği) gördü, berrak bir ufukta (gördü) onu;
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, onu apaçık ufukta gördü.
Süleymaniye Vakfı
Cebrail'i, o açık ufukta (Nur Dağı'nda) kesinlikle gördü[1].
Süleyman Ateş
Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.
Tekvir 81:24
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#rahmet
#namaz
#vahiy
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ
Ve ma huve alel gaybi bi danin.
Mustafa İslamoğlu
kaldı ki o, görünmeyenin bilgisi üzerinde tekel kurup (onu saklayan) biri de değildir;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o ğayb üzerine kıskanılır değil
Diyanet İşleri
O, gayb hakkında cimri değildir.
Mehmet Okuyan
O, gayb (bilinemeyenler) hakkında cimri değildir.[1]
Suat Yıldırım
O, vahiy hususunda cimri davranan, vahyi sizden esirgeyen bir zat değildir. Vahiy hakkında her türlü töhmetten de uzaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, gayb hakkında kıskanılır da değildir.
Muhammed Esed
o, (başka birine vahyedilmiş olan) insan kavrayışının ötesindeki şeylerin bilgisinden dolayı onları kıskanan biri değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
O, gayb konusunda cimri değildir.
Süleymaniye Vakfı
O, (kendisine bildirilen) gaybı /Kur'an'daki bilgileri[1] kimseden saklayacak değildir.
Süleyman Ateş
O, gayb hakkında (verdiği haberlerden dolayı) suçlanamaz.
Tekvir 81:25
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#şeytan
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ
Ve ma huve bi kavli şeytanin recim.
Mustafa İslamoğlu
dahası bu kelam, Allah'ın kendisine sığınanları şerrinden emin kıldığı Şeytanın sözü de değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o bir racim Şeytanın sözü değil
Diyanet İşleri
Kur'an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Mehmet Okuyan
O (Kur'an), asla kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Suat Yıldırım
Bu söz, hele hele, kovulmuş şeytanın sözü hiç değildir!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve o (Kur'an), kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Muhammed Esed
Bu (mesaj), lanetlenmiş bir şeytani gücün sözü de değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve o, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Süleymaniye Vakfı
Bu Kur'an, kovulmuş şeytanın sözü değildir[1].
Süleyman Ateş
O (Kur'an) kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Tekvir 81:26
Cüz: 30 | Sayfa: 586
فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ
Fe eyne tezhebun.
Mustafa İslamoğlu
Hakikat buyken (ey insanlar), nereye gidiyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz nereye gidiyorsunuz?
Diyanet İşleri
(Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
Mehmet Okuyan
Gidişiniz nereye!
Suat Yıldırım
O halde siz nereye gidiyorsunuz öyle, neden bahsediyorsunuz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böyle iken siz nereye gidiyorsunuz?
Muhammed Esed
Öyleyse nereye gidiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse nereye gidiyorsunuz![1]
Süleyman Ateş
O halde nereye gidiyorsunuz?
Tekvir 81:27
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#hidayet
#nasihat
#uyarı
#vahiy
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ
İn huve illa zikrun lil alemin.
Mustafa İslamoğlu
Bu vahiy, tüm insanlık için bir uyarı ve öğütten ibarettir;
Elmalılı Hamdi Yazır
O halis bir zikirdir alemin için
Diyanet İşleri
(27-28) O, alemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
Mehmet Okuyan
(27, 28) O (Kur'an) âlemler için, yani içinizden doğru yolda gitmek isteyenler için ancak bir hatırla(t)madır.[1]
Suat Yıldırım
(27-28) Bu, olsa olsa bütün alemlere bir öğüttür, bir uyarıdır. İstikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, sadece bir öğüttür, alemler için.
Muhammed Esed
Bu (mesaj), bütün insanlık için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir,
Yaşar Nuri Öztürk
O, alemlere bir öğütten başka şey değildir.
Süleymaniye Vakfı
Kur'an, herkes için akılda tutulması gereken bir bilgiden /zikirden başka bir şey değildir;[1]
Süleyman Ateş
O, alemlere öğüttür.
Tekvir 81:28
Cüz: 30 | Sayfa: 586
İnsan psikolojisi
#hidayet
#nasihat
#uyarı
#irade
لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ
Li men şae minkum en yestekim.
Mustafa İslamoğlu
sonuçta, içinizden doğru yolda yürümeyi dileyenler (öğüt alır).
Elmalılı Hamdi Yazır
İçinizden müstekim olmak dileyenler için
Diyanet İşleri
(27-28) O, alemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
Mehmet Okuyan
(27, 28) O (Kur'an) âlemler için, yani içinizden doğru yolda gitmek isteyenler için ancak bir hatırla(t)madır.[1]
Suat Yıldırım
(27-28) Bu, olsa olsa bütün alemlere bir öğüttür, bir uyarıdır. İstikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve içinizden dosdoğru olmayı dileyenler için.
Muhammed Esed
doğru yolda yürümek isteyen her biriniz için.
Yaşar Nuri Öztürk
İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.
Süleymaniye Vakfı
içinizden dosdoğru olmayı tercih eden herkes için...[1]
Süleyman Ateş
Aranızdan doğru hareket etmek isteyen için;
Tekvir 81:29
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#rab
#irade
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ
Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul alemin.
Mustafa İslamoğlu
Zaten alemlerin Rabbi Allah (size irade vermeyi) dilememiş olsaydı, siz hiçbir şey dileyemezdiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o alemlerin rabbı Allah dilemeyince siz dilemezsiniz
Diyanet İşleri
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Mehmet Okuyan
(Böylece), âlemlerin Rabbi olan Allah'ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz.[1]
Suat Yıldırım
Ama bu iş sizin istemenizle değil, ancak Rabbülalemin olan Allah'ın dilemesiyle tamam olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz!
Muhammed Esed
Ama Allah, bütün alemlerin Rabbi, (o yolu size göstermeyi) istemedikçe siz onu isteyemezsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!
Süleymaniye Vakfı
Sizin bir şey yapmanız, ancak varlıkların sahibi olan Allah'ın, şartları oluşturması ile mümkündür[1].
Süleyman Ateş
Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
İnfitar 82:1
Cüz: 30 | Sayfa: 586
اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ
İzes semaunfetaret.
Mustafa İslamoğlu
Uzay çatlayan bir çekirdekten çıkan filiz gibi yeniden yaratılmaya başladığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Sema çatladığı vakıt
Diyanet İşleri
Gök yarıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Gök yarıldığında,
Suat Yıldırım
Gök yarıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gökyüzü çatladığında,
Muhammed Esed
Gökyüzü parçalanıp yarıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Gök çatlayıp yarıldığı zaman,
Süleymaniye Vakfı
Gök yarıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Gök yarıldığı zaman,
İnfitar 82:2
Cüz: 30 | Sayfa: 586
وَاِذَا الْـكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ
Ve izel kevakibunteseret.
Mustafa İslamoğlu
yıldızlar yeniden serpilip saçıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Yıldızlar döküldüğü vakıt
Diyanet İşleri
Yıldızlar saçıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Gezegenler serpiştirildiğinde,
Suat Yıldırım
Yıldızlar parçalanıp etrafa saçıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yıldızlar döküldüğünde,
Muhammed Esed
ve yıldızlar dağılıp savrulduğunda,
Yaşar Nuri Öztürk
Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman,
Süleymaniye Vakfı
gezegenler dağıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Yıldızlar saçıldığı zaman,
İnfitar 82:3
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#doğa
وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ
Ve izel biharu fucciret.
Mustafa İslamoğlu
denizler yeniden yükselip kabardığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve denizler akıtıldığı vakıt
Diyanet İşleri
Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Denizler fışkırtıl(ıp kabar)tıldığında,
Suat Yıldırım
Denizler birbirine katılıp tek deniz haline geldiği zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
denizler (yarılıp) akıtıldığında,
Muhammed Esed
denizler kabarıp taştığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Denizler fışkırtıldığı zaman,
Süleymaniye Vakfı
denizler (kıtaların üzerine) taşırıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Denizler fışkırtıldığı zaman,
İnfitar 82:4
Cüz: 30 | Sayfa: 586
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ
Ve izel kuburu bu'siret.
Mustafa İslamoğlu
kabirlerin içi boşaltıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve kabirler deşildiği vakıt
Diyanet İşleri
Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Mezarlar(ın içindekiler dışarı) çıkartıldığında,
Suat Yıldırım
Kabirlerin içi dışına çıkarıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kabirler deşildiğinde,
Muhammed Esed
ve kabirler alt üst olduğunda,
Yaşar Nuri Öztürk
Kabirler deşildiği zaman,
Süleymaniye Vakfı
ve kabirlerin içi dışına çıkarıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman,
İnfitar 82:5
Cüz: 30 | Sayfa: 586
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ
Alimet nefsun ma kaddemet ve ahharet.
Mustafa İslamoğlu
her insan neyi öncelediğini ve neyi ertelediğini fark edecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bilir bir nefis: nedir takdim ettiği ve te'hir ettiği?
Diyanet İşleri
Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.
Mehmet Okuyan
Her can (dünyada yapıp) öne sürdüklerini ve (yapmayıp) geride bıraktıklarını bilmiş (olacak)tır.
Suat Yıldırım
İşte o zaman!.. Her kişi ne yapıp ne yapmadığını iyice anlayacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
bir nefis (herkes) önden neyi gönderdiğini ve neyi bıraktığını bilir.
Muhammed Esed
her insan, (sonunda,) ilerisi için ne hazırladığını ve (bu dünyada) ne bıraktığını anlayacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Benlik, bilmiş olacaktır önden gönderdiğini de arkaya bıraktığını da.
Süleymaniye Vakfı
her nefis, neyi önceleyip yaptığını ve neyi ertelediğini öğrenecektir.[1]
Süleyman Ateş
Her can, ne (yapıp) öne sürdüğünü ve ne (yapmayıp) geride bıraktığını bilir.
İnfitar 82:6
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Allah
#yaratılış
#rab
#ölçü_tartı
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْـكَر۪يمِۙ
Ya eyyuhel insanu ma garreke bi rabbikel kerim.
Mustafa İslamoğlu
Ey insanoğlu! Bu kadar ulu ve cömert olan Rabbine karşı bu gururun ne?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey insan! Ne mağrur etti seni o kerim Rabbına?
Diyanet İşleri
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
Mehmet Okuyan
Ey insan! Cömert Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Suat Yıldırım
Ey insan, nedir seni o kerim Rabbin hakkında aldatan?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey insan, o lütfu bol olan Rabbine karşı ne aldattı seni?
Muhammed Esed
Ey insan! Nedir seni lütuf sahibi Rabbinden uzaklaştıran,
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insan! O sonsuz cömertliğin sahibi Kerim Rabbine karşı seni aldatıp gururlu kılan nedir?!
Süleymaniye Vakfı
Ey insan! Çok cömert olan Rabbin /Sahibin hakkında seni aldatan şey nedir?[1]
Süleyman Ateş
Ey insan, seni engin kerem sahibi Rabbine karşı ne aldatıp isyana sürükledi?
İnfitar 82:7
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Allah
Toplum / adalet
#yaratılış
#adalet
#rab
#ölçü_tartı
اَلَّذ۪ي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَۙ
Ellezi halakake fe sevvake fe adelek.
Mustafa İslamoğlu
O (Allah) ki seni (bir amaçla) yarattı, sana varoluş amacını gerçekleştirecek bir donanım ve dengeli bir tabiat verdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki seni yarattı, düzenine koydu, tenasüb ve ı'tidal verdi
Diyanet İşleri
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
Mehmet Okuyan
O ki seni yarattı, şekillendirdi, dengeli kıldı.
Suat Yıldırım
O değil mi seni yaratan, bütün vücud sistemini düzenleyen ve sana dengeli bir hilkat veren,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O ki, seni yarattı, düzenine koydu ve dengeli kıldı.
Muhammed Esed
seni yaratan ve varlık amacına uygun olarak şekillendiren, tabiatını adil ölçüler içinde oluşturan,
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbin ki seni yarattı, düzgün hale koydu, en güzel ölçülerle şekillendirdi.
Süleymaniye Vakfı
Rabbin; seni yaratan, son şeklini veren, arkasından (ruh üfleyerek) seni (diğer insanlarla) denk hale getiren,[1]
Süleyman Ateş
O (Rab) ki seni yarattı, seni düzenledi, sana ölçülü bir biçim verdi.
İnfitar 82:8
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Allah
#yaratılış
#rab
#ölçü_tartı
#irade
ف۪ٓي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَٓاءَ رَكَّبَكَۜ
Fi eyyi suretin ma şae rekkebek.
Mustafa İslamoğlu
(yani) hangi surette dilemişse seni öyle terkip etti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dilediği her hangi bir surette terkib etti
Diyanet İşleri
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
Mehmet Okuyan
Dilediği şekilde seni oluşturdu.
Suat Yıldırım
Ve seni dilediği bir surette terkib eden?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Seni dilediği herhangi bir biçimde oluşturdu.
Muhammed Esed
ve seni dilediği şekilde bir araya getiren (Rabbinden)?
Yaşar Nuri Öztürk
Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu.
Süleymaniye Vakfı
tercih ettiği[1] özgün bir biçimde seni oluşturandır.[2]
Süleyman Ateş
Seni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi.
İnfitar 82:9
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#ahiret
#hesap
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّ۪ينِۙ
Kella bel tukezzibune bid din.
Mustafa İslamoğlu
Yapmayın ama; Hesap (Günü'nü) yalanlama (eğilimini) hep içinizde taşıyorsunuz;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır, doğrusu siz dini tekzib ediyor, cezaya inanmıyorsunuz
Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Hayır! Doğrusu siz dini (hesap gününü) yalanlıyorsunuz.
Suat Yıldırım
Hayır, yanlış yapıyorsunuz! Siz tutup dini, dirilip hesap vermeyi yalan sayıyorsunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, doğrusu siz dini yalanlıyor, cezaya inanmıyorsunuz.
Muhammed Esed
Hayır, (ey insanlar,) siz (Allah'ın) hükmünü yalanla(maya ne zaman kalkıştıysanız Allah'tan uzaklaş)tınız!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, iş sanıldığı gibi değil! Siz dini yalanlıyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Aslında siz din hakkında yalan söyleyip duruyorsunuz![1]
Süleyman Ateş
Hayır, (bu gururunuzun sebebi şudur) siz ceza (görme)yi yalanlıyorsunuz.
İnfitar 82:10
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#melek
وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ
Ve inne aleykum le hafızin.
Mustafa İslamoğlu
üstelik üzerinizde gözetleyip hafızaya kaydediciler olduğu halde;
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki üzerinizde hafızlar var
Diyanet İşleri
(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.
Mehmet Okuyan
(10, 11, 12) Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır.[1]
Suat Yıldırım
Halbuki yanınızdan ayrılmayan muhafızlar var.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Halbuki, üzerinizde gözcüler var.
Muhammed Esed
Halbuki üzerinizde gözetleyici güçler vardır,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular, bekçiler var.
Süleymaniye Vakfı
Şurası kesin ki üzerinizde (sizinle ilgili bilgileri) özenle koruyanlar vardır.
Süleyman Ateş
Oysa üzerinizde koruyucu (yaptıklarınızı zabtedici melek)ler vardır;
İnfitar 82:11
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#melek
كِرَاماً كَاتِب۪ينَۙ
Kiramen katibin.
Mustafa İslamoğlu
(onlar) kaliteli kaydediciler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Kiram katibler var
Diyanet İşleri
(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.
Mehmet Okuyan
(10, 11, 12) Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır.[1]
Suat Yıldırım
O muhafızlar değerli, şerefli katiplerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Değerli, dürüst katipler.
Muhammed Esed
değerli kaydedici(ler),
Yaşar Nuri Öztürk
Çok değerli yazıcılar,
Süleymaniye Vakfı
Değerli yazıcılar…
Süleyman Ateş
Değerli yazıcılar,
İnfitar 82:12
Cüz: 30 | Sayfa: 586
#melek
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
Ya'lemune ma tef'alun.
Mustafa İslamoğlu
ne yaparsanız onu fark edip (kaydeden)...
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ne yaparsanız biliyorlar
Diyanet İşleri
Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.
Mehmet Okuyan
(10, 11, 12) Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır.[1]
Suat Yıldırım
Yaptığınız her şeyi bilip yazarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her ne yaparsanız biliyorlar.
Muhammed Esed
yaptığınız her şeyin farkında olan!
Yaşar Nuri Öztürk
Bilirler yapmakta olduğunuzu.
Süleymaniye Vakfı
Onlar ne yaptığınızı bilirler.[1]
Süleyman Ateş
Yaptığınız herşeyi bilirler.
İnfitar 82:13
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#cennet
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ
İnnel ebrare lefi naim.
Mustafa İslamoğlu
Sorumlu davranan iyiler elbette tarifsiz nimetler içinde yüzecekler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphesiz ki iyiler naim içindedir
Diyanet İşleri
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içinde (olacak)tır.
Suat Yıldırım
İyi ve hayırlı insanlar naim cennetinde, nimetler içindedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz ki, iyiler Naim (Cenneti) içindedirler.
Muhammed Esed
Bakın, (öteki dünyada) gerçek erdem sahipleri nimetler içinde bulunacaklar,
Yaşar Nuri Öztürk
Şu da kuşkusuz: İyiler tam bir nimet içindedir,
Süleymaniye Vakfı
Erdemliler, elbette nimetler içinde olacaklar.[1]
Süleyman Ateş
İyiler ni'met içindedirler.
İnfitar 82:14
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#cehennem
#inkar
وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ
Ve innel fuccare lefi cahim.
Mustafa İslamoğlu
sorumsuz davranan kötüler ise gözleri faltaşı gibi açacak bir ateşin içinde olacaklar,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve şübhesiz ki facirler Cahim içindedirler
Diyanet İşleri
Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki (yoldan) sapanlar ise cehennemde (olacak)tır.
Suat Yıldırım
Yoldan sapan kafirler ise ateştedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve şüphesiz kötüler de cehennemdedirler.
Muhammed Esed
kötü ruhlular ise yakıcı bir ateş içinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Kötülerse cehennemin ta ortasında.
Süleymaniye Vakfı
Günaha batanlar ise mutlaka yakıcı ateşte olacak,[1]
Süleyman Ateş
Kötüler de yakıcı ateş içindedirler.
İnfitar 82:15
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#ahiret
#cehennem
#hesap
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ
Yaslevneha yevmed din.
Mustafa İslamoğlu
Hesap Günü(nün ardından) oraya dikilecekler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Din günü ona yaslanacaklardır
Diyanet İşleri
Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.
Mehmet Okuyan
Hesap gününde oraya gireceklerdir.
Suat Yıldırım
Onlar yalan saydıkları hesap günü oraya girerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Din gününde ona yaşlanacaklardır.
Muhammed Esed
(bir ateş ki) Hesap Günü ortasına düşerler,
Yaşar Nuri Öztürk
Din günü girerler oraya.
Süleymaniye Vakfı
yapılan her şeyin karşılığını bulacağı gün oraya girip kalacak[1]
Süleyman Ateş
Ceza günü oraya girerler.
İnfitar 82:16
Cüz: 30 | Sayfa: 586
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ
Ve ma hum anha bi gaibin.
Mustafa İslamoğlu
ondan kurtulmaları asla mümkün olmayacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ondan gaib olmıyacaklardır
Diyanet İşleri
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
Mehmet Okuyan
Oradan asla kurtulamayacaklardır.
Suat Yıldırım
Hem oradan hiç ayrılmazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ondan çıkacak da değillerdir.
Muhammed Esed
ve ondan kurtulmaları mümkün olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ondan, görülmeyecek şekilde uzaklaşmış değillerdir.
Süleymaniye Vakfı
ve oradan kaçıp kaybolamayacaklardır.[1]
Süleyman Ateş
Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.
İnfitar 82:17
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#ahiret
#hesap
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۙ
Ve ma edrake ma yevmud din.
Mustafa İslamoğlu
Sahi sen Hesap Günü nedir, bilir misin?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bildin mi nedir din günü?
Diyanet İşleri
Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
Mehmet Okuyan
Hesap gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
O din gününün, o hesap gününün ne olduğunu sen bilir misin?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen bildin mi nedir din günü?
Muhammed Esed
Hesap Günü nedir bilir misin?
Yaşar Nuri Öztürk
Din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Her şeyin karşılığını bulacağı günün ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Süleyman Ateş
Ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
İnfitar 82:18
Cüz: 30 | Sayfa: 586
Ahiret
#ahiret
#hesap
ثُمَّ مَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۜ
Summe ma edrake ma yevmud din.
Mustafa İslamoğlu
Evet sen, sahiden de Hesap Günü nedir bilir misin?
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet bildin mi nedir din günü?
Diyanet İşleri
Evet, hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
Mehmet Okuyan
Evet! O Hesap gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Evet, bir daha söylüyorum: Din gününün ne olduğunu sen bilir misin?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet, sen bildin mi nedir din günü?
Muhammed Esed
Ve bir kez daha: Hesap Günü nedir bilir misin?
Yaşar Nuri Öztürk
Evet, din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Evet, sana kim bildirebilir, her şeyin karşılığını bulacağı günün ne olduğunu![1]
Süleyman Ateş
Ve yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
İnfitar 82:19
Cüz: 30 | Sayfa: 586
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـٔاًۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ
Yevme la temliku nefsun li nefsin şey'a, vel emru yevmeizin lillah.
Mustafa İslamoğlu
O, hiçbir insanın bir başka insana asla fayda sağlamayacağı bir gündüz; zira o gün talimat vermek tamamen Allah'a mahsustur.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki kimse kimse için bir şey'e malik olmaz, emir o gün yalnız Allahındır
Diyanet İşleri
O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.
Mehmet Okuyan
O gün, kimse kimse için herhangi bir şeye (yetkiye) sahip olamaz. O gün, yetki yalnızca Allah'a aittir.[1]
Suat Yıldırım
O, kimsenin kimseye hiç fayda veremeyeceği bir gün! O gün, bütün hüküm ve yetki yalnız Allah'ın!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün ki, kimse, kimse için hiçbir yardım yapma gücüne sahip olamaz ve o gün buyruk yalnız Allah'ındır!
Muhammed Esed
Hiçbir insanın başka birine zerre fayda sağlayamayacağı bir Gün(dür o) çünkü o Gün (açık seçik görülecektir ki) hakimiyet yalnız Allah'a aittir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir gündür ki o, bir benlik bir başka benlik için hiçbir şeye güç yetiremez. O gün, buyruk yalnız Allah'ındır!
Süleymaniye Vakfı
Hiç kimsenin bir başkası için bir şey yapma yetkisi olmadığı günü (aklından çıkarma)[1]. O gün her iş Allah'ın elindedir.[2]
Süleyman Ateş
O, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür! O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.
Mutaffifin 83:1
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cehennem
#ölçü_tartı
وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ
Veylun lil mutaffifin.
Mustafa İslamoğlu
Yazıklar olsun yolsuzluk yapanlara!
Elmalılı Hamdi Yazır
Veyl o mutaffifine
Diyanet İşleri
Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline!
Mehmet Okuyan
Eksik ölçenlere (yolsuzluk yapanlara) yazıklar olsun!
Suat Yıldırım
Vay haline eksik ölçüp tartanların!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veyl ölçü ve tartıda hile yapanlara!
Muhammed Esed
Vay haline ölçüyü eksik tutanların!
Yaşar Nuri Öztürk
Azap ve kaygı, tartıda ve ölçüde hile yapanlara olsun;
Süleymaniye Vakfı
Eksik ölçüp tartanların vay haline![1]
Süleyman Ateş
Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!
Mutaffifin 83:2
Cüz: 30 | Sayfa: 587
#ölçü_tartı
اَلَّذ۪ينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ
Ellezine izektalu alen nasi yestevfun.
Mustafa İslamoğlu
Kendileri başkalarından alacakları zaman noksansız isterler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki nas üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Diyanet İşleri
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Mehmet Okuyan
Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler.[1]
Suat Yıldırım
Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, insanlar üzerinden kendilerine ölçtüklerinde tam basarlar.
Muhammed Esed
Onlar, (öteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler;
Yaşar Nuri Öztürk
Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,
Süleymaniye Vakfı
Onlar insanlardan alırken ölçünün tam olmasını isteyen;
Süleyman Ateş
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Mutaffifin 83:3
Cüz: 30 | Sayfa: 587
#ölçü_tartı
وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ
Ve iza kaluhum ev vezenuhum yuhsirun.
Mustafa İslamoğlu
ama başkaları için ölçüp tarttıkları zaman hak yerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara ölçtükleri veya tarttıkları vakıt ise eksiltirler
Diyanet İşleri
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
Mehmet Okuyan
Onlara (insanlara vermek için) ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.
Suat Yıldırım
Fakat kendileri başkalarına satar, ölçüp tartarken eksik yapar, hile karıştırırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara ölçtükleri veya tarttıklarında ise eksiltirler
Muhammed Esed
ama borçlarını ölçüp tartmaya gelince, onu azaltmaya çalışırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler.
Süleymaniye Vakfı
ama insanlara verirken ölçtükleri veya tarttıklarında onları zarara sokan kimselerdir.[1]
Süleyman Ateş
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
Mutaffifin 83:4
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#rab
#diriliş
اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ
Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.
Mustafa İslamoğlu
Onlar sanmazlar mı ki tekrar diriltilecekler;
Elmalılı Hamdi Yazır
(4-5) Zannetmez mi bunlar ki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Diyanet İşleri
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
Suat Yıldırım
(4-6) Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülalemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar, tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Muhammed Esed
Onlar bilmez mi ki tekrar diriltilecekler
Yaşar Nuri Öztürk
Peki, bunlar kendilerinin diriltileceğini sanmıyorlar mı?
Süleymaniye Vakfı
Onlar yeniden diriltileceklerini hiç mi düşünmüyorlar?
Süleyman Ateş
Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mutaffifin 83:5
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#rab
#hesap
#korku
#diriliş
لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ
Li yevmin azim.
Mustafa İslamoğlu
dehşetli bir günde (hesaba çekilecekler);
Elmalılı Hamdi Yazır
(4-5) Zannetmez mi bunlar ki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Diyanet İşleri
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
Suat Yıldırım
(4-6) Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülalemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O büyük gün için.
Muhammed Esed
(ve) korkunç bir Gün'de (hesaba çekilecekler);
Yaşar Nuri Öztürk
Çok büyük bir gün için.
Süleymaniye Vakfı
O azametli günde;[1]
Süleyman Ateş
Büyük bir gün için,
Mutaffifin 83:6
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#rab
#diriliş
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
Yevme yekumun nasu li rabbil alemin.
Mustafa İslamoğlu
o gün bütün insanlar alemlerin Rabbi huzuruna dikilecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki nas rabbül'alemin için kıyam edecekler
Diyanet İşleri
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
Suat Yıldırım
(4-6) Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülalemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
Muhammed Esed
bütün insanların alemlerin Rabbi huzuruna varacakları Gün'de?
Yaşar Nuri Öztürk
Bir gün ki, insanlar, alemlerin Rabbi huzurunda kıyama geçerler.
Süleymaniye Vakfı
varlıkların Rabbi için bütün insanların ayağa kalkacağı günde (diriltileceklerini hiç mi düşünmüyorlar)?[1]
Süleyman Ateş
Ki o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar.
Mutaffifin 83:7
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#ahiret
#hesap
#inkar
#ölçü_tartı
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
Kella inne kitabel fuccari le fi siccin.
Mustafa İslamoğlu
Artık yeter! Sorumsuzluğu tıynet edinenlerin kaydı, elbet Siccin'de (arşivlenecek).
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır. Çünkü facirlerin yazısı siccindedir
Diyanet İşleri
Hayır, günahkarların yazısı, muhakkak "Siccin"dedir.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki (yoldan) sapanların yazısı (kaydı) Siccîn'dedir.
Suat Yıldırım
Hayır! Hileye sapmayın, ahireti inkar etmeyin! Doğrusu, yoldan sapan kafirlerin hesap defterleri Siccin'dedir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, facirlerin yazısı Siccin'dedir.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, kötü ruhluların kaydı, kayıpsız kaçaksız bir şekilde (tutulmuş)tur!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, iş düşündükleri gibi değil! Rezilliğe batmışların kitabı, karanlık ve pis bir çukurun, Siccin'in ta içindedir.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Günaha batanların kaydı Siccin'dedir.
Süleyman Ateş
Hayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin (aşağı zindan)dadır.
Mutaffifin 83:8
Cüz: 30 | Sayfa: 587
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ
Ve ma edrake ma siccin.
Mustafa İslamoğlu
Ama Siccin nedir, bilir misin sen?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bildin mi siccin nedir?
Diyanet İşleri
"Siccin"in ne olduğunu sen ne bileceksin.
Mehmet Okuyan
Siccîn'in ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Siccin nedir bilir misin?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bildin mi Siccin nedir?
Muhammed Esed
Bilir misin nedir o kayıpsız kaçaksız olan?
Yaşar Nuri Öztürk
Siccin'in ne olduğunu sana gösteren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Siccin'in ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Süleyman Ateş
Siccin'in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Mutaffifin 83:9
Cüz: 30 | Sayfa: 587
#kitap
#inkar
كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ
Kitabun merkum.
Mustafa İslamoğlu
O (Siccin) sayısal değerlerle korunmuş bir kayıttır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Terkıym olunmuş bir kitab
Diyanet İşleri
O, yazılmış bir kitaptır.
Mehmet Okuyan
Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.
Suat Yıldırım
Siccin kafirlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yazılmış bir kitaptır.
Muhammed Esed
O, (silinmez şekilde) tutulan bir kayıttır!
Yaşar Nuri Öztürk
Rakamlandırılmış bir kitaptır o.
Süleymaniye Vakfı
O, numaralanmış kayıtlardır.[1]
Süleyman Ateş
Yazılmış bir Kitaptır.
Mutaffifin 83:10
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#ahiret
#hesap
#inkar
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ
Veylun yevmeizin lil mukezzibin.
Mustafa İslamoğlu
O gün vay haline yalanlayanların;
Elmalılı Hamdi Yazır
Veyl o gün o yalan diyenlere
Diyanet İşleri
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
Mehmet Okuyan
(10, 11) Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline![1]
Suat Yıldırım
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veyl o gün yalan diyenlere!
Muhammed Esed
Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,
Yaşar Nuri Öztürk
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Süleymaniye Vakfı
O gün, o yalancıların vay haline![1]
Süleyman Ateş
Yalanlayanların vay haline o gün!
Mutaffifin 83:11
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#ahiret
#hesap
#inkar
اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ
Ellezine yukezzibune bi yevmiddin.
Mustafa İslamoğlu
onlar Hesap Günü'nü yalanlıyorlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
O din gününü tekzib edenlere
Diyanet İşleri
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
Mehmet Okuyan
(10, 11) Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline![1]
Suat Yıldırım
Hesap vermeyi yalan sayanların vay hallerine!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O ceza gününü yalanlayanlara.
Muhammed Esed
Hesap Günü'nü(n geleceğini) yalanlayanların:
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ki din gününü yalanlarlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, her şeyin karşılığını bulacağı gün[1] hakkında yalana sarılıp duranlardır.
Süleyman Ateş
Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar.
Mutaffifin 83:12
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Istenmeyen
Toplum / adalet
#adalet
#inkar
#zulüm
وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ
Ve ma yukezzıbu bihi illa kullu mu'tedin esim.
Mustafa İslamoğlu
halbuki onu ancak haddi aşan günahkarlar yalanlar:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzib eder
Diyanet İşleri
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
Mehmet Okuyan
Onu günahkâr azgınlardan başkası yalanlamaz.
Suat Yıldırım
Buna "yalan" diyenler, ancak zalimler, azgınlar, günaha dadananlardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu ancak her bir haddini aşkın, günaha düşkün yalanlar.
Muhammed Esed
oysa, hak ve adalet sınırlarını ihlal edenler (ve) günaha batmış (olan)lar dışında kimse onu yalanlamaz:
Yaşar Nuri Öztürk
Onu ancak her şımarıp azmış, günaha batmış olan yalanlar.
Süleymaniye Vakfı
Sınırı aşanlar ve günahkarlar[1] dışında hiç kimse, o gün hakkında yalana sarılmaz.
Süleyman Ateş
Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.
Mutaffifin 83:13
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#ahiret
#hesap
اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ
İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.
Mustafa İslamoğlu
ne zaman (Hesap Günü'nü hatırlatan) ayetlerimiz kendilerine okunsa, "geçmişin masalları" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşısında ayetlerimiz okunurken evvelkilerin esatiri dedi
Diyanet İşleri
Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.
Mehmet Okuyan
Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman "Öncekilerin masalları!" der.[1]
Suat Yıldırım
Kendilerine ayetlerimiz okunduğunda: "Bunlar, eski devirde yaşamış insanların masalları!" diyenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karşısında ayetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları!" dedi.
Muhammed Esed
(işte böyle,) ne zaman mesajlarımız onlara iletilse, hep "Geçmişin masalları!" derler.
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimiz ona okunduğunda, "Daha öncekilerin efsaneleri!" deyiverir.
Süleymaniye Vakfı
Böyle birine ayetlerimiz bağlantıları ile birlikte okununca, "Bunlar öncekilerin yazıları![1]" der.
Süleyman Ateş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der.
Mutaffifin 83:14
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#ahiret
#inkar
كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Kella bel rane ala kulubihim ma kanu yeksibun.
Mustafa İslamoğlu
Ondan daha da beter: yaptıkları yüzünden kalpleri tümüyle pas tutmuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır
Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Mehmet Okuyan
Hayır, aksine! Kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.
Suat Yıldırım
Hayır! Gerçek öyle değil! Onların yapageldikleri kötü işler, gitgide kalplerini paslandırmıştır. (onun için ahireti inkar ederler.)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır! Onların kazançları kalplerinin üzerine pas bağlamıştır!
Muhammed Esed
Hayır, onların kalpleri, yaptıkları (kötülükler) ile pas tutmuştur!
Yaşar Nuri Öztürk
İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Aslında onların elde ettikleri şeyler kalpleri üzerinde pas oluşturmuştur.[1]
Süleyman Ateş
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.
Mutaffifin 83:15
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Allah
#rahmet
#rab
كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ
Kella innehum an rabbihim yevmeizin le mahcubun.
Mustafa İslamoğlu
Bundan daha beteri de var: Elbet onlar o gün Rablerinden mahrum kalacaklar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Muhakkakki onlar o gün rablarından hicabda kalacaklar
Diyanet İşleri
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki onlar o gün Rablerinden perdelenmiş (mahrum) olacaklardır.
Suat Yıldırım
Hayır! Hayır! Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gün Rab'lerini görmekten mahrum kalacaklardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrum kalacaklardır.
Muhammed Esed
Elbette onlar, o Gün Rablerin(in rahmetin)den yoksun bırakılacaklar:
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır! Onlar o gün Rablerine karşı tam bir şekilde perdelenmişlerdir.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! O gün onlar Rablerinden (onun rahmetinden) kesinlikle mahrum kalacaklar.[1]
Süleyman Ateş
Hayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.
Mutaffifin 83:16
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cehennem
ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ
Summe innehum le salul cahim.
Mustafa İslamoğlu
sonra onlar gözleri faltaşı gibi açan bir azaba sokulacaklar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onlar muhakkak Cahime yaslanacaklar
Diyanet İşleri
Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
Mehmet Okuyan
Sonra, şüphesiz ki onlar cehenneme girecekler.
Suat Yıldırım
Peşinden de elbette cehenneme gireceklerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onlar, mutlaka cehenneme yaslanacak
Muhammed Esed
ve sonra kesinlikle yakıcı ateşe girecekler
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır.
Süleymaniye Vakfı
Sonra o yakıcı ateşe kesinlikle girip kalacaklar.[1]
Süleyman Ateş
Sonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir.
Mutaffifin 83:17
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cehennem
ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ
Summe yukalu hazellezi kuntum bihi tukezzibun.
Mustafa İslamoğlu
sonra kendilerine denilecek ki: "işte sizin yalanlamayı adet edindiğiniz hakikat budur".
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzib edip durduğunuz
Diyanet İşleri
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
Mehmet Okuyan
Sonra (kendilerine) "Yalanlamış olduğunuz (cehennem) işte budur." denecektir.[1]
Suat Yıldırım
Sonra kendilerine: "İşte size yalan saydığınız cehennem!" denilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra da onlara: "İşte bu, sizin yalanlayıp durduğunuz!" denilecek.
Muhammed Esed
ve kendilerine, "Bu, işte sizin yalanlamaya düşkün olduğunuz (şey)dir!" denilecek.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra da: "İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!" denilecektir.
Süleymaniye Vakfı
Sonra onlara: "İşte bu, hakkında yalana sarılıp durduğunuz şeydir![1]" denilecek.
Süleyman Ateş
Sonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir.
Mutaffifin 83:18
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#hesap
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
Kella inne kitabel ebrari lefi illiyyin.
Mustafa İslamoğlu
Kesinlikle evet! İyilerin kaydı da 'İlliyyun'da (arşivlenecek);
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Çünkü ebrarın yazısı ılliyyindedir
Diyanet İşleri
Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyun"dadır.
Mehmet Okuyan
Doğrusu, şüphesiz ki iyilerin kaydı ise ‘Illiyyûn'dadır.
Suat Yıldırım
Fakat hayırlı insanların hesap defterleri "illiyyun"dadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır; çünkü iyilerin yazısı İlliyyun'dadır.
Muhammed Esed
Ama, gerçek erdem sahiplerinin kaydı en yüce şekilde (tutulur)!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, sandıkları gibi değil! İyilik sergileyenlerin kitabı İlliyyun'da, en yüce burçlardadır.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Erdemlilerin kaydı İlliyyun'dadır.
Süleyman Ateş
Hayır, iyilerin yazısı İlliyyin (yüceler)dedir.
Mutaffifin 83:19
Cüz: 30 | Sayfa: 587
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ
Ve ma edrake ma ılliyyun.
Mustafa İslamoğlu
Ve 'Illiyyun nedir, bilir misin sen?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bildin mi ılliyyin nedir?
Diyanet İşleri
"İlliyyun"un ne olduğunu sen ne bileceksin.
Mehmet Okuyan
‘Illiyyûn'un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
"İlliyyun" bilir misin nedir?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bildin mi nedir İlliyyun?
Muhammed Esed
Bilir misin nedir o yüce şekil?
Yaşar Nuri Öztürk
İlliyyun'un ne olduğunu sana anlatan nedir?
Süleymaniye Vakfı
İlliyyun'un ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Süleyman Ateş
İlliyyin (yüceler)in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Mutaffifin 83:20
Cüz: 30 | Sayfa: 587
#kitap
#iman
كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ
Kitabun merkum.
Mustafa İslamoğlu
O (yine) sayısal değerlerle koruma altına alınmış bir kayıttır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Terkıym olunmuş bir kitab
Diyanet İşleri
O, yazılmış bir kitaptır.
Mehmet Okuyan
Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.
Suat Yıldırım
İlliyyun, müminlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O yazılmış bir kitaptır!
Muhammed Esed
O, (silinmez şekilde) tutulan bir kayıttır,
Yaşar Nuri Öztürk
Rakamlanmış bir kitaptır o.
Süleymaniye Vakfı
O da numaralanmış kayıtlardır.[1]
Süleyman Ateş
Yazılmış bir Kitaptır.
Mutaffifin 83:21
Cüz: 30 | Sayfa: 587
#emanet
#melek
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ
Yeşheduhul mukarrebun.
Mustafa İslamoğlu
onu Allah'a yakın olanlar izleyebilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki ona mukarrebin şahid olurlar
Diyanet İşleri
Ona, Allah'a yakın olanlar şahit olur.
Mehmet Okuyan
Onu (kitabı, Allah'a) yaklaştırılmış olanlar (sevinçle) görür.
Suat Yıldırım
Allah'a yakın olanlar ona şahit olurlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yakın melekler ona şahit olurlar.
Muhammed Esed
Allah'a yakınlaşmış herkes tarafından gözlenen.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaklaştırılmış olanlar tanıklık ederler ona.
Süleymaniye Vakfı
Yakınlığı onaylanmış olanlar (melekler) ona tanıklık ederler.[1]
Süleyman Ateş
(Allah'a) Yaklaştırılmış olanlar, ona tanık olurlar.
Mutaffifin 83:22
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cennet
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ
İnnel ebrare le fi naim.
Mustafa İslamoğlu
Şüphe yok ki iyiler tarifsiz nimetler içinde yüzecekler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ki ebrar muhakkak bir naim içindedir
Diyanet İşleri
Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içindedir.
Suat Yıldırım
İşte o hayırlı insanlar, naim cennetlerindedir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haberiniz olsun ki, iyiler bir naim (cenneti) içindedirler.
Muhammed Esed
Bakın, gerçek erdem sahipleri (öteki dünyada) mutlaka kutsananlardan olacaklar;
Yaşar Nuri Öztürk
İyilik sergileyenler büyük bir nimetin tam içindedir.
Süleymaniye Vakfı
Erdemliler, elbette nimetler içinde olacaklar,[1]
Süleyman Ateş
İyiler elbette ni'met içindedirler.
Mutaffifin 83:23
Cüz: 30 | Sayfa: 587
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ
Alel eraiki yenzurun.
Mustafa İslamoğlu
Ebedi huzur ve saadet makamında (rahatlarına) bakacaklar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nezaret ederler
Diyanet İşleri
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
Mehmet Okuyan
Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.
Suat Yıldırım
Koltuklarına kurulup neşe ile etrafa bakınırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Muhammed Esed
sedirler üzerinde (uzanarak) bakacaklar (Allah'a):
Yaşar Nuri Öztürk
Koltuklar üzerinde seyre dalarlar.
Süleymaniye Vakfı
koltukları üzerinde etrafı seyredecekler.[1]
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
Mutaffifin 83:24
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cennet
تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ
Ta'rifu fi vucuhihim nadraten naim.
Mustafa İslamoğlu
yüzlerinde sonsuz mutluluğun tarifsiz parıltısını göreceksin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüzlerinde naimin revnakını tanırsın
Diyanet İşleri
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Mehmet Okuyan
Nimetin parıltısını yüzlerinde sezersin (görürsün).
Suat Yıldırım
Sen onlara bakınca yüzlerinde, cennet nimetlerinin verdiği sevinci okursun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yüzlerinde nimet ve mutluluğun parıltısını tanırsın.
Muhammed Esed
ve yüzlerinde kutsanmışlığın parıltısını göreceksin.
Yaşar Nuri Öztürk
Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.
Süleymaniye Vakfı
Nimetlerin verdiği sevinci yüzlerinden anlarsın.[1]
Süleyman Ateş
Yüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Mutaffifin 83:25
Cüz: 30 | Sayfa: 587
يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ
Yuskavne min rahikın mahtum.
Mustafa İslamoğlu
Kişiye özel tarifsiz bir içki ikram edilecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara öyle bir rahiktan sunulur ki mahtum
Diyanet İşleri
Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.
Mehmet Okuyan
Kendilerine (ağzı) mühürlü, katıksız (sarhoş etmeyen) bir (içki)den içirilir.
Suat Yıldırım
Kendilerine ağzı mühürlü saf şarap şişelerinden şarap ikram edilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara mühürlenmiş halis bir içkiden sunulur.
Muhammed Esed
Onlara (Allah'ın) mührü ile damgalanmış halis bir içki verilecek,
Yaşar Nuri Öztürk
Katıksız, damgalı bir içecekten içirilirler,
Süleymaniye Vakfı
Onlara mühürlenmiş halis bir şarap sunulur.[1]
Süleyman Ateş
Onlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir,
Mutaffifin 83:26
Cüz: 30 | Sayfa: 587
Ahiret
#cennet
خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ
Hitamuhu misk. ve fi zalike fel yetenafesil mutenafisun.
Mustafa İslamoğlu
o, içenin ağzında misk kokusu bırakacak; işte bu nedenle yarışmak isteyenler, artık bu uğurda yarışsınlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hıtamı misk, işte ona imrensin artık imrenenler
Diyanet İşleri
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Mehmet Okuyan
(İçiminin) sonu misk olacaktır (güzel kokacaktır). Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar!
Suat Yıldırım
Hitamı misktir, içildiğinde sonu mis gibi kokar. İşte yarışacaklarsa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun sonu misktir, işte ona imrensin artık imrenenler!
Muhammed Esed
misk kokusu saçarak akan. Öyleyse, değerli şeylere ulaşmak için (can atanlar) bu (cennet içkisi)ni hedeflesinler;
Yaşar Nuri Öztürk
Ki sonu bir misktir. İşte, yarışanlar böyle bir şey için yarışsınlar!
Süleymaniye Vakfı
Sonu (bıraktığı koku) misk gibidir. Arzu duyacak olanlar işte buna arzu duysunlar![1]
Süleyman Ateş
Ki sonu misktir (içildikten sonra misk gibi kokar). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Mutaffifin 83:27
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#cennet
#rab
وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ
Ve mizacuhu min tesnim.
Mustafa İslamoğlu
Onun katkı maddesi, (Cennetin) zirvesinden dolacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem mizacı Tesnimden
Diyanet İşleri
O içeceğin katkısı tesnimdir.
Mehmet Okuyan
Onun (içeceğin) karışımı Tesnîm'dendir.
Suat Yıldırım
O şaraba Tesnim içkisi de karıştırılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun karışımı Tesnim'dendir.
Muhammed Esed
çünkü o en yüce (madde)lerden oluşmuştur;
Yaşar Nuri Öztürk
Onun katkısı Tesnim'den; en yüce, en seçkin olandandır.
Süleymaniye Vakfı
O şarabın katkısı Tesnim'dendir.
Süleyman Ateş
Karışımı tesnimdendir.
Mutaffifin 83:28
Cüz: 30 | Sayfa: 588
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ
Aynen yeşrebu bihel mukarrabun.
Mustafa İslamoğlu
Allah'a yakın olanların içtiği tarifsiz bir kaynaktan...
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çeşme ki mukarrebin onunla içerler
Diyanet İşleri
Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler.
Mehmet Okuyan
(Tesnîm, Allah'a) yaklaştırılmış olanların içeceği bir kaynaktır.
Suat Yıldırım
Tesnim de, Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Allah'a) yakın olanların içeceği bir çeşmeden.
Muhammed Esed
Allah'a yakınlaşanların içecekleri bir (nimetin) kaynağı.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir kaynak ki, iyice yaklaştırılmış olanlar içerler ondan.
Süleymaniye Vakfı
O, Allah'a yakınlığı onaylanmış olanların içecekleri bir kaynaktır.[1]
Süleyman Ateş
Bir çeşme ki (Allah'a) yaklaştırılanlar ondan içerler.
Mutaffifin 83:29
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#iman
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı
Diyanet İşleri
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.[1]
Suat Yıldırım
Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet, o günah işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.
Muhammed Esed
Bakın, kendilerini günaha kaptıranlar, imana erenlere gülerler
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Suça batanlar, inanıp güvenmiş olanlara gülüp dururlardı;[1]
Süleyman Ateş
Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
Mutaffifin 83:30
Cüz: 30 | Sayfa: 588
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ
Ve iza merru bihim yetegamezune.
Mustafa İslamoğlu
ve ne zaman onlarla karşılaşsalar kaş göz ederlerdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlara uğradıkları zaman birbirlerine göz kırpıyorlardı
Diyanet İşleri
Mü'minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
Mehmet Okuyan
Onlara uğradıklarında birbirlerine kaş göz işareti yaparlardı.
Suat Yıldırım
Yanlarından geçerken kaş göz hareketleriyle onları küçümserlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara uğradıklarında birbirlerine göz kırpıyorlardı.
Muhammed Esed
ve ne zaman yanlarından geçseler birbirlerine (istihza ile) göz kırparlar;
Yaşar Nuri Öztürk
Onların yanlarından geçerken birbirlerine kaş göz işareti yaparlardı.
Süleymaniye Vakfı
onların yanından geçerlerken birbirlerine kaş göz eder,[1]
Süleyman Ateş
Onların yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz eder(ek onları küçümser)lerdi.
Mutaffifin 83:31
Cüz: 30 | Sayfa: 588
وَاِذَا انْقَلَـبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ
Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.
Mustafa İslamoğlu
ve kafadarları arasına döndüklerinde ise keyifle (anlatırlardı);
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve evlerine döndükleri zaman zevklanarak dönüyorlardı
Diyanet İşleri
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
Mehmet Okuyan
Ailelerine döndüklerinde keyiflenerek dönerlerdi.[1]
Suat Yıldırım
Ailelerine döndüklerinde yaptıkları bu işlerle övünüp eğlenirlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
Muhammed Esed
ve kendileriyle aynı görüşteki insanlara geri döndüklerinde de keyif ve neşeyle dönerler;
Yaşar Nuri Öztürk
Ailelerine döndüklerinde, gülüp eğlenmeye koyulurlardı.
Süleymaniye Vakfı
aile ve yakınlarına dönerken de zevk içinde dönerlerdi.[1]
Süleyman Ateş
Ailelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı.
Mutaffifin 83:32
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#hidayet
#iman
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ
Ve iza reevhum kalu inne haulai ledallun.
Mustafa İslamoğlu
ve iman edenleri her gördüklerinde "Bunlar iyiden sapıtmış" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onları gördükleri vakıt ha, işte bunlar sapıklar diyorlardı
Diyanet İşleri
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
Mehmet Okuyan
Onları (müminleri) gördüklerinde ise "Şüphesiz ki bunlar sapkınlardır!" derlerdi.
Suat Yıldırım
Onları gördükleri zaman: "Şunlar kaçık insanlar, anormal tipler!" derlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnananları gördüklerinde: "İşte bunlar sapıklar!" diyorlardı.
Muhammed Esed
ve ne zaman (inananları) görseler, onlara: "Yazık, bu (insa)nlar doğru yoldan sapmış!" derler.
Yaşar Nuri Öztürk
İnananları gördüklerinde: "Şunlar var ya! Şaşkın, sapık bunlar!" derlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Müminleri gördükleri zaman ise: "Bunlar, kesinlikle sapıtmış!" derlerdi.[1]
Süleyman Ateş
İnananları gördüklerinde: "Şunlar sapık insanlar" derlerdi.
Mutaffifin 83:33
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#iman
وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ
Ve ma ursilu aleyhim hafızin.
Mustafa İslamoğlu
Ne ki onlar, mü'minlerin inancına müfettiş olarak gönderilmiş değiller.
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki üzerlerine gözcü gönderilmemişlerdi
Diyanet İşleri
Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
Mehmet Okuyan
(Oysa) onların (müminlerin) üzerine koruyucular (muhafız) olarak gönderilmemişlerdi.
Suat Yıldırım
Hoş bunları müminlere gözcü tayin eden de yoktu ya! (Fuzuli bir tarzda, kendi kendilerinde öyle bir yetki görürlerdi).
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Halbuki inananların üzerlerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Muhammed Esed
Oysa onlara, başkaları(nın inançları) üzerinde gözetleyicilik görevi verilmiş değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Oysaki kendileri, inananlar üzerine bekçi gönderilmemişti.
Süleymaniye Vakfı
Oysa onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.[1]
Süleyman Ateş
Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.
Mutaffifin 83:34
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#hesap
#iman
#inkar
فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ
Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.
Mustafa İslamoğlu
Fakat bugün iman edenler küfrü hayat tarzı edinenlere gülecekler:
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte bugün de iyman edenler kafirlere gülecekler
Diyanet İşleri
İşte bugün de mü'minler kafirlere gülerler.
Mehmet Okuyan
(34, 35) İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (onlara) bakarak kâfirlere gülerler.
Suat Yıldırım
İşte bu gün de, müminler kafirlerin üstüne gülerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte bugün de inananlar, kafirlere gülecekler.
Muhammed Esed
(Hesap) Günü ise, imana ermiş olanlar (geçmişte) hakikati inkar edenler(in halin)e gülecekler
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bugün, iman sahipleri, küfre batmışlara gülüyorlar.
Süleymaniye Vakfı
O gün ise inanıp güvenenler o kafirlere gülecekler;[1]
Süleyman Ateş
İşte bugün de inananlar kafirlerin üstüne gülerler.
Mutaffifin 83:35
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#cehennem
#cennet
#inkar
عَلَى الْاَرَٓائِكِۙ يَنْظُرُونَۜ
Alel eraiki yanzurun.
Mustafa İslamoğlu
Ebedi huzur ve saadet makamında (rahatlarına) bakacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nazar edecekler
Diyanet İşleri
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Mehmet Okuyan
(34, 35) İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (onlara) bakarak kâfirlere gülerler.
Suat Yıldırım
(35-36) Koltuklarına kurulurlar. "Kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı?" diye bakınırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Koltuklar üzerinde bakacaklar (kendileriyle eğlenen kafirlerin cehenneme nasıl yaslandıklarını seyredecekler).
Muhammed Esed
(çünkü, cennette) sedirlerin üstünde (uzanmış şekilde) bakınıp duracaklar ve (kendi kendilerine diyecekler):
Yaşar Nuri Öztürk
Koltuklar üzerinde seyrediyorlar.
Süleymaniye Vakfı
koltuklarına kurulup bakacaklar[1]
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:
Mutaffifin 83:36
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#inkar
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Hel suvvibel kuffaru ma kanu yef'alun.
Mustafa İslamoğlu
Nasıl? Küfrü hayat tarzı edinenler yapa geldiklerinin 'sevabına' (!) nail olabilmişler mi bari!?
Elmalılı Hamdi Yazır
Nasıl kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
Diyanet İşleri
Nasıl, kafirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
Mehmet Okuyan
Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı![1]
Suat Yıldırım
(35-36) Koltuklarına kurulurlar. "Kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı?" diye bakınırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nasıl, kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
Muhammed Esed
"Bu hakikat inkarcıları, yapmaya düşkün oldukları şeyler için mi (böyle) cezalandırılıyorlar?"
Yaşar Nuri Öztürk
Nankör kafirler, yapmış olduklarıyla ödüllendirildiler mi?
Süleymaniye Vakfı
o kafirlere, yapıp ettiklerinin ödülü (!) verilmiş mi diye![1]
Süleyman Ateş
"Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı?" diye.
İnşikak 84:1
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#rab
اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ
İzes semaunşakkat.
Mustafa İslamoğlu
Gökyüzü şerha şerha yarıldığında
Elmalılı Hamdi Yazır
Sema inşikak ettiği
Diyanet İşleri
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
Mehmet Okuyan
Gök yarıldığında,
Suat Yıldırım
Gök yarıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gök yarıldığında
Muhammed Esed
Gökyüzü parçalara ayrıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Gök yarılıp parçalandığı,
Süleymaniye Vakfı
Gök parçalandığında,[1]
Süleyman Ateş
Gök yarıldığı,
İnşikak 84:2
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#rab
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۙ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
Mustafa İslamoğlu
yani Rabbine kulak verdiğinde ve sonuç alındığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rabbını dinleyip haklandığı vakıt
Diyanet İşleri
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
Mehmet Okuyan
Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm) gerçekleştirildiği(nde),
Suat Yıldırım
Ve hep yapageldiği gibi, Rabbinin buyruğunu dinlediği zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve Rabbini dinleyip haklandığında,
Muhammed Esed
tabiatı gereği Rabbine boyun eğdiğinde;
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirişine araç kılındığı zaman!
Süleymaniye Vakfı
Rabbini dinlediği ve görevini yaptığı onaylanmış olur.[1]
Süleyman Ateş
Kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
İnşikak 84:3
Cüz: 30 | Sayfa: 588
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ
Ve izel ardu muddet.
Mustafa İslamoğlu
ve yeryüzü uçsuz bucaksız bir düzlük haline getirildiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Arz meddedildiği
Diyanet İşleri
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
Mehmet Okuyan
Yer genişletilerek yayıldığında,[1]
Suat Yıldırım
Yer yayılıp dümdüz edildiği,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yer uzatılıp dümdüz edildiğinde
Muhammed Esed
ve yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yer uzatıldığı,
Süleymaniye Vakfı
Yeryüzünün alanı (daha da) artırıldığında,[1]
Süleyman Ateş
Yer uzatıl(ıp dümdüz yapıl)dığı,
İnşikak 84:4
Cüz: 30 | Sayfa: 588
وَاَلْقَتْ مَا ف۪يهَا وَتَخَلَّتْۙ
Ve elkat ma fiha ve tehallet.
Mustafa İslamoğlu
ve içindeki her şeyi atarak boşaldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
ve içindekini atıp boşaldığı
Diyanet İşleri
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
Mehmet Okuyan
İçindekileri dışarı atıp boşaldığı(nda),
Suat Yıldırım
İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve içindekileri dışa atıp tamamen boşaldığında,
Muhammed Esed
ve içindeki her şeyi dışarı atarak tamamen boşaldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve içindekini atıp boşaldığı,
Süleymaniye Vakfı
ve içinde olanları dışarı atıp boşaldığında,[1]
Süleyman Ateş
İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,
İnşikak 84:5
Cüz: 30 | Sayfa: 588
#rab
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۜ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
Mustafa İslamoğlu
yani Rabbine kulak verdiğinde ve sonuç alındığında...
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rabbını dinleyip haklandığı vakıt
Diyanet İşleri
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
Mehmet Okuyan
Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm) gerçekleştirildiği(nde mahşerde toplanacaksınız).
Suat Yıldırım
Ve hep yapageldiği gibi, Rabbinin buyruğunu dinlediği zaman... Seyredin siz: neler olacak o zaman!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve Rabbini dinleyip haklandığında,
Muhammed Esed
tabiatı gereği Rabbine boyun eğerek:
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirişine araç kılındığı zaman!
Süleymaniye Vakfı
Rabbini dinlediği ve görevini yaptığı onaylanmış olur.[1]
Süleyman Ateş
Ve kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
İnşikak 84:6
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Allah
Tarih
#adem
#hidayet
#rab
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحاً فَمُلَاق۪يهِۚ
Ya eyyuhel insanu inneke kadihun ila rabbike kedhan fe mulakih.
Mustafa İslamoğlu
Sen ey insanoğlu! Evet evet, hayat yolunda son sürat yeldirdikçe (ister istemez) Rabbine doğru yol alan sen, sonunda O'na kavuşacaksın!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey o insan! Sen cidden rabbına doğru çabalar da çabalar nihayet ona mülaki olursun
Diyanet İşleri
Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
Mehmet Okuyan
Ey insan! Şüphesiz ki Rabbine (giden yolda) çaba üstüne çaba gösteriyorsun ve (sonunda) O'na varacaksın.
Suat Yıldırım
Ey insan! Sen, ta Rabbine kavuşuncaya kadar didinip duracaksın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ey insan, sen gerçekten Rabbine doğru çaba üstüne çaba gösterir, sonra da O'na varırsın!
Muhammed Esed
(öyleyse,) ey insan -sen (madem ki) zahmetli bir çaba ile Rabbine yönelmektesin- sonunda mutlaka O'na kavuşacaksın!
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insan, sen Rabbine varmak için çok didinecek, sonunda O'na kavuşacaksın!
Süleymaniye Vakfı
Ey insan! Sen Rabbine varıncaya (ölünceye) kadar çabalayıp durmaktasın. Sonunda onunla yüzleşeceksin.[1]
Süleyman Ateş
Ey insan, sen, Rabbine varan yolda çabalayıp durmaktasın, nihayet O'na varacaksın.
İnşikak 84:7
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#hesap
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ۙ
Fe emma men utiye kitabehu bi yeminih.
Mustafa İslamoğlu
İşte (o gün) sicili sağ eline verilen kimseye gelince:
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt kitabı sağ eline verilen
Diyanet İşleri
Kime kitabı sağından verilirse,
Mehmet Okuyan
Kimin kitabı (amel defteri), sağından verilirse,[1]
Suat Yıldırım
(7-9) Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür. Ve ailesine sevinç içinde döner.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman kitabı sağ eline verilen,
Muhammed Esed
Sicili sağ eline verilecek olan kimse,
Yaşar Nuri Öztürk
O zaman kitabı sağdan verilen,
Süleymaniye Vakfı
Kimin amel defteri sağından verilirse[1]
Süleyman Ateş
(O zaman) Kimin Kitabı sağından verilirse:
İnşikak 84:8
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Tarih
Ahiret
#isa
#hesap
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَاباً يَس۪يراًۙ
Fe sevfe yuhasebu hısaben yesira.
Mustafa İslamoğlu
onun hesabı pek kolay görülecek
Elmalılı Hamdi Yazır
Kolay bir hisab ile muhasebe olunur
Diyanet İşleri
Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
Mehmet Okuyan
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
Suat Yıldırım
(7-9) Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür. Ve ailesine sevinç içinde döner.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kolay bir hesaba tabi tutulur
Muhammed Esed
zamanı geldiğinde kolay bir hesaba çekilecektir;
Yaşar Nuri Öztürk
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
Süleymaniye Vakfı
onun hesabı, kolay bir şekilde görülecek,
Süleyman Ateş
O, kolay bir hesaba çekilecek,
İnşikak 84:9
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#hesap
وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِه۪ مَسْرُوراًۜ
Ve yenkalibu ila ehlihi mesrura.
Mustafa İslamoğlu
ve cemaati arasına sevinçli bir şekilde dönecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve mesrur olarak ehline gider
Diyanet İşleri
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
Mehmet Okuyan
Sevinçli (bir şekilde) ailesine dönecektir.[1]
Suat Yıldırım
(7-9) Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür. Ve ailesine sevinç içinde döner.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve ailesine sevinçli olarak döner.
Muhammed Esed
ve kendi görüş ve anlayışındaki insanlara sevinçle dön(ebil)ecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
Süleymaniye Vakfı
ve sevinç içinde ailesi ve yakınlarına dönecektir.[1]
Süleyman Ateş
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
İnşikak 84:10
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#hesap
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِه۪ۙ
Ve emma men utiye kitabehu verae zahrih.
Mustafa İslamoğlu
Ve sicili bozuk çıkan kimseye gelince:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve amma kitabı "arkasından" verilen
Diyanet İşleri
Fakat kime kitabı arkasından verilirse,
Mehmet Okuyan
Kimin de kitabı (amel defteri) sırtının arkasından verilirse,[1]
Suat Yıldırım
Hesap defteri arkasından sol eline verilen kimse ise,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama kitabı arkasından verilen ise,
Muhammed Esed
Sicili arkasından verilecek olan ise,
Yaşar Nuri Öztürk
Kitabı arka tarafından verilen,
Süleymaniye Vakfı
Kimin de amel defteri arkasından verilirse[1]
Süleyman Ateş
Kimin Kitabı arka tarafından verilirse.
İnşikak 84:11
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#cehennem
#ölüm
فَسَوْفَ يَدْعُوا ثُبُوراًۙ
Fe sevfe yed'u subura.
Mustafa İslamoğlu
artık ısrarla yok olmak için yalvaracak,
Elmalılı Hamdi Yazır
helak! diye çağırır
Diyanet İşleri
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
Mehmet Okuyan
Hemen yok olmayı dileyecek,[1]
Suat Yıldırım
Yok olmayı ister.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Helak diye çağırır
Muhammed Esed
zamanı geldiğinde tamamiyle yok olmak için yalvaracak:
Yaşar Nuri Öztürk
Bir ölüm çağıracak,
Süleymaniye Vakfı
o, yok olmak için yalvaracak,[1]
Süleyman Ateş
O, ölümü çağıracak,
İnşikak 84:12
Cüz: 30 | Sayfa: 588
Ahiret
#cehennem
#korku
وَيَصْلٰى سَع۪يراًۜ
Ve yasla saira.
Mustafa İslamoğlu
ne ki çılgın bir ateşi boylayacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Saıyre yaslanır
Diyanet İşleri
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
Mehmet Okuyan
Alevli ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
Alevli ateşe girer.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve alevli ateşe yaslanır.
Muhammed Esed
ama yakıcı ateşe atılacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve korkunç ateşe girecektir.
Süleymaniye Vakfı
ama alevli bir ateşe girip kalacaktır.[1]
Süleyman Ateş
Ve alevli ateşe girecektir.
İnşikak 84:13
Cüz: 30 | Sayfa: 588
اِنَّهُ كَانَ ف۪ٓي اَهْلِه۪ مَسْرُوراً
İnnehu kane fi ehlihi mesrura.
Mustafa İslamoğlu
oysa o, (vaktiyle) kendi cemaati arasında pek şen şakrak idi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü o ehlinde mesrur idi
Diyanet İşleri
Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki o, (dünyadayken) ailesinin (arkadaşlarının) içinde çok mutluydu.
Suat Yıldırım
O dünyada iken ailesi içinde keyifli, şımarık idi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü o, ailesi içinde sevinçliydi.
Muhammed Esed
Bakın, o adam, (yeryüzündeki hayatında) kendi görüş ve anlayışındaki insanlar arasında keyifle yaşadı;
Yaşar Nuri Öztürk
O, ailesi içinde sevinçli idi.
Süleymaniye Vakfı
Halbuki o, (dünyada) ailesi ve yakınları arasında sevinç içindeydi;[1]
Süleyman Ateş
Çünkü o, (dünyada) ailesi arasında (şımarık ve) sevinçli idi.
İnşikak 84:14
Cüz: 30 | Sayfa: 589
#rab
اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ
İnnehu zanne en len yahur.
Mustafa İslamoğlu
her halde o (Allah'a) döneceğini asla ummuyordu;
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü hiç inkılab görmiyecek sanmıştı
Diyanet İşleri
Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki o, (Rabbine) dönmeyeceğini sanıyordu.
Suat Yıldırım
Hiçbir surette Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü o, hiç inkılap görmeyecek (bu durumunun asla değişmeyeceğini) sanmıştı.
Muhammed Esed
çünkü, hiçbir zaman (Allah'a) döneceğini düşünmedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Daha düşkün bir konuma asla geçmeyeceğini sanmıştı.
Süleymaniye Vakfı
asla bu duruma düşmeyeceğini zannediyordu.[1]
Süleyman Ateş
O, hiç (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.
İnşikak 84:15
Cüz: 30 | Sayfa: 589
#rab
بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يراًۜ
Bela, inne rabbehu kane bihi basira.
Mustafa İslamoğlu
evet öyleydi, ama Rabbi onu sürekli gözetliyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, çünkü rabbı onu gözetiyordu
Diyanet İşleri
Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki Rabbi onu görendir.
Suat Yıldırım
Hayır! O Rabbine dönecek! Zira Rabbi, devamlı surette onun yaptıklarını görüyor, tek tek kontrol ediyordu. (Bu kontrolün de elbette böyle bir neticesi olacaktı.)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, çünkü Rabbi, onu gözetiyordu.
Muhammed Esed
Evet, öyle! Halbuki Rabbi, onda olan her şeyi görmekteydi!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır! Rabbi onu iyice görmekteydi.
Süleymaniye Vakfı
Hayır! Rabbi onu hep görüyordu.[1]
Süleyman Ateş
Hayır, Rabbi O'nu görmekte idi.
İnşikak 84:16
Cüz: 30 | Sayfa: 589
#emanet
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ
Fe la uksimu biş şefak.
Mustafa İslamoğlu
Ötesi yok! İşte şafak vaktini Ben şahit tutuyorum!
Elmalılı Hamdi Yazır
İmdi kasem ederim o şefaka
Diyanet İşleri
Yemin ederim şafağa,
Mehmet Okuyan
Hayır! Yemin ederim: Akşamın alaca karanlığına,
Suat Yıldırım
Demek, gerçek onun sandığı gibi değildir. Şafak hakkı için!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi yemin ederim, o şafağa,
Muhammed Esed
Yok yok! Hayır! Akşamın (geçip giden) alacakaranlığını tanıklığa çağırırım.
Yaşar Nuri Öztürk
İş, sandıkları gibi değil! Yemin ederim akşamın kızıllığına,
Süleymaniye Vakfı
Hayır (onun zannettiği gibi değil)! Akşamın alaca karanlığına yemin ederim,[1]
Süleyman Ateş
Yoo, and içerim; akşamın alaca karanlığına,