Ayetler
Toplam sonuç: 6236
Nebe 78:29
Cüz: 30 | Sayfa: 581
#kitap
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً
Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba.
Mustafa İslamoğlu
Biz de her şeyi bir bir sayarak kayıt altına aldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her şey'i ise biz ıhsa etmiş bir kitaba geçirmişiz
Diyanet İşleri
Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.
Mehmet Okuyan
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp kaydetmişizdir.
Suat Yıldırım
Biz de (her şeyi kaydettiğimiz gibi), onların yaptıklarını da tek tek tesbit ettik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz ise her şeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
Muhammed Esed
ama Biz, (yaptıkları) her şeyi bir kayda almışızdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Oysaki biz, her şeyi iyiden iyiye sayıp kitaplaştırmıştık.
Süleymaniye Vakfı
Biz de (yaptıkları) her şeyi tek tek yazarak kaydettik[1].
Süleyman Ateş
Biz de her şeyi sayıp yazmıştık.
Nebe 78:30
Cüz: 30 | Sayfa: 581
Ahiret
#cehennem
#inkar
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَاباً۟
Fe zuku felen nezidekum illa azaba.
Mustafa İslamoğlu
Sonunda (onlara diyeceğiz ki): "(Büyüttüğünüz Cehennem ağacının meyvelerini) tadın; artık size tarifsiz bir mahrumiyetten başka bir şey artırmayacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık tadınız, artık size azab artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz
Diyanet İşleri
Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."
Mehmet Okuyan
Tadın (azabı)! Bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız.[1]
Suat Yıldırım
Onun için onlara şöyle diyeceğiz: Yaptığınız kötülüklerin meyvelerini tadın! Artık Bizden sizin azabınızı artırmaktan başka bir şey beklemeyin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Artık tadın! Artık, azabınızı artırmaktan başka birşey yapacak değiliz!
Muhammed Esed
(Ve onlara şöyle diyeceğiz:) "O halde, (yaptığınız kötülüklerin meyvelerini) tadın, artık size şiddetli azaptan başka bir şey vermeyeceğiz!"
Yaşar Nuri Öztürk
"Hadi, tadıverin! Size azaptan başka bir şey asla artırmayacağız."
Süleymaniye Vakfı
Şimdi tadın bakalım[1]! Size sadece bir (kat) azab artıracağız[2]!
Süleyman Ateş
"Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan başka bir şey artırmayacağız!
Nebe 78:31
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cennet
#uyarı
اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازاًۙ
İnne lil muttekine mefaza.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki, Allah bilinciyle hareket edenleri tarifsiz bir mutluluk yurdu bekliyor;
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki korunanlara halas ve kam var
Diyanet İşleri
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) için ödül(ler) vardır:
Suat Yıldırım
Ama Allah'ı sayıp günahlardan sakınanlar, başarı ve mutluluğa ererler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz, takva sahipleri için bir kurtuluş ve murada erme var
Muhammed Esed
(Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar için büyük bir tatmin vardır:
Yaşar Nuri Öztürk
Takva sahipleri için bir kurtuluş ve bir zafer vardır.
Süleymaniye Vakfı
Yanlışlardan sakınanlar için şüphesiz bir kurtuluş yeri vardır;[1]
Süleyman Ateş
Korunanlar için de başarı ödülü vardır.
Nebe 78:32
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cennet
حَدَٓائِقَ وَاَعْنَاباًۙ
Hadaika ve a'naba.
Mustafa İslamoğlu
içinden su çıkan göz bebeği bahçeler, bağlar...
Elmalılı Hamdi Yazır
Hadikalar var, üzümler var
Diyanet İşleri
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Mehmet Okuyan
Bahçeler ve üzüm bağları,
Suat Yıldırım
(32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bahçeler var, bağlar var.
Muhammed Esed
muhteşem bahçeler ve bağlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Sulak bahçeler, bağlar, üzümler,
Süleymaniye Vakfı
Bahçeler, üzüm bağları[1],
Süleyman Ateş
Bahçeler, bağlar,
Nebe 78:33
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cennet
وَكَوَاعِبَ اَتْرَاباًۙ
Ve kevaıbe etraba.
Mustafa İslamoğlu
Dahası, dengi dengine gözalıcı eşler...
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve turunç sineli yaşıtlar var
Diyanet İşleri
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Mehmet Okuyan
Uyumlu (olgunlaşmış üzüm) taneleri[1],
Suat Yıldırım
(32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
Muhammed Esed
müthiş uyumlu harika eşler,
Yaşar Nuri Öztürk
Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Süleymaniye Vakfı
kaliteli hizmet sunan, birbirleriyle yaşıt dişi varlıklar /huriler,[1]
Süleyman Ateş
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Nebe 78:34
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cennet
وَكَأْساً دِهَاقاًۜ
Ve ke'sen dihaka.
Mustafa İslamoğlu
Ve dolup taşan kadehler...
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bir dolgun peymane var
Diyanet İşleri
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Mehmet Okuyan
Dolu kadeh(ler).
Suat Yıldırım
(32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Dopdolu bir kadeh var.
Muhammed Esed
ve dolup taşan (mutluluk) kadehleri.
Yaşar Nuri Öztürk
Dopdolu kadehler vardır.
Süleymaniye Vakfı
ve dolu dolu kadehler (vardır)[1].
Süleyman Ateş
Ve dolu kadeh(ler).
Nebe 78:35
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cennet
#uyarı
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا كِذَّاباًۚ
La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba.
Mustafa İslamoğlu
Orada kimse ne boş bir laf, ne de yalan bir söz duyacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Orada ne boş bir laf işitirler ne de bir tekzib
Diyanet İşleri
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
Mehmet Okuyan
Onlar orada boş bir söz de yalan da duymayacaklar.[1]
Suat Yıldırım
Orada boş sözler, yalanlar işitmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Orada ne boş bir laf işitirler ne de bir yalan isnadı.
Muhammed Esed
Orada, (cennette,) ne boş sözler ne de yalanlar duyacaklar.
Yaşar Nuri Öztürk
Orada ne bir boş söz duyarlar ne de bir yalan.
Süleymaniye Vakfı
Orada ne bir boş söz ne de bir yalan işitirler[1].
Süleyman Ateş
Orada ne boş söz ne de yalan işitirler;
Nebe 78:36
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Allah
Ahiret
#rahmet
#rab
#hesap
#melek
جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَاباًۙ
Cezaen min rabbike ataen hısaba.
Mustafa İslamoğlu
(bütün bunlar) Rabbinden, tarif(e)siz bir hesaba göre bahşedilen sınırsız bir ödül olacak:
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir karşılık ki rabbından ata, yeter mi yeter
Diyanet İşleri
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
Mehmet Okuyan
(36, 37) Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O'nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler.
Suat Yıldırım
İşte bu da Rabbinden mükafat, yeter mi yeter!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rabbinden bir karşılık ki, yeter mi yeter!
Muhammed Esed
(Bütün bunlar,) Rabbinden bir ödül, (Kendi) hesabına göre bir armağandır;
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinden bir ödül, tam kıvamında bir bağış.
Süleymaniye Vakfı
Bunlar, senin Rabbin tarafından (amellerine göre[1]) hesaplanan bir ödül olarak (verilir[2]).
Süleyman Ateş
Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak.
Nebe 78:37
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Allah
Ahiret
#rahmet
#rab
#hesap
#melek
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَاباًۙ
Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.
Mustafa İslamoğlu
göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi'nden; Rahman'dan... Ve hiç kimse O'na (karşı) söz söyleme cesaretini kendinde bulamayacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, Rahman, bir hıtaba malik olamazlar ondan
Diyanet İşleri
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
Mehmet Okuyan
(36, 37) Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O'nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler.
Suat Yıldırım
Göklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman'dan bir mükafattır. O'nun huzurunda ağzını açacak, söz söyleyecek hiç kimse yoktur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman'dır. O'na bir hitapta bulunma gücüne sahip olamazlar.
Muhammed Esed
göklerin ve yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi(nden), Rahman(dan bir ödül)! (Ve) hiç kimse O'na karşı sesini yükseltme gücüne sahip değildir,
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O! Rahman'dır. O'nun huzurunda söze cüret edemezler.
Süleymaniye Vakfı
Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinin, iyiliği sonsuz olanın (verdiği ödül)...[1] O ödül konusunda kimsenin söyleyecek bir sözü olmaz[2].
Süleyman Ateş
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.
Nebe 78:38
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Allah
Ahiret
#rahmet
#ahiret
#rab
#hesap
#melek
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفاًّۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَاباً
Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.
Mustafa İslamoğlu
o gün (insanlığa ait) bütün ruhlar ve melekler saf saf kıyama duracak; kimse ağzını açamayacak; ancak Rahman'ın izin verdikleri müstesna; onlar da sadece doğruyu söyleyecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki Kıyama duracak Ruh ve Melaike saf saf. Bir kelime söyliyemezler, o kimseden başka ki o Rahman ona izin vermiş o da savabı söylemiştir
Diyanet İşleri
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
Mehmet Okuyan
Ruh(lar)ın ve meleklerin sıra sıra duracakları o gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkası konuşamayacaktır; (konuşan da) doğruyu söyleyecektir.
Suat Yıldırım
O gün Ruh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman'ın izin verdiklerinin dışında, asla konuşmazlar. Konuşan da yerli yerinde söz söyler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman'ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.
Muhammed Esed
bütün (insan) ruhların(ın) ve bütün meleklerin saf saf sıralandıkları Gün: Rahman'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşmayacak ve (herkes, yalnız) doğruyu söyleyecek.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün, Ruh ve melekler saf bağlayıp kıyama geçerler. Rahman'ın izin verdiği dışındakiler konuşamazlar. O izin verilen, doğruyu söyler.
Süleymaniye Vakfı
Ruhların[1] ve meleklerin saflar halinde duracakları günde (hesap gününde), Rahman'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacak[2]; izin verilen de doğruyu söyleyecektir.
Süleyman Ateş
O gün Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler.
Nebe 78:39
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#rab
ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰباً
Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu, hakkın tecelli ettiği gündür: artık dileyen Rabbine varan bir yol tutsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki haktır, o halde dileyen Rabbına varacak bir yüz edinsin
Diyanet İşleri
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Mehmet Okuyan
İşte o gün gerçektir. Dileyen, Rabbine bir dönüş (yolu) tutar.[1]
Suat Yıldırım
İşte bu, gerçekliği kesin olan gündür. Artık dileyen, Rabbine varan yolu tutar, O'na sığınır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün gerçektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yüz edinsin, bir yol tutsun!
Muhammed Esed
Bu, Nihai Hakikat Günü olacaktır. O halde, dileyen Rabbine giden yolu tutsun!
Yaşar Nuri Öztürk
İşte budur hak olan gün! Artık dileyen, Rabbine varacak bir yol tutsun!
Süleymaniye Vakfı
İşte bu, tümüyle gerçek olan bir gündür. Yapılması gerekeni yapan[1], Rabbine yöneltecek bir yol tutar[2]
Süleyman Ateş
İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
Nebe 78:40
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#cehennem
#rab
#uyarı
#inkar
#diriliş
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً
İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.
Mustafa İslamoğlu
Kuşku yok ki Biz sizi, çok yakın bir azaba karşı uyarıyoruz: o gün kişi elleriyle takdim ettiği şeylere bakacak; ve (yeniden dirilişi) inkar eden kişi şöyle diyecek: "Ah n'olaydım, keşke bir toprak olaydım!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü biz size yakın bir azabı ıhtar ettik, o gün ki kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve diyecek ki kafir: ah nolaydı ben bir türab olaydım
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki biz sizi yakın bir azap ile uyardık.[1] O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir (olanlar) "Ah, keşke toprak olsaydım!" diyecektir.
Suat Yıldırım
Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kafir: "Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!" diyecek.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: "Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!" diyecektir.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz sizi yakındaki bir azaba karşı uyarmaktayız; insanın ilerisi için yapıp ettiklerini (açıkça) göreceği ve hakikati inkar edenin: "Eyvah, keşke toprak olsaydım..!" diyeceği Gün(ün azabına)!
Yaşar Nuri Öztürk
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: "Keşke toprak olsaydım!"
Süleymaniye Vakfı
Biz sizi, yakın bir azapla uyardık[1]. O gün herkes, kendi elleriyle yaptıklarına bakacak[2], kafir olan şöyle diyecektir: "Ah! Keşke toprak olsaydım![3]"
Süleyman Ateş
Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.
Naziat 79:1
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#emanet
#uyarı
#inkar
وَالنَّازِعَاتِ غَرْقاًۙ
Ven naziati garka.
Mustafa İslamoğlu
Şahit olsun (muhatabın yüreğine) dalıp (küfrü oradan) şiddetle söküp atan (uyarı ayetleri)!
Elmalılı Hamdi Yazır
O daldırıp nez' edenlere
Diyanet İşleri
Andolsun (kafirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
Mehmet Okuyan
Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,
Suat Yıldırım
Var gücüyle koşanlar,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun, o daldırıp çıkaranlara,
Muhammed Esed
Düşün bu (yıldız)ları, batmak üzere yükselen;
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, çekip koparanlara/yay çekenlere/kuyudan su çekenlere/bağsız-bekçisiz koşan atlara/ayrılık yüzünden hasret çekenlere/daldırıp daldırıp çıkaranlara,
Süleymaniye Vakfı
Temeline inerek gerçeği ortaya çıkaranlara[1],
Süleyman Ateş
Andolsun söküp çıkaranlara,
Naziat 79:2
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#rahmet
وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطاًۙ
Ven naşitati neşta.
Mustafa İslamoğlu
Ve (mü'min gönüllere) müjde dolu bir umudu usulca getirip bırakan (rahmet ayetleri)!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve usulcacık çekenlere
Diyanet İşleri
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
Mehmet Okuyan
Kolayca çekenlere,
Suat Yıldırım
Neş'e ve şevkle yürüyenler,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
usulcacık çekenlere,
Muhammed Esed
ve (yörüngelerinde) istikrarlı şekilde hareket eden,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, rahatça, incitmeden çekenlere/düğümü hünerle çözenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coşkuyla iç çekenlere,
Süleymaniye Vakfı
Sürekli faaliyette bulunanlara,
Süleyman Ateş
Hemen çekip alanlara,
Naziat 79:3
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#doğa
#ümit
وَالسَّابِحَاتِ سَبْحاًۙ
Ves sabihati sebha.
Mustafa İslamoğlu
Ve (o umutla hayat denizine) açılıp yüzdükçe yüzen (mü'min)ler!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yüzüp yüzüp gidenlere
Diyanet İşleri
Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
Mehmet Okuyan
Yüzdükçe yüzenlere,
Suat Yıldırım
Yüzüp yüzüp gidenler,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yüzüp yüzüp gidenlere.
Muhammed Esed
ve (uzayda) sakin sakin yüzen,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere,
Süleymaniye Vakfı
işini aksatmadan yapanlara,
Süleyman Ateş
Yüzüp gidenlere,
Naziat 79:4
Cüz: 30 | Sayfa: 582
فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ
Fes sabikati sebka.
Mustafa İslamoğlu
Ve (hayır yolunda) birbirleriyle yarışan öncüler!
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken yarışıp geçenlere
Diyanet İşleri
Derken, öne geçenlere,
Mehmet Okuyan
Yarışıp geçenlere,
Suat Yıldırım
Yarışıp geçenler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yarışıp geçenlere,
Muhammed Esed
ve hızlı şekilde (birbirini) izleyen,
Yaşar Nuri Öztürk
Derken öne geçip yarışı kazananlara,
Süleymaniye Vakfı
hep önde olanlara,
Süleyman Ateş
Yarışıp, geçenlere,
Naziat 79:5
Cüz: 30 | Sayfa: 582
Ahiret
#ölüm
#diriliş
فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْراًۢ
Fel mudebbirati emra.
Mustafa İslamoğlu
Derken, onların peşinden işlerini yoluna koyan artçılar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken bir emir çevirenlere kasem olsun ki (Kıyamet var)
Diyanet İşleri
Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).
Mehmet Okuyan
İşleri düzenleyenlere ki
Suat Yıldırım
İşleri düzenleyip yönetenler, hakkı için ki: (kıyamet gerçektir, hepiniz ölümden sonra diriltileceksiniz!)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve bir iş çevirenlere ki,
Muhammed Esed
böylece (Yaratıcı'nın) buyruğunu yerine getiren!
Yaşar Nuri Öztürk
Bir iş ve oluşu çekip çevirenlere,
Süleymaniye Vakfı
böylece işleri çekip çevirenlere yemin olsun ki,
Süleyman Ateş
Derken işi düzenleyenlere!
Naziat 79:6
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#emanet
يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ
Yevme tercufur racifeh.
Mustafa İslamoğlu
(Bunların her biri şahit olsun ki) o gün şiddetli bir sarsıcı herşeyi saracak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki sarsar racife
Diyanet İşleri
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Mehmet Okuyan
O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.
Suat Yıldırım
Günü gelince, sura ilk üfleme, yeri şiddetli bir depremle yıkacak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o gün sarsıntı sarsacak.
Muhammed Esed
(O halde, düşün) şiddetli bir sarsıntının (dünyayı) sarstığı Gün(ü),
Yaşar Nuri Öztürk
Ki o gün şiddetle sarsacak olan sarsacaktır.
Süleymaniye Vakfı
bir gün şiddetli bir sarsıntı sarsacak,
Süleyman Ateş
O gün o gürültü sarsar.
Naziat 79:7
Cüz: 30 | Sayfa: 582
تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ
Tetbeuher radifeh.
Mustafa İslamoğlu
daha büyük sarsıntılar birbirini kovalayacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu velyeder o radife
Diyanet İşleri
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Mehmet Okuyan
(Ardından onu) artçısı takip edecek.
Suat Yıldırım
Onu izleyen ikinci üfleme herkesi mezarından kaldıracak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu ikincisi izleyecek.
Muhammed Esed
daha büyük (sarsıntı)ların ardından geleceği (Günü)!
Yaşar Nuri Öztürk
Onu, ardısıra gelen izleyecektir.
Süleymaniye Vakfı
onun arkasından bir sarsıntı daha olacaktır[1].
Süleyman Ateş
Ardından başka bir gürültü gelir.
Naziat 79:8
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#korku
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ
Kulubun yevmeizin vacifeh.
Mustafa İslamoğlu
(ve) kalpler çırpılmış (gibi) titreyecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Yürekler o gün oynar kaygıdan
Diyanet İşleri
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
Mehmet Okuyan
Kalpler (korkudan) titreyecek.
Suat Yıldırım
O gün kalpler güp güp atacak
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün yürekler oynar kaygıdan.
Muhammed Esed
O Gün (insanların) kalpleri titreyerek çarpacak
Yaşar Nuri Öztürk
Bazı kalpler o gün kaygıdan titreyecektir.
Süleymaniye Vakfı
İşte o gün, kimi kalpler şiddetle çarpacak[1],
Süleyman Ateş
O gün bazı yürekler çarpar.
Naziat 79:9
Cüz: 30 | Sayfa: 582
#korku
اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ
Ebsaruha haşiah.
Mustafa İslamoğlu
onların gözleri yıkılmışlığı, bitmişliği temsil edecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri kalkmaz saygıdan
Diyanet İşleri
Onların gözleri (korku ile) inecektir.
Mehmet Okuyan
Gözleri (korkudan) aşağı kayacak.
Suat Yıldırım
Gözler yere eğilecek
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözler kalkmaz saygıdan.
Muhammed Esed
(ve) gözleri yere bakacak...
Yaşar Nuri Öztürk
Onların gözleri yerlere eğilecektir.
Süleymaniye Vakfı
bakışları öne eğik olacaktır[1].
Süleyman Ateş
Gözleri (korkudan) aşağı kayar.
Naziat 79:10
Cüz: 30 | Sayfa: 582
يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ
Yekulune e inna le merdudune fil hafireh.
Mustafa İslamoğlu
(Hala) diyorlar ki: "Ne yani, şimdi biz yeniden eski halimize mi döneceğiz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecek miyiz o hufrede
Diyanet İşleri
Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisin geriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"
Mehmet Okuyan
(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz"[1] derler.
Suat Yıldırım
(10-12) İnkarcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Diyorlar ki: "Biz gerçekten eski halimize döndürülecek miyiz?
Muhammed Esed
(Ama hala) bazıları: "Ne yani!" diyorlar, "Biz gerçekten eski halimize mi döndürüleceğiz,
Yaşar Nuri Öztürk
"Biz gerçekten bu çukurda eski halimize döndürülecek miyiz?" diyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Şimdi diyorlar ki: "Biz gerçekten ilk halimize mi döndürüleceğiz[1]!
Süleyman Ateş
Diyorlar ki: "Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?"
Naziat 79:11
Cüz: 30 | Sayfa: 582
ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ
E iza kunna izamen nahıreh.
Mustafa İslamoğlu
Tamamen çürüyüp bir külçe kemik haline gelsek de mi?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?
Diyanet İşleri
"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"
Mehmet Okuyan
(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz"[1] derler.
Suat Yıldırım
(10-12) İnkarcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ya, ufalanmış kemikler olduktan sonra ha?"
Muhammed Esed
çürüyen kemik (yığını) olsak bile?"
Yaşar Nuri Öztürk
"Un ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!"
Süleymaniye Vakfı
Hem de delik deşik kemikler haline gelmişken, öyle mi[1]?"
Süleyman Ateş
"Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Naziat 79:12
Cüz: 30 | Sayfa: 582
قَالُوا تِلْكَ اِذاً كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ
Kalu tilke izen kerretun hasireh.
Mustafa İslamoğlu
(Ve) ekliyorlar: "O zaman desene bu ikinci bir hüsran olacak!"
Elmalılı Hamdi Yazır
O dediler: o halde husranlı bir dönüş
Diyanet İşleri
"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.
Mehmet Okuyan
"O zaman, o zararlı bir dönüş olur!" derler.
Suat Yıldırım
(10-12) İnkarcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Dediler ki: "Öyleyse o zararlı bir dönüş!"
Muhammed Esed
(Ve) ilave ediyorlar: "Öyleyse bu, zararlı bir dönüş olur!"
Yaşar Nuri Öztürk
"Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular.
Süleymaniye Vakfı
Bir de "O zaman bu, kişiyi hüsrana sokan bir dönüş olur[1]!" dediler.
Süleyman Ateş
"Öyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür!" dediler.
Naziat 79:13
Cüz: 30 | Sayfa: 582
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ
Fe innema hiye zecretun vahıdeh.
Mustafa İslamoğlu
Sözün özü: o (kalk emri), sert ve kesin bir komuttan ibarettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o zorlu bir kumandadır
Diyanet İşleri
Halbuki o, bir haykırıştan (sur'un üfürülmesinden) ibarettir.
Mehmet Okuyan
(Oysa) bu dönüş, tek bir ses(e bakar).
Suat Yıldırım
(13-14) Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat o zorlu bir kumandadır,
Muhammed Esed
(Ama) o zaman, (Son Saat), bir tek çığlık (gibi ansızın onların üzerine) kopacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Oysa ki o, sert bir komut sesinden ibarettir.
Süleymaniye Vakfı
Halbuki diriltme işi, tek bir komuta bakar[1].
Süleyman Ateş
O (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır.
Naziat 79:14
Cüz: 30 | Sayfa: 582
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ
Fe iza hum bis sahireh.
Mustafa İslamoğlu
İşte o zaman onlar, faltaşı gibi açılmış gözlerle mahşer meydanında beliriverecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır
Diyanet İşleri
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Mehmet Okuyan
Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.
Suat Yıldırım
(13-14) Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
bir de bakarsın uyanmışlar, hepsi meydanda.
Muhammed Esed
işte o zaman (hakikati) anlayacaklar!
Yaşar Nuri Öztürk
Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir.
Süleymaniye Vakfı
Onlar birdenbire kendilerini düz bir alanda bulurlar[1].
Süleyman Ateş
Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar.
Naziat 79:15
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Tarih
#musa
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ
Hel etake hadisu musa.
Mustafa İslamoğlu
Musa'nın olayından haberin var mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
Geldi ya sana Musanın kıssası?
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
Mehmet Okuyan
Musa'nın haberi sana geldi, (değil) mi?
Suat Yıldırım
Musa'nın hadisesinden haberin olmuştu değil mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sana o Musa'nın haberi geldi ya?
Muhammed Esed
Musa'nın kıssasından hiç haberin oldu mu?
Yaşar Nuri Öztürk
Ulaştı mı sana Musa'nın haberi?
Süleymaniye Vakfı
Musa'nın haberi sana ulaştı, değil mi[1]!
Süleyman Ateş
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Naziat 79:16
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ
İz nadahu rabbuhu bil vadil mukaddesi tuva.
Mustafa İslamoğlu
Hani Rabbi, iki kat kutsal kılınmış bir vadide ona şöyle seslenmişti:
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt ki ona rabbı nida etmişti o mukaddes vadide: Tuva'da
Diyanet İşleri
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Mehmet Okuyan
Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi'nde[1] ona şöyle seslenmişti:
Suat Yıldırım
Hani Rabbi ona kutlu Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hani Rabbi ona o mukaddes vadi Tuva'da seslenmişti:
Muhammed Esed
Hani kutsal bir vadide Rabbi o'na şöyle seslenmişti:
Yaşar Nuri Öztürk
Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da seslenmişti:
Süleymaniye Vakfı
Rabbi ona kutsal Tuva Vadisi'nde şöyle seslenmişti[1]:
Süleyman Ateş
Hani Rabbi ona Kutsal Vadi'de, "Tuva"'da ünlemişti:
Naziat 79:17
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Tarih
#firavun
#adalet
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ
İzheb ila fir'avne innehu taga.
Mustafa İslamoğlu
"Firavuna git, çünkü o haddini aştı;
Elmalılı Hamdi Yazır
Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı
Diyanet İşleri
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
Mehmet Okuyan
"Firavun'a git! O iyice azdı."
Suat Yıldırım
(17-18) "Firavuna git, zira o iyice azdı! Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haydi git Firavun'a, çünkü o pek azıttı.
Muhammed Esed
"Sen, Firavun'a git -çünkü o hak ve adalet sınırlarını ihlal ediyor-
Yaşar Nuri Öztürk
"Firavun'a git! İyice azdı o."
Süleymaniye Vakfı
"Firavun'a git; o, gerçekten taşkınlık etti[1].
Süleyman Ateş
"Fir'avn'a git, çünkü o azdı."
Naziat 79:18
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Tarih
#firavun
فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ
Fe kul hel leke ila en tezekka.
Mustafa İslamoğlu
ve ona de ki: "Arınmaya var mısın?
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: ister misin temizlenesin?
Diyanet İşleri
"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
Mehmet Okuyan
"(Ona) de ki: "Arınmak ister misin?
Suat Yıldırım
(17-18) "Firavuna git, zira o iyice azdı! Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "İster misin temizlenesin?
Muhammed Esed
ve (ona) söyle: 'Arınmaya istekli misin?
Yaşar Nuri Öztürk
"De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?"
Süleymaniye Vakfı
Ona de ki: "Kendini arındırıp geliştirmek hakkındır, değil mi?
Süleyman Ateş
"De ki: Arınmağa gönlün var mı?"
Naziat 79:19
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
#uyarı
#peygamber
#korku
وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ
Ve ehdiyeke ila rabbike fe tahşa.
Mustafa İslamoğlu
İmdi (cevabın evetse), ben seni Rabbine doğru yönelteceğim ve sen de kendine çekidüzen vereceksin!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?
Diyanet İşleri
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
Mehmet Okuyan
(İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim.[1] (Böylece O'na) saygı duyarsın."
Suat Yıldırım
"İster misin Seni Rabbine kavuşturan yola vurayım. Böylece Sen de O'na saygı duyasın?"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sana Rabbini tanıtayım da ona saygı duyasın?"
Muhammed Esed
(Eğer istekliysen) o zaman seni Rabbin(i tanıma mertebesin)e ulaştıracağım ki (bundan sonra) O'nun korkusunu duyasın.'"
Yaşar Nuri Öztürk
"Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
Süleymaniye Vakfı
(Bir Elçi olarak) Rabbine (Sahibine) giden yolu sana göstereyim ki, (aşırı davranışlardan) çekinesin[1]."
Süleyman Ateş
"Seni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın."
Naziat 79:20
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Allah
Tarih
#rahmet
#musa
#firavun
#rab
فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ
Fe erahul ayetel kubra.
Mustafa İslamoğlu
Nihayet ona o büyük mucizevi belgeyi gösterdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.
Diyanet İşleri
Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Mehmet Okuyan
Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.
Suat Yıldırım
Ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Vardı ona, o büyük mucizeyi gösterdi.
Muhammed Esed
Bunun üzerine (Musa), (Firavun'a gitti ve) ona (Rabbinin rahmetinin eseri olan) büyük mucizeyi anlattı.
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
Süleymaniye Vakfı
Sonra ona en büyük ayetleri /mucizeleri gösterdi[1].
Süleyman Ateş
Ona büyük mu'cizeyi gösterdi.
Naziat 79:21
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Tarih
#musa
#firavun
#hidayet
فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ
Fe kezzebe ve asa.
Mustafa İslamoğlu
fakat o yalanladı ve sert çıktı;
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o tekzib etti, ısyan etti
Diyanet İşleri
Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.
Mehmet Okuyan
(Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.
Suat Yıldırım
Fakat o buna "yalan" dedi ve isyan etti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat o, yalan dedi ve isyan etti.
Muhammed Esed
Ama (Firavun) o'nu yalanladı ve (hidayeti) şiddetle reddetti,
Yaşar Nuri Öztürk
Ama o yalanladı, isyan etti.
Süleymaniye Vakfı
Ama (Firavun) yalana sarıldı ve isyan etti[1].
Süleyman Ateş
Fakat o yalanladı, karşı geldi.
Naziat 79:22
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Tarih
#musa
ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ
Summe edbere yes'a.
Mustafa İslamoğlu
sonra hışımla orayı terk etti;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra koşarak idbara gitti
Diyanet İşleri
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Mehmet Okuyan
Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.
Suat Yıldırım
Sonra sırtını dönüp Musa'ya karşı bir çalışma içine girdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra koşarak ters yöne gitti.
Muhammed Esed
sonra da kaba bir şekilde (Musa'ya) sırtını döndü;
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
Süleymaniye Vakfı
Sonra sırt çevirdi ve harekete geçti[1].
Süleyman Ateş
Sonra sırtını döndü; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu.
Naziat 79:23
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ
Fehaşere fe nada.
Mustafa İslamoğlu
derken (adamlarını) topladı ve bağırıp çağırdı;
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken mahşerini topladı da bağırdı:
Diyanet İşleri
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
Mehmet Okuyan
(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."
Suat Yıldırım
(23-24) Adamlarını topladı ve onlara: "Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derken toplayıp bağırdı!
Muhammed Esed
daha sonra (ileri gelen adamlarını) topladı ve (halkını) çağırdı,
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, bir araya toplayıp bağırdı.
Süleymaniye Vakfı
Herkesi topladı ve haykırdı:
Süleyman Ateş
(Adamlarını) Topladı, (onlara) bağırdı:
Naziat 79:24
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ
Fe kale ene rabbukumul a'la.
Mustafa İslamoğlu
üstelik (bir de) "Ben sizin en büyük rabbinizim!" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Benim en yüksek rabbınız, dedi
Diyanet İşleri
"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
Mehmet Okuyan
(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."
Suat Yıldırım
(23-24) Adamlarını topladı ve onlara: "Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Benim en büyük Rabbiniz! dedi.
Muhammed Esed
ve onlara "Ben sizin en yüce rabbinizim!" dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim."
Süleymaniye Vakfı
"Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi[1].
Süleyman Ateş
"Ben sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
Naziat 79:25
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
#ahiret
#hesap
#uyarı
فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ
Fe ehazehullahu nekalel ahıreti vel ula.
Mustafa İslamoğlu
Sonunda Allah, onu ahiret ve dünya azabıyla (aleme) ibret olsun diye yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah da onu tuttu sonuna önüne nekal olmak üzere tenkil ediverdi
Diyanet İşleri
Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
Mehmet Okuyan
(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.
Suat Yıldırım
Allah da onu dünyada da, ahirette de şiddetle cezalandırdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah da onu tuttu, sonuna ve önüne (ahirette ve dünyada) ibret olmak üzere bir cezaya çarptırdı.
Muhammed Esed
Bunun üzerine Allah onu yakalayıp hesaba çekti (ve bunu) hem bu dünyada hem de öteki dünyada uyarıcı bir örnek yaptı.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
Süleymaniye Vakfı
Allah da onu, o zamankilerin yanı sıra sonrakilere de caydırıcı bir ders olacak şekilde cezalandırdı[1].
Süleyman Ateş
Allah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dünyanın) azabıyle cezalandırdı.
Naziat 79:26
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
#korku
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟
İnne fi zalike le ıbreten li men yahşa.
Mustafa İslamoğlu
Şüphesiz bunda Allah'a karşı içten bir saygı duyanlar için sayısız ibret vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki bunda bir ıbret var, saygı duyacaklar için
Diyanet İşleri
Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için bir ibret vardır.[1]
Suat Yıldırım
Bu da Rabbini sayacak kimselere bir ibret oldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz ki, bunda saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Muhammed Esed
Bunda, şüphesiz, (Allah'ın) ürperti ve korkusunu duyanlar için bir ibret vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Kuşkusuz, bunda, içine ürperti düşen için tam bir ibret vardır.
Süleymaniye Vakfı
Şüphesiz bunda, (Allah'tan) çekinenler için tam bir ibret vardır[1].
Süleyman Ateş
Şüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır.
Naziat 79:27
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#yaratılış
#inkar
ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠
E entum eşeddu halkan emis sema', benaha.
Mustafa İslamoğlu
Yaratılış açısından siz mi daha sağlamsınız, yoksa gök kubbe mi? Göğü O inşa etti;
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz mi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Sema mı? O "Allah" onu bina etti
Diyanet İşleri
(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Mehmet Okuyan
Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah'ın) oluşturduğu gök mü?
Suat Yıldırım
Siz ey haşri inkar edenler: Düşünün, sizi yeniden yaratmak mı zor, yoksa gök alemini mi? İşte bakın: Allah onu nasıl da sağlam bina etti!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Siz mi yaratılışça daha çetinsiniz, yoksa gökyüzü mü? Onu O "Allah" bina etti.
Muhammed Esed
(Ey insanlar!) Sizi yaratmak, göğü yaratmış olan Allah için daha mı zordur?
Yaşar Nuri Öztürk
Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü?
Süleymaniye Vakfı
Yaratılışça siz mi daha sağlamsınız yoksa gök mü[1]? Allah onu (şöyle) bina etti[2]:
Süleyman Ateş
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allah) onu yaptı.
Naziat 79:28
Cüz: 30 | Sayfa: 583
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ
Refea semkeha fe sevvaha.
Mustafa İslamoğlu
onu (içinde gök cisimleri) yüzecek şekilde O yükseltti ve dengeli bir iç düzene kavuşturdu;
Elmalılı Hamdi Yazır
Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu
Diyanet İşleri
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
Mehmet Okuyan
(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.
Suat Yıldırım
Allah onu direksiz yükseltti ve kusursuz işleyen bir sisteme bağladı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Boyuna yükseklik verdi, nizamına koydu.
Muhammed Esed
O, gökkubbeyi yükseltmiş ve ona gerektiği gibi biçim vermiştir;
Yaşar Nuri Öztürk
Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi.
Süleymaniye Vakfı
Kubbesini yükseltti[1], arkasından (yedi kat şeklinde) düzenledi[2],
Süleyman Ateş
Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.
Naziat 79:29
Cüz: 30 | Sayfa: 583
وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ
Ve agtaşe leyleha ve ahrece duhaha.
Mustafa İslamoğlu
onun gecesini adım adım O kararttı, aydınlığını kıvamında O çıkardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
Diyanet İşleri
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Mehmet Okuyan
Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.
Suat Yıldırım
Gecesini karanlık, gündüzünü parlak şekilde açığa çıkardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Muhammed Esed
onun gecesini karanlık yapmış ve gündüzünü aydınlatmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.
Süleymaniye Vakfı
gecesini perde kıldı[1] ve (gündüz vaktinde de) duhasını /dalga dalga yaydığı ışığı ortaya çıkardı.
Süleyman Ateş
Gecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı.
Naziat 79:30
Cüz: 30 | Sayfa: 583
وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ
Vel arda ba'de zalike dehaha.
Mustafa İslamoğlu
Ve onun ardından yeryüzünü yuvarlatarak bir düzene koydu;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ondan sonra da arzı döşedi
Diyanet İşleri
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Mehmet Okuyan
Daha sonra da yeri yaymıştır.
Suat Yıldırım
Sonra da yeri döşeyip yerleşmeye hazırladı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ondan sonra da yeryüzünü döşedi.
Muhammed Esed
Ve ardından yeri düzenleyip yaymıştır,
Yaşar Nuri Öztürk
Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.
Süleymaniye Vakfı
Yeryüzünü, bundan sonra yaydı[1].
Süleyman Ateş
Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı.
Naziat 79:31
Cüz: 30 | Sayfa: 583
اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ
Ahrece minha maeha ve mer'aha.
Mustafa İslamoğlu
orada suyunu ve bitki örtüsünü O çıkarttı;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ondan suyunu ve mer'asını çıkardı
Diyanet İşleri
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Mehmet Okuyan
Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.
Suat Yıldırım
Oradan sularını, otlaklarını çıkardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Muhammed Esed
yerden suyu ve bitki örtüsünü çıkartmış,
Yaşar Nuri Öztürk
Ondan suyunu, otlağını çıkardı.
Süleymaniye Vakfı
Oranın suyunu çıkardı ve otlağını yeşertti[1].
Süleyman Ateş
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı,
Naziat 79:32
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#doğa
وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ
Vel cibale ersaha.
Mustafa İslamoğlu
ve dağları sağlamca O yerleştirdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve dağlarını oturttu
Diyanet İşleri
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Mehmet Okuyan
Dağları (yere) O çakmıştır.
Suat Yıldırım
Dağlarını oturttu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve dağlarını oturttu.
Muhammed Esed
ve dağları sağlam şekilde yerleştirmiştir:
Yaşar Nuri Öztürk
Dağları, demir atmış gibi oturttu;
Süleymaniye Vakfı
Dağları da sabitledi[1].
Süleyman Ateş
Dağları oturttu,
Naziat 79:33
Cüz: 30 | Sayfa: 583
مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ
Metaan lekum ve li en amikum.
Mustafa İslamoğlu
siz ve hayvanlarınız için geçim aracı olsun diye.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizin ve davarlarınızın intifa'ı için
Diyanet İşleri
Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
Mehmet Okuyan
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).
Suat Yıldırım
Bütün bunları sizin ve hayvanlarınızın hayatı için yaptı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
Muhammed Esed
(bütün bunlar) sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için(dir).
Yaşar Nuri Öztürk
Sizin için ve hayvanlarınız için bir geçim aracı olarak.
Süleymaniye Vakfı
(Bunlar) hem sizin hem de en'am cinsi hayvanlarınızın /koyun, keçi, sığır ve develerinizin yararlanması içindir[1].
Süleyman Ateş
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Naziat 79:34
Cüz: 30 | Sayfa: 583
فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ
Fe iza caetit tammetul kubra.
Mustafa İslamoğlu
O muazzam olay gerçekleştiği zaman;
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat geldiği vakıt o "tamme-i kübra"
Diyanet İşleri
(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.
Mehmet Okuyan
(34, 35) O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
Suat Yıldırım
Fakat her şeyi bastıran o felaket geldiği zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat o en büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman,
Muhammed Esed
Ve böylece, büyük, sarsıcı (yeniden dirilme) olayı gelip çattığında,
Yaşar Nuri Öztürk
O güç yetmez büyük felaket geldiğinde,
Süleymaniye Vakfı
En büyük dolup taşma /mahşer günü geldiğinde[1],
Süleyman Ateş
Herşeyi bastıran o büyük felaket geldiği zaman,
Naziat 79:35
Cüz: 30 | Sayfa: 583
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ
Yevme yetezekkerul insanu ma sea.
Mustafa İslamoğlu
(evet) işte o gün, insan neyin peşinden koştuğunu hatırlayacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O insanın neye koştuğunu anlıyacağı gün
Diyanet İşleri
(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.
Mehmet Okuyan
(34, 35) O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
Suat Yıldırım
İnsan neyin peşinde koştuğunu anlar ama, artık iş işten geçer.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, insanın neye koştuğunu anlayacağı gün,
Muhammed Esed
o Gün insan yaptığı her şeyi (açıkça) hatırlayacak;
Yaşar Nuri Öztürk
O gün insan, uğrunda gayret sarfettiği şeyi hatırlar.
Süleymaniye Vakfı
kişinin peşinden koştuğu şeyleri hatırladığı günde[1],
Süleyman Ateş
O gün insan, neyin peşinde koşmuş olduğunu hatırlar.
Naziat 79:36
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
#cehennem
وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى
Ve burrizetil cahimu li men yera.
Mustafa İslamoğlu
zira gözleri faltaşı gibi açacak olan ateş, görme yeteneğine sahip herkesin gözüne sokulacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Cahim hortlatıldığı vakıt, görür kimseler için
Diyanet İşleri
Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.
Mehmet Okuyan
Gör(mesi gerek)enler için cehennem ortaya çıkartılacaktır.
Suat Yıldırım
Cehennem her görene, apaçık görünür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
gören kimseler için cehennem hortlatıldığı zaman,
Muhammed Esed
ve (cehennemin) yakıcı ateşi, onu gör(meye mahkum edil)en herkesin karşısına getirilecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Gören kişi için cehennem apaçık ortaya çıkarılmıştır.
Süleymaniye Vakfı
yakıcı ateş /cehennem, gören herkes için, apaçık hale getirildiğinde[1],
Süleyman Ateş
Gören kimseler için cehennem ortaya çıkarılmıştır.
Naziat 79:37
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
İnsan psikolojisi
#cehennem
#adalet
#dalalet
#irade
فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ
Fe emma men taga.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki, işin sonunda haddini bilmeyen
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık her kim azgınlık etmiş,
Diyanet İşleri
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
Mehmet Okuyan
(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
Suat Yıldırım
Artık kim azdıysa,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
artık her kim azgınlık etmiş,
Muhammed Esed
Çünkü, hak ve adalet sınırlarını ihlal eden,
Yaşar Nuri Öztürk
Artık azmış olan,
Süleymaniye Vakfı
kim ki taşkınlık etmiş[1]
Süleyman Ateş
Artık kim azmışsa,
Naziat 79:38
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
İnsan psikolojisi
#ahiret
#cehennem
#dalalet
#irade
وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ
Ve aserel hayated dunya.
Mustafa İslamoğlu
ve dünya hayatını tercih edenler var ya:
Elmalılı Hamdi Yazır
Dünya hayatı tercih eylemiş ise
Diyanet İşleri
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
Mehmet Okuyan
(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
Suat Yıldırım
Ahireti unutup dünya zevkini tercih ettiyse,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
dünya hayatını tercih etmişse,
Muhammed Esed
ve bu dünya hayatını (ruh temizliğine) tercih eden(in)
Yaşar Nuri Öztürk
Ve iğreti hayatı yeğlemiş olan için,
Süleymaniye Vakfı
ve dünya hayatını tercih etmişse[1],
Süleyman Ateş
Ve şu yakın hayatı yeğlemişse,
Naziat 79:39
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
İnsan psikolojisi
#cehennem
#dalalet
#irade
فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ
Fe innel cahime hiyel me'va.
Mustafa İslamoğlu
işte onların varacağı yer gözleri faltaşı gibi açacak olan ateştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
muhakkak Cahimdir onun varacağı
Diyanet İşleri
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
Mehmet Okuyan
(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
Suat Yıldırım
Onun varacağı yer, olsa olsa cehennemdir!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
muhakkak onun varacağı yer cehennemdir.
Muhammed Esed
varacağı yer o yakıcı ateştir!
Yaşar Nuri Öztürk
Cehennem, barınağın ta kendisidir.
Süleymaniye Vakfı
yakıcı ateş /cehennem onun varıp kalacağı yer olur[1].
Süleyman Ateş
Onun barınağı cehennemdir.
Naziat 79:40
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
#cennet
#rab
#hesap
#korku
وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ
Ve emma men hafe makame rabbihi ve nehennefse anil heva.
Mustafa İslamoğlu
Ama Rabbinin yüce makamından korkan ve kendini nefsine (kulluktan) alıkoyan kimseler var ya:
Elmalılı Hamdi Yazır
Her kim de rabbının makamından korkmuş ve nefsi hevadan nehy eylemiş ise
Diyanet İşleri
(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
Mehmet Okuyan
(40, 41) Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.
Suat Yıldırım
Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her kim de Rabbinin makamından korkmuş, nefsini kötü arzulardan engellemişse,
Muhammed Esed
Ama Rabbinin huzurunda korku ile duranın ve nefsini kötü arzulardan alıkoyanın
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse,
Süleymaniye Vakfı
Kim de Rabbinin huzuruna (günahla) çıkmaktan korkmuş ve kötü arzularını engellemişse[1],
Süleyman Ateş
Ama kim Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkmuş ve nefsi(ni) kötü heves(ler)den men etmişse
Naziat 79:41
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
#cennet
#rab
فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ
Fe innel cennete hiyel me'va.
Mustafa İslamoğlu
işte onların varacağı yer de Cennet'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
muhakak Cennettir onun varacağı
Diyanet İşleri
(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
Mehmet Okuyan
(40, 41) Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.
Suat Yıldırım
Onun varacağı yer de olsa olsa cennettir!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
muhakkak cennettir onun varacağı.
Muhammed Esed
varacağı yer cennettir!
Yaşar Nuri Öztürk
Cennet, barınağın ta kendisidir.
Süleymaniye Vakfı
şüphesiz ki cennet, onun varıp kalacağı yer olur[1].
Süleyman Ateş
Onun barınağı da cennettir.
Naziat 79:42
Cüz: 30 | Sayfa: 583
Ahiret
#peygamber
#diriliş
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ
Yes'eluneke anis saati eyyane mursaha.
Mustafa İslamoğlu
(Ey Peygamber!) Sana "Kıyamet ne zaman kopacak?" diye soruyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?
Diyanet İşleri
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Mehmet Okuyan
Sana o (Son) Saat'in demir atma zamanından soruyorlar.
Suat Yıldırım
Sana kıyamet saatini sorarlar: "Demir atması ne zaman?" diye.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sana o saatten (kıyameti) soruyorlar "Ne zaman demir atması?" diye,
Muhammed Esed
(Ey peygamber!) Sana Son Saat'i soruyorlar: "Ne zaman gelip çatacak?"
Yaşar Nuri Öztürk
O saatten soruyorlar sana, "gelip demir atması ne zaman?" diye.
Süleymaniye Vakfı
Sana o saati /tekrar diriliş saatini soruyorlar, ne zaman gelip kalıcı olacak diye.
Süleyman Ateş
Sana sa'atden soruyorlar: Demir atması (gelip çatması) ne zaman diye.
Naziat 79:43
Cüz: 30 | Sayfa: 583
ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ
Fime ente min zikraha.
Mustafa İslamoğlu
Sen nerde onun vaktini bilmek nerde!
Elmalılı Hamdi Yazır
Nerde senden onu anlatması?
Diyanet İşleri
Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
Mehmet Okuyan
Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki![1]
Suat Yıldırım
Sen nerede, onun vaktini bildirmek nerede?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nerde senden onu anlatması (sen nerede, onu anlatmak nerede)?!
Muhammed Esed
Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki?
Yaşar Nuri Öztürk
Nerede sende, onu hatırlatacak şey!
Süleymaniye Vakfı
Sen nerede, onu bilmek nerede!
Süleyman Ateş
Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?!
Naziat 79:44
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#rab
اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ
İla rabbike muntehaha.
Mustafa İslamoğlu
Onun nihai ilmi Rabbine malum.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbınadır onun müntehası
Diyanet İşleri
Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.
Mehmet Okuyan
Sonu(nun bilgisi) yalnızca Rabbine aittir.[1]
Suat Yıldırım
Onun sonu Rabbine varır, kesin bilgisi O'na aittir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rabbine aittir onunla ilgili bütün bilgi.
Muhammed Esed
(Çünkü) onun (bilgisinin) başı ve sonu yalnız Rabbinin katındadır!
Yaşar Nuri Öztürk
Ona ilişkin bilginin sonu Rabbine varır.
Süleymaniye Vakfı
Onun nihai bilgisi Rabbinin katındadır[1].
Süleyman Ateş
Onun bilgisi Rabbine aittir.
Naziat 79:45
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#uyarı
اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ
İnnema ente munziru men yahşaha.
Mustafa İslamoğlu
Sen sadece onun azametinden korkanlara hatırlatıcısın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların
Diyanet İşleri
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
Mehmet Okuyan
Sen sadece ondan (Son Saat'ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.
Suat Yıldırım
Sana düşen sadece ondan korkanı uyarmaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen, ancak O'ndan korkacakların bir uyarıcısısın!
Muhammed Esed
Sen ancak ondan korkanları uyar(mak için gönderil)mişsin.
Yaşar Nuri Öztürk
Sen sadece, ondan korkanları uyaransın.
Süleymaniye Vakfı
Sen sadece o günden çekineni uyaran birisin[1].
Süleyman Ateş
Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın.
Naziat 79:46
Cüz: 30 | Sayfa: 583
#inkar
كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا
Ke ennehum yevme yerevneha lem yelbesu illa aşiyyeten ev duhaha.
Mustafa İslamoğlu
(Kafirler) bu hakikati bizzat gördükleri gün, onlara sanki (bu dünyada) bir akşam veya bir kuşluktan fazla kalmamışlar gibi gelecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler
Diyanet İşleri
Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.
Mehmet Okuyan
Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.[1]
Suat Yıldırım
Onu gördükleri gün öyle gelir ki onlara; yalnız bir akşam veya bir sabah faslı durdular dünyada.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar, onu (kıyameti) görecekleri gün, sanki bir akşam veya bir kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
Muhammed Esed
Onu anladıkları Gün (onlara, bu dünyada) bir akşamdan ya da kuşluğuyla (birlikte sona eren bir gece)den fazla kalmamışlar (gibi gelecek)!
Yaşar Nuri Öztürk
Onu gördükleri gün onlar, dünyada sanki bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamışa dönerler.
Süleymaniye Vakfı
Onlar onu gördükleri gün, bu dünyada sadece bir akşam üzeri ya da kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar[1].
Süleyman Ateş
Onlar onu gördükleri zaman sanki (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.
Abese 80:1
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#peygamber
عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ
Abese ve tevella.
Mustafa İslamoğlu
O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ekşidi ve döndü
Diyanet İşleri
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Mehmet Okuyan
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.[1]
Suat Yıldırım
(1-2) Yanına görmeyen (ama) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
Muhammed Esed
O, suratını astı ve uzaklaştı,
Yaşar Nuri Öztürk
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
Süleymaniye Vakfı
(Muhammed) yüzünü ekşitti ve sırtını döndü,
Süleyman Ateş
Surat astı ve döndü;
Abese 80:2
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#peygamber
اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ
En caehul a'ma.
Mustafa İslamoğlu
yanına âmâ geldi diye...
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü ona a'ma geldi
Diyanet İşleri
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Mehmet Okuyan
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.[1]
Suat Yıldırım
(1-2) Yanına görmeyen (ama) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ona ama geldi diye.
Muhammed Esed
çünkü kör bir adam o'na yaklaşmıştı!
Yaşar Nuri Öztürk
Yanına kör adam geldi diye.
Süleymaniye Vakfı
o ama[1] yanına geldi diye!
Süleyman Ateş
Kör geldi diye.
Abese 80:3
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#nasihat
#uyarı
#peygamber
وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ
Ve ma yudrike leallehu yezzekka.
Mustafa İslamoğlu
"Ve (sana gelince ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına dair bir ihtimal bulunduğuna;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bilirsin o belki temizlenecek
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Mehmet Okuyan
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki![1]
Suat Yıldırım
(3-4) Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne bilirsin, belki o temizlenecek.
Muhammed Esed
Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı,
Yaşar Nuri Öztürk
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
Süleymaniye Vakfı
(Ey Muhammed!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındırıp geliştirecek[1]
Süleyman Ateş
Ne bilirsin belki o arınacak?
Abese 80:4
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#nasihat
#uyarı
اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ
Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikra.
Mustafa İslamoğlu
veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını?
Elmalılı Hamdi Yazır
Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek
Diyanet İşleri
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Mehmet Okuyan
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki![1]
Suat Yıldırım
(3-4) Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
Muhammed Esed
yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Yaşar Nuri Öztürk
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
Süleymaniye Vakfı
ya da doğru bilgi edinecek[1] de o bilgi ona fayda verecek![2]
Süleyman Ateş
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
Abese 80:5
Cüz: 30 | Sayfa: 584
اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ
Emma menistagna.
Mustafa İslamoğlu
Fakat, kendi kendine yettiğini sanan kimseye gelince:
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma istiğna edene gelince
Diyanet İşleri
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
Mehmet Okuyan
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.[1]
Suat Yıldırım
(5-6) Ama irşada ihtiyaç duymayana ise, ona dönüp itibar ediyorsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama ihtiyaç duymayana gelince,
Muhammed Esed
Ama kendini her şeye yeterli görene gelince,
Yaşar Nuri Öztürk
O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
Süleymaniye Vakfı
(Vereceğin bilgiye) ihtiyaç duymayan kişi var ya,[1]
Süleyman Ateş
Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
Abese 80:6
Cüz: 30 | Sayfa: 584
فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ
Fe ente lehu tesadda.
Mustafa İslamoğlu
Sen bütün ilgini ona yönelttin;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen onun sadasına özeniyorsun
Diyanet İşleri
Sen, ona yöneliyorsun.
Mehmet Okuyan
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.[1]
Suat Yıldırım
(5-6) Ama irşada ihtiyaç duymayana ise, ona dönüp itibar ediyorsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sen onun sesine özeniyorsun.
Muhammed Esed
sen bütün ilgiyi ona gösterdin,
Yaşar Nuri Öztürk
Ki sen ona yöneliyorsun;
Süleymaniye Vakfı
sen bütün ilgini ona yöneltiyorsun![1]
Süleyman Ateş
Sen ona yöneliyorsun.
Abese 80:7
Cüz: 30 | Sayfa: 584
وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ
Ve ma aleyke ella yezzekka.
Mustafa İslamoğlu
oysa ki, onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Diyanet İşleri
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
Mehmet Okuyan
Oysa onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin.[1]
Suat Yıldırım
Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun temizlenmemesinden sana ne!
Muhammed Esed
halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin;
Yaşar Nuri Öztürk
Sana ne onun arınmasından!
Süleymaniye Vakfı
Onun kendini arındırıp geliştirmemesinden sen sorumlu değilsin[1].
Süleyman Ateş
Onun arınmamasından sana ne?
Abese 80:8
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#uyarı
#korku
وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ
Ve emma men caeke yes'a.
Mustafa İslamoğlu
fakat sana büyük iştiyakla gelen var ya:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve amma sana can atarak gelen
Diyanet İşleri
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Mehmet Okuyan
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Suat Yıldırım
(8-10) Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama sana can atarak gelen,
Muhammed Esed
ama sana büyük bir istekle geleni
Yaşar Nuri Öztürk
O, koşarak sana gelen var ya;
Süleymaniye Vakfı
Ama çaba sarf ederek sana gelen,[1]
Süleyman Ateş
Fakat koşarak sana gelen,
Abese 80:9
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#uyarı
#korku
وَهُوَ يَخْشٰىۙ
Ve huve yahşa.
Mustafa İslamoğlu
-ki o Allah'a saygıda kusur etmez-
Elmalılı Hamdi Yazır
Haşyet duyarak gelmişken
Diyanet İşleri
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Mehmet Okuyan
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Suat Yıldırım
(8-10) Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
içinde saygı duyarak gelmişken,
Muhammed Esed
ve (Allah) korkusu ile (yaklaşanı)
Yaşar Nuri Öztürk
Odur içine ürperti düşen.
Süleymaniye Vakfı
ve (Allah'tan) çekinen kişiye gelince;[1]
Süleyman Ateş
Saygılı olarak gelmişken,
Abese 80:10
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#uyarı
#korku
فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ
Fe ente anhu telehha.
Mustafa İslamoğlu
işte sen onu ihmal ediyorsun.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen ondan tegafül ediyorsun
Diyanet İşleri
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Mehmet Okuyan
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Suat Yıldırım
(8-10) Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sen ondan tegafül ediyor (ona ilgi göstermiyor)sun.
Muhammed Esed
sen görmezden geldin!
Yaşar Nuri Öztürk
Sen ona aldırmazlık ediyorsun.
Süleymaniye Vakfı
sen ona ilgi göstermiyorsun![1]
Süleyman Ateş
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Abese 80:11
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#nasihat
#uyarı
كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ
Kella inneha tezkirah.
Mustafa İslamoğlu
Elbet bu hitap bir öğüt ve uyarıdan ibarettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır zinhar, çünkü o bir tezkiredir
Diyanet İşleri
Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.
Mehmet Okuyan
Hayır! Şüphesiz ki bunlar, (gerçeğin) hatırlatılmasıdır.
Suat Yıldırım
Hayır! Öyle yapma! Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, sakın! Çünkü o (Kur'an) bir öğüttür.
Muhammed Esed
Elbette, bu (mesaj)lar yalnızca birer hatırlatma ve öğütten ibarettir:
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.
Süleymaniye Vakfı
Sakın ha (bunu bir daha yapma)! Onlar (Kur'an'da olanlar) kesinlikle doğru bilgidir[1].
Süleyman Ateş
Hayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır.
Abese 80:12
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#nasihat
#uyarı
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ
Fe men şae zekerah.
Mustafa İslamoğlu
gönüllü olan herkes ondan öğüt alabilir,
Elmalılı Hamdi Yazır
İmdi onu dileyen tezekkür etsin
Diyanet İşleri
Dileyen ondan öğüt alır.
Mehmet Okuyan
Dileyen onu (Kur'an'ı) hatırlar.[1]
Suat Yıldırım
Artık isteyen ders alır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Artık onu dileyen düşünsün!
Muhammed Esed
kim istekliyse O'nu hatırlayıp öğüt alabilir
Yaşar Nuri Öztürk
Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Süleymaniye Vakfı
Yapılması gerekeni yapan[1] o bilgiden yararlanır[2].
Süleyman Ateş
Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Abese 80:13
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#nasihat
#uyarı
#vahiy
#peygamber
#melek
ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ
Fi suhufin mukerrameh.
Mustafa İslamoğlu
kutsal ve seçkin kayıtlar altında korunmuştur;
Elmalılı Hamdi Yazır
Tekrim edilir
Diyanet İşleri
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Mehmet Okuyan
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Suat Yıldırım
(13-16) O ayetler şerefli yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli katiplerin elleriyle yazılıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Değerli sayfalarda,
Muhammed Esed
(O'nun) kutsal ve soylu vahiyleri (ışığında),
Yaşar Nuri Öztürk
Kutsanan bereketli sayfalardadır o.
Süleymaniye Vakfı
O (Kur'an'ın aslı), değerli sayfalarda (yazılıdır),
Süleyman Ateş
(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen,
Abese 80:14
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#peygamber
#melek
مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ
Merfuatin mutahherah.
Mustafa İslamoğlu
yüce ve şaibesiz
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüksek tutulur mutahher sahifelerde
Diyanet İşleri
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Mehmet Okuyan
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Suat Yıldırım
(13-16) O ayetler şerefli yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli katiplerin elleriyle yazılıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yüksek tutulan tertemiz sayfalarda,
Muhammed Esed
yüce ve arı duru,
Yaşar Nuri Öztürk
Yüceltilen, tertemiz sayfalarda,
Süleymaniye Vakfı
yüksekte (birinci kat semada[1]) tertemiz sayfalarda,
Süleyman Ateş
Saygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
Abese 80:15
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#peygamber
#melek
بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ
Bi eydi seferah.
Mustafa İslamoğlu
elçilerin elleriyle (taşınan);
Elmalılı Hamdi Yazır
Sefere ellerinde
Diyanet İşleri
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Mehmet Okuyan
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Suat Yıldırım
(13-16) O ayetler şerefli yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli katiplerin elleriyle yazılıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yazıcıların ellerinde,
Muhammed Esed
elçilerin elleriyle (yayılıp duyurulan),
Yaşar Nuri Öztürk
Yazıcıların ellerinde;
Süleymaniye Vakfı
yazıcıların /yazıcı meleklerin elleriyle
Süleyman Ateş
Yazıcıların ellerinde:
Abese 80:16
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#peygamber
#melek
كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ
Kiramin berarah.
Mustafa İslamoğlu
türünün en iyisi ve hata yapmayan (elçilerin).
Elmalılı Hamdi Yazır
Kiramı berare
Diyanet İşleri
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Mehmet Okuyan
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Suat Yıldırım
(13-16) O ayetler şerefli yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli katiplerin elleriyle yazılıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
şerefli, takva sahibi yazıcıların.
Muhammed Esed
seçkin ve erdem sahibi (elçilerin).
Yaşar Nuri Öztürk
Ak pak, mübarek yazıcıların.
Süleymaniye Vakfı
değerli ve erdemli olanların (elleriyle yazılmıştır).
Süleyman Ateş
Değerli, iyi (yazıcıların).
Abese 80:17
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#inkar
قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ
Kutilel insanu ma ekferah.
Mustafa İslamoğlu
Hakkını vermediği hayattan mahrum kalası insanoğlu, nankörlükte ne kadar da sınır tanımazdır?
Elmalılı Hamdi Yazır
O kahrolası insan ne nankör şey
Diyanet İşleri
Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!
Mehmet Okuyan
Kahrolası o insan ne kadar da nankördür!
Suat Yıldırım
Kahrolası kafir insan, ne nankördür o!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O kahrolası insan ne nankör şeydir!
Muhammed Esed
(Ama çoğu zaman) insan kendini mahveder; hakikati ne kadar inatla inkar eder o!
Yaşar Nuri Öztürk
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
Süleymaniye Vakfı
Kahrolsun o insan! Ne kadar da nankör![1]
Süleyman Ateş
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
Abese 80:18
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#yaratılış
مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ
Min eyyi şey'in halakah.
Mustafa İslamoğlu
O, insanı neden yarattı?
Elmalılı Hamdi Yazır
O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
Diyanet İşleri
Allah, onu hangi şeyden yarattı?
Mehmet Okuyan
(Allah) onu hangi şeyden yarattı (bir düşünse ya)?
Suat Yıldırım
(18-22) Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O yaratan, onu hangi şeyden yarattı?
Muhammed Esed
(İnsan hiç düşünür mü) hangi özden yaratır (Allah) onu?
Yaşar Nuri Öztürk
Hangi şeyden yarattı onu?
Süleymaniye Vakfı
Allah onu hangi şeyden yarattı?[1]
Süleyman Ateş
(Allah) Onu hangi şeyden yarattı?
Abese 80:19
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Yaratılış / deliller
#yaratılış
#ölçü_tartı
#insan_yaratılışı
مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ
Min nutfeh, halakahu fe kadderah.
Mustafa İslamoğlu
(Elbette) basit bir hayat tohumundan. Önce yarattı, ardında ona takdir yeteneği bahşetti;
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir nutfeden, yarattı da onu biçimine koydu
Diyanet İşleri
Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
Mehmet Okuyan
Bir nutfeden (zigottan) yaratıp ona şekil verir.
Suat Yıldırım
(18-22) Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir damla sudan yarattı da biçimine koydu onu.
Muhammed Esed
Bir sperm damlasından yaratır ve sonra onun tabiatını oluşturur;
Yaşar Nuri Öztürk
Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu.
Süleymaniye Vakfı
Döllenmiş yumurtadan… Onu yarattı[1], ardından ölçüsünü belirledi[2].
Süleyman Ateş
Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi.
Abese 80:20
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#yaratılış
ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ
Summes sebile yesserah.
Mustafa İslamoğlu
sonra ona yolu kolaylaştırdı;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra ona yolunu kolaylattı
Diyanet İşleri
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Mehmet Okuyan
Sonra ona yolu kolaylaştırır.
Suat Yıldırım
(18-22) Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra ona kolaylaştırdı yolunu.
Muhammed Esed
sonra hayatı onun için kolaylaştırır;
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra, yolu kolaylaştırdı ona,
Süleymaniye Vakfı
Sonra yolunu kolaylaştırdı[1].
Süleyman Ateş
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Abese 80:21
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#yaratılış
#ölüm
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ
Summe ematehu fe akberah.
Mustafa İslamoğlu
en sonunda onun için ölümü takdir etti ve kabre koydurdu;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü
Diyanet İşleri
Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
Mehmet Okuyan
Daha sonra onu öldürüp kabre koydurur.
Suat Yıldırım
(18-22) Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü.
Muhammed Esed
ve sonunda onu öldürür ve kabre koyar;
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu.
Süleymaniye Vakfı
Sonra onu öldürecek[1] ve mezara koyduracak.[2]
Süleyman Ateş
Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.
Abese 80:22
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#yaratılış
#irade
ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُۜ
Summe iza şae enşerah.
Mustafa İslamoğlu
nihayet dilediğinde onu tekrar diriltecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra dilediği vakıt ona nüşur verecek
Diyanet İşleri
Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
Mehmet Okuyan
En sonunda dilediği zaman onu yeniden diriltir.
Suat Yıldırım
(18-22) Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltecektir.
Muhammed Esed
ve sonra, dilediğinde onu tekrar diriltir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu.
Süleymaniye Vakfı
Sonra tercih ettiği zamanda (mahşer gününde) onu mezardan çıkaracaktır[1].
Süleyman Ateş
Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı.
Abese 80:23
Cüz: 30 | Sayfa: 584
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۜ
Kella lemma yakdı ma emerah.
Mustafa İslamoğlu
Evet, (hiçbir insan) O'nun emirlerini asla kusursuz olarak yerine getirememiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır, doğrusu o hiç onun emrini tam eda etmedi
Diyanet İşleri
Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
Mehmet Okuyan
Gerçek şu ki (insan, Allah'ın) ona emrettiğini yerine getirmedi.
Suat Yıldırım
Hayır! İnsan, Allah'ın buyruğunu layıkıyla yerine getirmedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır doğrusu o, O'nun emrini tam yerine getirmedi.
Muhammed Esed
Hayır, (insan) Allah'ın kendisine buyurduklarını henüz yerine getirmiş değildir!
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hayır! O, O'nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi.
Süleymaniye Vakfı
Yok, yok… O kişi, Allah'ın emrettiklerini hala yerine getirmedi.
Süleyman Ateş
Hayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı.
Abese 80:24
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ
Felyanzuril insanu ila taamih.
Mustafa İslamoğlu
İnsanoğlu yediklerine bir baksın:
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de insan taamına baksın
Diyanet İşleri
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Mehmet Okuyan
Bu insan, yiyeceğine bir baksın!
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de o insan yiyeceğine baksın!
Muhammed Esed
Öyleyse insan, yiyeceklerin(in kaynağın)a bir baksın:
Yaşar Nuri Öztürk
Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine!
Süleymaniye Vakfı
O insan, yiyeceğine bir baksın!
Süleyman Ateş
İnsan şu yiyeceğine baksın.
Abese 80:25
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَباًّۙ
Enna sabebnel mae sabba.
Mustafa İslamoğlu
Elbet suyu tarifsiz bir cömertlikle Biz indirmekteyiz;
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o suyu bir döküş dökmekteyiz
Diyanet İşleri
Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
Mehmet Okuyan
Suyu bolca indirdik.
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz, o suyu bir döküş (bol bol) dökmekteyiz.
Muhammed Esed
(nasıl) suyu bolca indirmekteyiz;
Yaşar Nuri Öztürk
Biz suyu döktük de döktük.
Süleymaniye Vakfı
Suyu (gökten) bol bol, biz boşalttık.
Süleyman Ateş
Biz suyu iyice döktük.
Abese 80:26
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقاًّۙ
Summe şekaknel arda şakka.
Mustafa İslamoğlu
sonra toprağı tarifsiz bir incelikle yarmaktayız;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra o Arzı bir yarış yarmaktayız
Diyanet İşleri
Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
Mehmet Okuyan
Toprağı yardıkça yardık.
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra o yeryüzünü bir yarış (iyiden iyiye) yarmaktayız.
Muhammed Esed
ve sonra toprağı (daha da büyüterek) parça parça yarmaktayız,
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra yeryüzünü yardık da yardık.
Süleymaniye Vakfı
Sonra yeri (o suyla) parça parça ettik[1].
Süleyman Ateş
Sonra toprağı güzelce yardık da,
Abese 80:27
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَباًّۙ
Fe enbetna fiha habba.
Mustafa İslamoğlu
derken orada tohumu yetiştirmekteyiz...
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu suretle onda daneler
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Orada (toprakta) taneler yetiştirdik.
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bu şekilde orada daneler,
Muhammed Esed
bu sayede ondan tahıllar yetiştirmekteyiz,
Yaşar Nuri Öztürk
Ardından orada daneler bitirdik.
Süleymaniye Vakfı
Böylece orada tahıl bitirdik.
Süleyman Ateş
Orada bitirdik: Dane,
Abese 80:28
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
#peygamber
وَعِنَباً وَقَضْباًۙ
Ve ineben ve kadba.
Mustafa İslamoğlu
Mesela üzüm bağları, sebze bahçeleri,
Elmalılı Hamdi Yazır
Üzümler, yoncalar
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Üzüm ve sebze,
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
üzümler ve yoncalar,
Muhammed Esed
ve üzüm bağları ve yenebilir otlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Üzümler, yoncalar,
Süleymaniye Vakfı
Üzüm, yonca,
Süleyman Ateş
Üzüm, yonca,
Abese 80:29
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
وَزَيْتُوناً وَنَخْلاًۙ
Ve zeytunen ve nahla.
Mustafa İslamoğlu
zeytinlik ve hurmalıklar,
Elmalılı Hamdi Yazır
Zeytinlikler hurmalıklar
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Zeytin ve hurma,
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
zeytinlikler ve hurmalıklar,
Muhammed Esed
zeytin ağaçları ve hurmalıklar,
Yaşar Nuri Öztürk
Zeytinlikler, hurmalıklar,
Süleymaniye Vakfı
zeytin, hurma,
Süleyman Ateş
Zeytin, hurma,
Abese 80:30
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
وَحَدَٓائِقَ غُلْباًۙ
Ve hadaika gulba.
Mustafa İslamoğlu
balta girmemiş sulak ormanlar,
Elmalılı Hamdi Yazır
Afaka ser çekmiş dilber bağçeler
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Gür (ağaçlı) bahçe,
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
afaka ser çekmiş dilber (gönül alan) bahçeler,
Muhammed Esed
ve ağaçlarla dolu bahçeler,
Yaşar Nuri Öztürk
Gür çimenli, bol ağaçlı bahçeler,
Süleymaniye Vakfı
gür bitkili bahçeler,
Süleyman Ateş
İri ve gür bahçeler,
Abese 80:31
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#doğa
#cennet
وَفَاكِهَةً وَاَباًّۙ
Ve fakiheten ve ebba.
Mustafa İslamoğlu
meyveli ve meyvesiz bitkiler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Meyveler, çayırlar neler yetiştirmekteyiz
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Meyve ve çayır,
Suat Yıldırım
(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
meyveler, çayırlar; neler yetiştirmekteyiz.
Muhammed Esed
meyveler ve otlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Meyve, otlak/sebze.
Süleymaniye Vakfı
meyveler ve otlar,
Süleyman Ateş
Meyva ve çayır;
Abese 80:32
Cüz: 30 | Sayfa: 584
Ahiret
#cennet
مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ
Metaan lekum ve li en'amikum.
Mustafa İslamoğlu
sizin ve hayvanlarınızın (beslenmesi) için...
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizin ve davarlarınızın intifaı için
Diyanet İşleri
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Mehmet Okuyan
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yaptık).
Suat Yıldırım
Bütün bunları sizin ve davarlarınızın faydalanması için yaptık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sizin ve davarlarınızın yararlanması için.
Muhammed Esed
sizin için ve hayvanlarınızın beslenmesi için.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizin ve hayvanlarınızın yararına.
Süleymaniye Vakfı
hem sizin hem de en'am cinsi hayvanlarınızın /koyun, keçi, sığır ve develerinizin yararlanması için (bitirdik)[1].
Süleyman Ateş
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Abese 80:33
Cüz: 30 | Sayfa: 584
#korku
فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ
Fe iza caetis sahhah.
Mustafa İslamoğlu
Ve nihayet kulakları sağır eden o (mahşer) çığlığı koptuğunda;
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma geldiği vakıt o Sahha (o sayhasını dinletecek bela)
Diyanet İşleri
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Mehmet Okuyan
Kulakları sağır eden o ses geldiği zaman,
Suat Yıldırım
Ama vakti gelip de o kulakları patlatan dehşetli gün geldiği zaman
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama o sayha (gürültüsünü dinletecek bela) geldiği zaman,
Muhammed Esed
Ve böylece, (yeniden dirilmenin) o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğunda,
Yaşar Nuri Öztürk
Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde,
Süleymaniye Vakfı
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde[1],
Süleyman Ateş
Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,
Abese 80:34
Cüz: 30 | Sayfa: 585
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ
Yevme yefirrul mer'u min ehih.
Mustafa İslamoğlu
o gün kişi kardeşinden kaçacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
O kaçacağı gün kişinin kardeşinden
Diyanet İşleri
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Mehmet Okuyan
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.[1]
Suat Yıldırım
(34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kişinin kaçacağı gün kardeşinden,
Muhammed Esed
herkesin kardeşinden kaç(mak iste)diği Gün,
Yaşar Nuri Öztürk
Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar,
Süleymaniye Vakfı
o gün o kişi kardeşinden kaçar;
Süleyman Ateş
İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden,
Abese 80:35
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ
Ve ummihi ve ebih.
Mustafa İslamoğlu
annesinden ve babasından;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve anasından babasından
Diyanet İşleri
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Mehmet Okuyan
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.[1]
Suat Yıldırım
(34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
anasından, babasından,
Muhammed Esed
annesinden ve babasından,
Yaşar Nuri Öztürk
Öz annesinden, öz babasından,
Süleymaniye Vakfı
anasından, babasından,
Süleyman Ateş
Anasından, babasından,
Abese 80:36
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ
Ve sahıbetihi ve benih.
Mustafa İslamoğlu
hanımından ve çocuklarından...
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve refikasından ve oğullarından
Diyanet İşleri
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Mehmet Okuyan
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.[1]
Suat Yıldırım
(34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
karısından ve oğullarından.
Muhammed Esed
eşinden ve çocuklarından:
Yaşar Nuri Öztürk
Eşinden, oğullarından,
Süleymaniye Vakfı
karısından ve çocuklarından da…[1]
Süleyman Ateş
Eşinden ve oğullarından.
Abese 80:37
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#korku
لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ
Li kullimriin minhum yevmeizin şe'nun yugnih.
Mustafa İslamoğlu
o gün herkesin birbirinden kaçmak için yeterli meşguliyeti olacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan her kişinin bir şe'ni vardır o gün başından aşar
Diyanet İşleri
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Mehmet Okuyan
(Çünkü) o gün, her kişinin kendisine yetecek bir işi olacaktır.
Suat Yıldırım
O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlardan her kişinin o gün başından aşan bir işi vardır.
Muhammed Esed
o Gün her birinin durumu kendisi için yeterli bir endişe kaynağı olacak.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır.
Süleymaniye Vakfı
O gün, onun gibi olanlardan her birinin işi başından aşkın olur.[1]
Süleyman Ateş
O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır.
Abese 80:38
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ
Vucuhun yevmeizin musfirah.
Mustafa İslamoğlu
Bazı yüzler vardır: o gün ışıl ışıl, ağardıkça ağaracak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüzler vardır o gün ışılar
Diyanet İşleri
O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
Mehmet Okuyan
O gün bazı yüzler aydınlıktır.
Suat Yıldırım
Yüzler vardır o gün pırıl pırıldır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün yüzler vardır ışılar,
Muhammed Esed
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parıldayacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl,
Süleymaniye Vakfı
O gün kimi yüzler de parıl parıl parıldar,
Süleyman Ateş
Yüzler var ki o gün parıl parıl,
Abese 80:39
Cüz: 30 | Sayfa: 585
ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ
Dahıketun mustebşirah.
Mustafa İslamoğlu
şen-şakrak...
Elmalılı Hamdi Yazır
Güler sevinir
Diyanet İşleri
Gülerler, sevinirler.
Mehmet Okuyan
(Onlar) güler, müjdeyle sevinir.
Suat Yıldırım
Güleçtir, sevinç doludur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
güler, sevinir.
Muhammed Esed
güleç ve müjdelere sevinen.
Yaşar Nuri Öztürk
Gülen, müjdelerle parıldayan.
Süleymaniye Vakfı
güler ve sevinir.[1]
Süleyman Ateş
Güleç, sevinçli.
Abese 80:40
Cüz: 30 | Sayfa: 585
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ
Ve vucuhun yevmeizin aleyha gaberah.
Mustafa İslamoğlu
Bazı yüzler de vardır: o gün bütünüyle top-toprak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüzler de vardır o gün üzerinde tor toz
Diyanet İşleri
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
Mehmet Okuyan
O gün bazı yüzlerde de toz (hüzün) vardır.
Suat Yıldırım
Yüzler de vardır toza toprağa bulanmış,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yüzler de vardır, üzerinde tor toz.
Muhammed Esed
Bazı yüzler de o Gün toz toprakla kapanacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yüzler vardır o gün toza toprağa bulanmış.
Süleymaniye Vakfı
Yine o gün kimi yüzler kül rengine döner[1],
Süleyman Ateş
Yüzler de var ki o gün tozlanmış.
Abese 80:41
Cüz: 30 | Sayfa: 585
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ
Terhekuha katerah.
Mustafa İslamoğlu
karardıkça kararacak...
Elmalılı Hamdi Yazır
Sarar onu bir kara
Diyanet İşleri
Onları bir siyahlık bürür.
Mehmet Okuyan
(Onları âdeta) karanlık kaplamıştır.
Suat Yıldırım
Üstünü karanlık kaplamıştır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu bir kara sarar.
Muhammed Esed
her yanı kuşatan bir karanlıkla:
Yaşar Nuri Öztürk
Tozu toprağı da bir is bürümüştür.
Süleymaniye Vakfı
onları kara bir leke kaplar.
Süleyman Ateş
Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli).
Abese 80:42
Cüz: 30 | Sayfa: 585
#hidayet
#inkar
اُو۬لٰٓئِكَ هُـمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
Ulaike humul keferetul fecerah.
Mustafa İslamoğlu
İşte bunlar, inkarın dibini boylayan ve yoldan sapan sorumsuz kimseler olacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte onlar o kefere-i fecere
Diyanet İşleri
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
Mehmet Okuyan
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.
Suat Yıldırım
İşte bunlar kafir, günaha dadanan, haktan sapan kimselerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).
Muhammed Esed
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar.
Süleymaniye Vakfı
İşte onlar, kafirlik etmiş ve günaha batmış olanlardır.[1]
Süleyman Ateş
İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.